Zekeriya Yıldız

Zekeriya Yıldız


“GENÇLİK ZEHİRLENİYOR”

12 Haziran 2021 - 23:34

Manisa Manşet gazetesi önemli bir konuya parmak bastı. 10/ 06/ 2021 tarihinde manşetten verdiği, “Gençlik zehirleniyor” haberi ne derece hassasiyet içerdiğini ve toplumunda bir o kadar duyarsız kaldığını düşündüğüm için konuyu tekrar gün yüzüne çıkarmak istedim.

Konu çok vahim..
Avrupa Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi’nin (EMCDDA) 2017 Uyuşturucu Raporu’na göre, Türkiye sentetik uyuşturucu kullanımı sonucu ölümlerde, Avrupa ülkeleri içinde ilk sırada yer alıyor. Yine aynı raporda, yüksek dozda uyuşturucu kullanımı nedeniyle 2017 yılında Türkiye’de 580 kişi’nin yaşamını yitirdiği ve Türkiye’de Bonzai kullanımının 5 yılda 15 kat artış gösterdiği ifade ediliyor… 2020 rakamlarının çok daha yukarılarda olduğu muhakkaktır. Konu çok vahim değil mi?

Bu gidiş tehlikeli!
Her geçen gün, zehirlenen gençlerin sayısı hızla artıyor. Aileler perişan. Yetkililere soruyoruz? “Haberiniz var mı? Gençlik zehirleniyor…”
İslam’ın öngördüğü beş temel hedef ise, dini, aklı, nefsi, nesli ve malı korumaktan oluşmaktadır.
Akla zarar veren şeylerin başında ise uyuşturucu ve alkol kullanma gelmektedir. Alkollü içki ve uyuşturucu kullanma oranı son yıllarda bir hayli arttı,  tam anlamıyla bir sektöre dönüşmüştür. Okul önlerinde ya da yakın çevrelerinde o küçücük bedenleri zehirlemek ve onların sırtından rant sağlamak için yoğun çaba sarf edilmektedir. Genellikle torbacı denenler ya da kullanıcılar yakalanmakta, onların arkasındaki asıl baronlara dokunulamamakta…

Ya sosyal medya?..
Gençlerimiz en az uyuşturucu kadar sosyal medya ve internet çağının başlamasıyla yaygın ve kapsamlı uyuşturucu gibi bir zehirlenmeye muhatap olma ile karşı karşıya…
Sosyal medyada 10 yıl önceki hal ile şimdiki hali, yani yaşanan değişimi gösteren fotoğraf furyası var. Bu furyada en çok dikkat çekenler başörtülerini çıkarmış genç kızlar/kadınlar..
Yüzlerce kadın “Geçmişte örtülüydüm değiştim, açıldım, özgürleştim” diyerek fotoğraflarını paylaşıyorlar.
Paylaşılan resimlere “Aile baskısı ile örtünmüşler ilk fırsatta kurtuldular” veyahut “Zaten taşıyamıyordun başörtüsünü iyi olmuş çıkardığın” şeklinde yüzeysel yorumlar yazılıyor.
Bu toplumsal değişimin nedenlerinin tahmin edilenden çok daha derin olduğunu düşünüyorum. 
Bu, ne sadece baskıdan kurtulma meselesi ne de tepkiyle oluşan basit bir değişim değildir.
Başörtüsünün itibarını korumayı bir tarafa bırakın, o başörtüsüne ağır bir leke sürülüyor.
En çok utanması, özeleştiri yapması gereken dindar kesimin erkekleri ise boş ve kırıcı laflar söylemekle, “Ne oldu bize, niçin böyle olduk” gibi yüzeysel lakırdılar…
Bir başka neden ise İslami söylemin iktidarla yaşadığı iflas..
Dindar siyasetçilerin yaptıkları haksızlıklar, hukuksuzluklar, kabalıklar onlara ortak olan aydınlar, kanaat önderleri ve dinî terbiye ile yetişmiş muhafazakar kesimin tüm bu olup bitenler karşısındaki sessizliği.

Gençlik rol model bulamıyor..  Olay bu…
Bir başka olumsuz pencere ise, Türkiye’de son yıllarda boşanmaların Müslümanlar arasında da artmasının nedeni son yıllarda uygulanan politikalar neticesinde meydana gelen ahlaki çöküntü ve yozlaşma olduğu. Bu felaket, kızıyla erkeğiyle, en çok çocukları ve gençleri etkilemektedir. Toplumun geleceği olan gençlerin pimi çekilmiş bomba haline gelmelerinin nedeni de bu değil mi?. Bu bir çürümüşlüktür…
Bu olumsuzlukların yaygınlaşması, tüm toplumu içine alan bir çürümeye neden olmaktadır. Bu çürüme, er ya da geç bunda katkısı olmayanlar da dahil herkese zarar verebilecek konuma geleceği muhakkak.

Bu gidiş iyi değil; çok tehlikeli..
Gençlik, bir ülkenin hazinesi, gelecekteki gücüdür. Gençlerimizin zehirlenmesine hep birlikte karşı duralım.
Milletimizin millî ve manevi değerlerini, güzel hasletlerini gençliğimizin en büyük sermayesi yapalım.
Gençlerimizin bir elinde dünya bir elinde ahiret, bir elinde Kur’an, bir elinde bilgisayar olsun. Gençlerimizi kötü arkadaşlardan ve kötü alışkanlıklardan uzak tutmak için onlar ilgi alanımızın en ön sırasında olsun.

Unutmayalım ki:
“İffet, haya, edeb ve ahlak müminlerin en aziz sermayesidir. Ne var ki bugün, Sonbahar yaprakları gibi dökülüyor Müslümanlar..

Eyüp’te, Fatih’te ölüler diri; sokakta, ekranda arzı endam eden diriler ise ölü..
Ya Rabbi! Bizi yeniden İslam’la dirilt ki yaşayan ölüler için cansuyu olalım”.