Zekeriya Yıldız

Zekeriya Yıldız


Gençliğim Eyvah!..

29 Haziran 2020 - 10:28

Gençlik meselesi politikalar üstü bir meseledir. Genç ister batılı, ister doğulu, Karadenizli, ya da Akdenizli olsun; hangi mahallenin evladı olursa olsun, memleketin geleceğidir O. Bu yüzden ‘’onlardan’’ veya ‘’bunlardan’’ olmasına bakılmaz. Hepsini kendi evimizin evladı olarak bilmeli ve ilgilenmeliyiz. Politik bakışların getireceği körlükler, bizi bugünlere; kâbuslara çıkacak derin uykulara daldırdı…
Sonu kâbuslarla sonlanacak bu uygudan çıkmak için; devletin ve siyasetçilerin yapacakları çok şey vardır. Öğretmenlerimizin ve velilerimizin de yapacakları da... Nerde o ‘’insan yapan insan’’ öğretmenlerimiz...
 
Gençlerin durumuna bir bakalım
Allah’a şükürler olsun ki: genç bir nüfusa sahip bir ülkeyiz! Bu durum şimdilik sevindirici olabilir, ama geleceğimiz açısından biraz umutsuz gözüküyor!
2019’da 15-24 yaş genç nüfusumuz 13 milyona ulaştı. Yani ülkemizdeki altı kişiden biri gençtir. Bu sayı 20 AB üyesi ülkenin nüfusundan fazla. Bu genç nüfusun yüzde 44’ü eğitimde, yüzde 19’u istihdamda ve yüzde 10’u hem eğitimde hem istihdamdadır.  Toplarsanız yüzde 100 etmiyor! Çünkü genç nüfusun3 milyondan fazlası ne işte ne de okulda. İş arayan gençlerimizin dörtte birinden fazlasının ise hiçbir işi yok.
Her yıl 1 milyona yakın insanımızın çalışma yaşına vardığını düşünürsek tablonun vahameti ortada. “Yarını Yazacak Gençlerdir! Efendiler…”
Asıl vahim olan şu ki
Kamuoyu araştırma şirketi KONDA’nın, gençlerin hayata bakışı ve yaşam şekillerinde son 10 yılda neler değiştiğine dair bir rapor yayınladı. Bu raporda gençler (18-29 yaş) arasında dindarlığın son on yılda azaldığını gösteriyor. Kendini dindar olarak görenlerin sayısı 2008’de %55 iken 2018’de bu sayı %51’e gerilemiş… 2020’deise bu sayının %50’lerin altına inmediğini kimse söyleyemez.
Gençlerin hayat tarzlarını, dünyaya bakışlarını göz ardı edemeyiz, küçümseyememeyiz. Gençleri yargılayamayız!
Çıkan bu vahim tablonun asla onların tercihleri ve meselesi olmadığına yürekten inanıyorum. Ortada gençlerle ilgili bir sorun varsa bunun sorumlusu gençler değil biz büyükler; başta siyasetçilerdir.
Neden mi?
Çünkü artık çocuklar ailelerin değil. Aile bir çocuğun gelişimi ve eğitimi için çevresel faktörlerden sadece bir tanesidir. Aile tek başına artık hiçbir anlam taşımıyor. Çocuğun ve gencin yetişmesinde okul, arkadaş çevresi ve sosyal medya çok daha fazla önem arz ediyor.
“Dindar nesil yetiştirme” kolaycılığı için İmam Hatip’e göndererek dindar olarak yetiştirmeyi düşündüğümüz çocuklarımızın elindeki akıllı telefon ve internet ağı, ona öğretmek istediğimiz dünyayı kökten sarsabilecek bilgilerle dolu efendiler... Dünya artık duvarlar öremeyeceğiniz kadar şeffaf… Soruyorum sizlere; başımızdakilerin umurunda mı dersiniz?
 
