Zekeriya Yıldız

Zekeriya Yıldız


Eyüp Sultan’dayım

25 Aralık 2019 - 20:00

“Geçen sabah idi Eyyûb’a doğru çıkmıştım.
Aşıp da sûrunu şehrin atınca birkaç adım,
Ufuk değişti, önümden çekildi eski cihan;
Göründü karşıda füshat-serâ-yı kabristan” diyor şairlerin piri M. Akif.



Eyüp Sultandayım:
Ölüler ne anlatır bize?
Dirilerin dünyası ne kadar diri?..
Ölüsü bile hayra hizmet edenler…
Mezar, çınar ve dua'nın başkentinde,
Bir temaşa edelim diye,
Eyüp Sultandaydım.
Ulu mezarların gölgesinde serinleyen ve minicik mezarlarından hayata diriliğini gösteren çınarların yanı başında…
Eyüp-el Ensari ve İstanbul'un gizli sahiplerine yaklaştıkça bir görüntü olduğum yere çiviledi; zıpkın gibi, kurşun gibi bir şey tam kalbimden...



Minicik bir mezar taşı, minicik bir çocuğun baş-taşı bir ağacın gövdesinden biz ölümlülere gülümser gibi bakıyor...
Kendi kendime dedim; dirim tabiata, insanlığa hayır pek vermiyor, ama şu “Sabi”nin ölüsü bile bir ağacın canlı olmasına sebep oluyor diye kahroldum kendi kendime.
Sonra dayanamadım, mezarlıkta başka kaç diri mezar var diye baktım. Altında ölü değil de dipdiri uyuklayan Adem’ler çok…
O güzelim insanları görmek nasip olmadı, fakat yaşantılarımıza örnek teşkil ediyorlar ve etmeye de devam edecekler…
Yaydıkları o ışık günümüzü, gönlümüzü ve yolumuzu aydınlatmaya yetiyor, görebilene… Kendileri hikmet ve tevazu sahipleri oldukları için olsa gerek, mezarlarında kendileri gibi doğa ve insanlarla iç içe huzur içindeler…
Allah’ın dostları; Ölüsü bile hayra hizmet edenler demişim ya…



“Rütbe var; yazılır mezar taşına
Zaman selleriyle aşınır gider.
Rütbe var; yazılır cennet arşına
Sonsuzdan sonsuza taşınır gider” diyor Cengiz Numanoğlu.
Büyük hesap gününü unutup küçük hesapların peşinde koşanlar; emin olun ki, hep o küçük hesapların içinde boğulup kalacaklar...
Selam ve dua ile…