Zekeriya Yıldız

Zekeriya Yıldız


ZAMANI HEBA ETMEK

06 Şubat 2021 - 17:04

Çok değerli olan zaman elimizden sabun köpüğü gibi akıp gidiyor. Durdurma gibi bir lüksümüz yok, sadece her anını her saniyesini iyi kullanmak zorundayız.” Geçmiş geçmiş, gelecek de henüz gelmemiştir. Yaşanan tek an, şu andır”.  
Hikaye bu ya;
Bahar mevsimi, toprak içinde iki tohum yan yana yatıyorlardı. Buğday tohumu yanındaki yulaf tohumuna seslendi:
“ Ben köklerimi toprağın derinliklerine salmak, filizimi toprağın üstüne uzatmak istiyorum. Baharın müjdecisi olmak, ileride tomurcuklar açmak ve güneşin sıcaklığını yapraklarım üzerinde hissetmek istiyorum. Rüzgar, yavrusunun başını okşayan baba gibi beni okşasın istiyorum”.
Yulaf tohumu ise ürkek bir sesle:
“Ben korkuyorum. Köklerimi salarsam kurtlar kemirmeye kalkar, filizlerimi toprağın üstüne gönderirsem belki de kuzular beni bekler. En iyisi uygun zamanı beklemek. Hem burada sırtüstü yatmak, bana çok zevkli geliyor. Elimi sıcak sudan soğuk suya sokmak, yeni bir maceraya sürüklenmek istemiyorum” der.
Buğday tohumu:
“Yeteneklerimi geliştirmek, başarmak, özgürce gökyüzünü seyretmek istiyorum. Tembellik, miskinlik bana göre değil”.
Buğday tohumu, arkadaşıyla yollarını ayırdı. Köklerini toprağın derinliklerine saldı. Filizlerini toprağın üstüne uzattı. Filizleri kısa sürede yaprağa dönüştü. Her sabah güneşle selamlaşmak, kuş sesleriyle tanışmak, rüzgarda sallanmak çok hoşuna gidiyordu… Muhteşem bir duyguydu bu. İyi ki yerinden fırlamış çalışmış ve köklerini salmayı başarmıştı.
Yulaf tohumu, uygun zamanı bekliyordu. Buna tembel tembel yatmak da denebilir. O sırada baharın gelmesiyle toprağı eşeleyen tavuk, boylu boyunca uzanan yulaf tohumunu buldu ve bir lokmada yutuverdi. Yulaf olmayı göze alamayan tohum sonunda gübre oldu…
Gençler:
Güzel olan her değeri, kazanmak adına, vaktinizi, imkânlarınızı, fırsatlarınızı ısrarla zorlayın.
Zira sizde o bilimsel zekâ seviyesi mutlaka vardır.
Doğumdan ölüme, aile, toplum, okul eğitimi ve en mühimi kendini yetiştirmek gibi değerler insanı insan yapan öğelerdir.
Ömrüne bu vasıflarla değer katmamış kişi insan sadece kuru kalabalık yapmaktan öteye gidemez.
Size varlığı ile bir şey öğretmeyen, katmayan, dünyayı kendi ekseninde kabul eden insancıklara, kendinizi anlatmaya çalışarak zamanınızı heba etmeyin.
İyi, kaliteli; güzel ahlaklı insanlar ile oturup kalkın. Yalan konuşan, vicdansız, kıskanç, cahil, cimri, sürekli geçmişi ile ilgili boş laf anlatanlardan, egosu yüksek ve her şeye olumsuz bakan kişilerden uzak durun!
Kim olursa olsun merhametsiz ve sevgiden fukara insanlara sevginizi hele de zamanınızı asla heba etmeyin!
Sevgili gençler;
Gerçek hayatımızda “buğday ve yulaf” hikayelerinin aynısını pek çok defa bizzat yaşamış veya çevremizde görmüşüzdür. Sizin seçiminiz hangisi? Buğday olup özgürlüğün, güneşin, rüzgarın, hayatın tadını çıkarmak mı? Yoksa yulaf olup gübre olmak mı?..
“Dünya bir gündür oda bugündür”…  Selam ve dua ile…