Ne olur kendinizi de bizi de kandırmayın!..
Biz yetişkinlerin sık sık “Gençlik nereye gidiyor?” türünden yakınmalarımız olur. Oysaki ülkedeki olumsuzlukların başaktörleri genelde gençler mi, yoksa yetişkinler mi?
Buyurun bir bakalım;
Daha yeni, başımızda patlayan 15 Temmuz belasını planlayanlar gençler mi?
Sanatçı kimliğiyle her türlü ahlaksızlığı yapanların yaşı kaç?
İlahiyatçı sıfatıyla ekranlara çıkıp kafa karıştıranlar kaç yaşında?
Gençleri ifsat eden sinema filmi ve dizilerin yapımcılarının doğum tarihleri ne?
Kimin elinin kimin cebinde belli olmadığı, çarpık/ahlaksız ilişkilerle dolu dizilere reyting rekoru kırdıran gençler değil.
Televizyonlarda kan damlayan, şiddet kusan senaryoları geçler yazmıyor.
Evlilik gibi kutsal bir müesseseyi, evlilik programlarında damı çökmüş bir gecekonduya dönüştüren gençler mi?
Genç Youtube fenomenlerini seyrediyoruz diye ağlaşıyoruz. Ama o fenomenlere film çektirip parayı götüren kimler?..
Gece kulüplerinde kavga eden sanatçılar, futbolcular el üstünde tutulurken, okul koridorlarında münakaşa eden öğrencileri disipline gönderemezsiniz…
Bir yandan her türlü rezilliği özgürlük olarak sunan, cinsiyetsiz bir toplum özlemiyle yanıp tutuşan yazarların kitaplarını okur, siyasi söylemleri beka uğruna alkışlar, diğer yandan ailenin öneminden bahsedemezsiniz.
Biz yetişkinler mücahitliği müteahhitliğe çevirip;  şehirleri beton yığınına boğarken, gençlerden geleceği inşa etmelerini bekleyemezsiniz.
Hey gidi yetişkinler; alttan bir sürü dersiniz var, gençlere üst perdeden ahlak dersi vermeye çalışıyorsunuz!

Efendiler! Sizlere bir şey söyleyeyim mi? Asıl sıkıntı, yeni nesle eski nesilleri unutturan biz yetişkinlerde. Gençliğe laf söylemeyi bırakalım artık da biz yetişkinler aynaya bakalım aynaya…
Artık  “Sizler bu ülkenin geleceğisiniz!” gibi klişe sloganlardan vazgeçelim.
Çünkü bizler yaşadığımız günü bile kurtaramazken, yarınları kurtarma işini niçin gençlere ihale edip suçluyoruz ki!

Hadi gelin gençleri biraz daha suçlayalım…
Son iki yılda kaç tane filmi çekilmiş ve bunlardan kaç tanesi atalarımızı anlatıyor? Kitapçıları çok satanlar rafındaki kitaplardan kaç tanesi gençlere ecdadını sevdirmek için yazılmış?
Bizler dedelerimizin emanetine sahip çıksaydık, gençlerde yarınları emanet olarak kabul ederdi belki. Ama şu durumda hiç emanet verecek durumumuz yok! Kusura bakmayın!
Geçmişini unutturduğumuz bir nesle, gelecekten ödev veremezsiniz! Efendiler… Bu yüzden, “Yeni nesil şöyle, yeni nesil böyle!” diye konuşup durmayı bırakın! Allah aşkına…
Gençlere,  “Senin yaşında Fatih İstanbul’u fethetmişti!” diyerek demagoji de hiç yapmayın! Çünkü o gencin babası ne II. Murad, ne de hocası Akşemseddin...  İstanbul da artık Fatih’in fethettiği İstanbul da değil.
Türkiye’nin savaşsız teslim alınmak istendiği “Zina Yasası” ve “İstanbul Sözleşmesi”ni yürürlüğe koyan geçler mi? 

Sorunu gençlikte ya da yaşadığımız dünyanın koşullarında görmek doğru değildir. Sorun biz büyüklerin aymazlığımızdan, umursamazlığından kaynaklanıyor, içinde yaşadığımız dünyayı, gençleri anlamamaktan kaynaklanıyor. Anlamadığımız/anlamak istemediğimiz bir dünyanın içinde yetişen çocuklarımızı anlayamayız. “Bu çocuğa “seni anlayamıyorum”! demek, çocuklarımızın değil, bizim sorunumuzdur. “Gençleri sürekli ‘sorun’ kelimesiyle yan yana kullanan büyükler, arada bir aynaya bakmalı.
Bence gençler büyüklerin güç alanına girinceye kadar çok iyiler, sonra sorunlar başlıyor”, ne dersiniz?

“Toplumda insan inşa etmeye vereceğimiz ağırlığı, siyaset dediğimiz çok küçük bir alana yığdığımız için bütün doğruluk ve güzellik kanallarımızı kuruttuk.  “Gerçek siyaset insan olmak ve insan yetiştirmektir” diyor”. (Savaş Ş. BARKÇİN)

Gençlerin durumu günümüzün en önemli sorunu olarak ele alınıp üzerinde durulmaz ise, oturduğunuz koltuklar, dahası ülkenin geleceği tehlike altında demektir. Gençlere yönelik politika ve çalışmalarınızı gözden geçirin lütfen!..
Gelin kendimizi de, siyasetimizi de değiştirelim!

Evet evet, “Biz kendimizi değiştirmez isek, Allah bizim hakkımızdaki hükmünü değiştirmeyecek"…

Selam ve dua ile…