Zekeriya Yıldız

Zekeriya Yıldız


İNSANDAN GİDEN VİCDAN…

05 Aralık 2020 - 13:04

Bana göre insanlığın en büyük sorunlarının başında insandan giden vicdan geliyor. Başımızı nereye çevirsek, katliam yaşanıyor. Kafanızı kaldırıp ağaç kalmayan Spil’e bakın yeter! Ne demek istediğimi çok iyi anlarsınız. Tek bir canlının yaşamadığı zehir akan ve hiç gündemden düşmeyen Gediz’e bakın. Nif Çayı’na bakın! Bildiğiniz o koca, koca arıtma tesislerinden Gediz’e çamur salındığı… Fabrikalarda çalıştırılmayan arıtmalar… Bunlar kime güveniyor, hangi gücün arkasına sığınıyor da inat ediyorlar, anlamış değilim.

Zaman zaman su taşıyan helikopter sesi duyarım uzaktan uzaktan. Dumanları görürüm bazen başımı çevirdiğimde yanan ormanlardan… İnsandan giden vicdan, su kalmayan toprakta mı kalır? Mevsim kış. Yağmurlar ha geldi ha gelecek! Bulutlar sinyal veriyor, geliyorum, geleceğim ha dercesine, gelse bile birkaç damla… Ağaçları kestik,  ormanları yaktık! Ovalar beton yığını;  seyirci O kravatlılar…  Merhameti, vicdanı, kul hakkını bırakmaktan daha kolay diye düşünürler herhalde!..

Dağından yağ, ovasından bal akan bereketli topraklar üzerinde yaşıyoruz. Toprağın bereketini, kıymetini ve değerini öğrenemeyen, ekmeğin ve suyun değerini nereden bilinsin ki? Bilenlerle de karşılaşmadık zaten! Tohumu ekmek için önce suya ihtiyacın olacak. Baksanıza musluklar tıs, tıs demeye başladı… “Elektrik kesintisi” yalanı da cabası…

Değerli okurlar; bütün güzelliklerin suyunu çektiği bir zaman diliminden geçiyoruz…  Dünya insanında korkutucu bir ruhun kuraklığı. Dikkatle bakın, çoğunun ruhları çölleşmeye doğru gidiyor. Neredeyse kuraklıktan ölecek bir toplum!

Eskiden umutlar dokuz doğururdu şimdi kısırlaştırıldı. O eski güzellikleri göremiyorsak kayıptan sayıldığı için değil, bütün renkleri ve değerleri kire bulaşmış bu dünyada bizim siyah beyaz tutkularımız ayıptan sayıldığı içindir.

Yaratan bizi uyarıyor sürekli. Her mevsim, her yıl. Kaç kere uyarıldık; sellerle, depremlerle... Bir yıldır da “Korona” denen illetleyiz. Gözle görülmez bir tehdit bu, her köşe başında, her kalabalıkta pusu kurmuş bekleyen bir tehdit.  Bu nedenle de kendinizi korumanızın imkansız olduğu bir musibet… Hayat bugüne kadar bildiğimiz haliyle devam etmiyor, süresiz olarak askıya alındı yaşantımız. Yalnızlık ve korku içinde yüzüyoruz. İnsanların, tehdidin ebatlarını ve niteliğini ne kontrol edebildiği ne de kavrayabildiği bir durumda tetiklenen bir teyakkuz hali bu.

Komşularımız, akrabalarımız, dostlarımız, koca koca insanlar, anlı şanlı adamlar bir yaprak gibi virüsün önünde sürüklenip gittiler. Ya yoldakiler…
Teorik olarak insanların isyanlarda oldukları dönemlerde helak olduklarını biliyorduk.
Şimdilerde “Korona” ile pratiğini mi yaşıyoruz?
Evet, yaşananlardan ibret alabilirsek ne ala!
Belki de hayatımıza bir çeki düzen vermenin tam zamanı!..

Sanırız bize şırınga edilmeye çalışılan merhametsizlik, vicdansızlık kültürüne sırt çevirerek Kaf dağından inip tam bir itaatle teslim olma zamanı…
Kul olduğumuzun idraki ile Yüce Rabbimizin emirlerine teslim olduğumuzda her iki dünyamızın da bizim için mutluluk kaynağı halini alması muhakkak!
Her ferdin ödeyeceği mutlak bir bedel var diye de düşünüyorum…
Selam ve dua ile…