Zekeriya Yıldız

Zekeriya Yıldız


Yazmadan Edemedim, Kime Hain Denir?

09 Haziran 2020 - 10:39

Dünya genelinde koronavirüs ile mücadele sürerken, BBC ve CNN, Reuters, Türkiye’nin sürdürdüğü koronavirüs ile başarısını dünyaya servis etti. Bu başarının dünya kamuoyunda geniş yankı bulması ve ardından ABD Sağlık Bakanı’nı, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’dan tedavi protokollerini isteme haberini göğsüm kabararak izledim geçen hafta. Aynı saatte başka bir haber kanalına geçtiğimde;  HDP Milletvekili Farisoğulları, ve Güven’in "silahlı terör örgütüne üye olmak" ve CHP millet vekili Enis Berberoğlu’nun "Devletimiz aleyhine casusluk yapmak suçlarından dolayı haklarında mahkeme tarafından verilen kesinleşmiş cezalarına istinaden,  TBMM tarafından milletvekillikleri düşürüldü”. Bu kanuni sürece CHP ve HDP’nin yoğun tepkisi, "Kahrolsun faşizm", "Darbeci AKP", "Direne direne kazanacağız" sloganları…  O anda kapanan gözlerim ardında şu düşünce beynimde canlandı; hain kime denir?.. ve yazmalıyım dedim…
 
Bu Millet çok hain gördü…
Bu Millet çok hain gördü,  ama hepsi de gereken cevabı aldı...
Bu memlekette sabaha kadar salâlar, ezanlar okundu, meydanlarda bayraklar dalgalandı, çıplak elle tanklara karşı duruldu… İmanlı millet topyekûn, kalkışmaya karşı koymuştu…

Geçmişte kurgulanmış ne çok çok oyun gördük, çok can kaybettik, çok acılar yaşadık...
Bu aziz vatan için ne Şehitler verdik… Acıları çaresiz yüreklerimize düşmüş…
Bazılarının söylediği; efendim ne yazık ki “hayat devam ediyor” diye anlamsız ve içi boş bir lafımız vardır...
Hadi gidin bu lafı o şehit ailelerine anlatın…
Hayat nasıl devam ediyor? Anlatsınlar size… 

Kime hain denir?
Kanuni Sultan Süleyman, şeyhülislam Ebussuud Efendi'ye bir mektupla "Allah korusun Devlet-i Osmaninin yıkılışı neden olur" diye sorar. Şeyhülislamın cevabı ise "Neme lazım"dır. Sonra anlaşılır ki "Bir devlet 'bana ne, neme lazım' denirse yıkılır" demektir.
Haksızlık karşısında susmamak; devletine, milletine, bayrağına, ezanına sahip çıkmak her vatandaşın dinî ve millî görevidir. Bunu yapmayanlar, boş verenlerin konumu ne olursa olsun haindirler...
600 seneden fazla ayakta kalan Osmanlı devletinde en önemli suç ihanetti. İhaneti sabit olanlar, kim olursa olsun ölüm cezasına çarptırılırdı. Bütün mallarına devletçe el konurdu. Bu mallardan mirasçılarına kirli sayıldığı için tek akçe bile verilmezdi. Bu paraların hepsi fakir fukaraya dağıtılırdı. Hatta bazen de sadece gayrimüslimlere dağıtıldığı da olurdu. Bu hainlerin kabrine taş bile dikilmezdi..

Etrafımızda birçok idareci ve siyasetçi var ki,  bu memleketin ekmeğini yer, suyunu içer…
Bu ülkenin her türlü nimetinden faydalanır da, vatan, millet ve bayrak düşmanlarına arka çıkar…
Teröre destek verir, terör örgütlerine bu milletin parasını aktarır,  makam ve mevkilerini bu devletin zayıf düşmesi ve bu vatanın bölünmesi için kullanır, bunlar demokrasiye sığınarak, dış ve iç düşmanlarla işbirliği yapar;  işte bunlar nankör hem de haindirler…
Ayakta kalmak isteyen her devlet, bu hain tipleri dikkatle izler, takip eder, yanlışını bulduğu anda cezasını verir, asla onlara göz yummaz...

“İçimizdeki hainler korkmayın, titreyin!
Bu vatana, bu millete, bu bayrağa, bu ezana ihanet cezasız kalmaz”!
Bu ülkede bir tane bile hain kalmayana kadar milletçe mücadelemiz sürecek; karanlık düşüncelerden kurtuluncaya kadar…
Selam dua ile…