Zekeriya Yıldız

Zekeriya Yıldız


ÇANAKKALE’DEN 23 NİSAN’A..!

24 Nisan 2021 - 21:03

“23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” adı;  TBMM’nin açılışının 1. yılında “23 Nisan Millî Bayramı” olarak anılırdı. 1927’deki Himaye-i Etfal Cemiyetinin savaşta öksüz ve yetim kalan çocuklar için bahar şenliği anlamına gelen bir şenlik olarak kutladığı Çocuk Bayramı, 1935 yılında kutlanmaya başlanan Hâkimiyet-i Milliye Bayramı birleştirilerek tek bayram haline getirildi. 12 Eylül darbesi sonrası MGK, bu bayrama “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” adını verdi.  “Bugün 23 Nisan / Neşe doluyor insan” diye okullarda eğitilerek bu günlere geldik...
23 Nisan Cuma günü Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nın 101'inci yılı Koronavirüs salgınından dolayı caddeler, meydanlar, okullar boş kalsa da,  yurdun dört bir yanında çocuklar, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı mesajlarını hazırladıkları kliplerle kutlandı.
23 Nisan öncesini anlamadan bugünü anlamak mümkün değildir. Türkiye neden böyle ve nereye gidiyoruz sorusunun cevabı birazda Muhammet İkbali anlamakta gizlidir.
Bu vesileyle Muhammet İkbal’in 83. ölüm yıldönümünde(21 Nisan 1938) anmış olalım. İkbal’in düşünce dünyasını anlamak, içinde bulunduğumuz durumun çürümüşlüğünden ve tükenmişliğinden çıkmak için zorunlu bir gerekliliktir.
Şair ve mütefekkir olan İkbal, siyasetin içinde aktif olarak bulunmuştur. Siyaset yapan İkbal, sahici anlamda siyasetin ne olduğunu veciz bir şekilde söyle ifade etmektedir: "Siyaset; çalışmak, izzet ve şerefe davet etmektir."

ÇANAKKALE VE MUHAMMET İKBAL
Mucizeler Tarlası Çanakkale ile ilgili bir mucize de: 25 Nisan 1915 Çanakkale’de savaşın en kızgın anlarının yaşandığı sıralarda, dünyanın öbür ucunda Pakistan'ın (o tarihlerde Hindistan ile beraber) Lahor kentinde, muhteşem bir miting düzenlenir. Miting de konuşan Muhammed İkbal’dir.
Muhammed İkbal, Birinci Dünya Savaşı’nda İtilaf Devletleri’nin Osmanlı Devleti’ne vahşice saldırısını hazmedemeyen muhteşem bir insan. Dünyanın öbür ucu Pakistan’da Osmanlı’ya para ve gönüllü mücahit toplayan kişidir “O”…
Sonrasında Kurtuluş Savaşı yıllarında, Pakistan halkından 1,5 milyon sterlin toplayıp Ankara hükümetine yollatmıştır...
Halkın büyük çoğunluğunun fakir olmasına rağmen, meydanlara serilen yardım sergilerine, küpelerini, alyanslarını, evdeki eşyalarını satarak elde ettikleri paraları atarlar kadim dostlarımız ta Pakistan’dan…

 Lahor’da ise başka bir heyecan vardır. Muhammed İkbal muazzam kalabalık karşısında kürsüye gelir. Birkaç gün önce gördüğü rüya ile ilgili gözleri doludur. Mikrofona yaklaşır ve tarihe damga vuracak o meşhur şiirini okur ve der ki:
Dedi Hz. Muhammed
Cihan bahçesinden bana bir koku gibi yaklaştın
Söyle bana ne gibi bir hediye getirdin?
Dedim: Ya Muhammed dünyada yok rahatlık
Bütün özlemlerimden umudu kestim artık
Varlık bahçesinde binlerce gül lale var
Ama ne renk, ne koku… Hepsi de vefasızdır
Yalnız bir şey getirdim kutlanmıştır tekbirlerle
Bir şişe kan ki eşi yoktur namusudur, vicdanıdır
Buyurun, bu Çanakkale şehidinin kanıdır

” İkbal ile birlikte meydandaki herkes hüngür hüngür ağlamaktadır. Gönderilen maddi yardımların yanında bir de içten dualar ederler Çanakkale'deki kardeşlerine…
O gün dünyanın neresinde Türk ve Müslüman varsa Osmanlı’nın madden ve manen yanında olmuştur. Mehmetçik ise ona güvenen Müslüman dünyanın yüzünü güldürerek; dünya devletlerinin saldırısına rağmen başını dik tutmuştur...

“Bugün 23 Nisan / Neşe doluyor insan” diyerek bu günlere gelinmedi...
Unutulmasın ki; Çanakkale Zaferi dünyadaki bütün Türk ve Müslüman toplumlarının zaferidir.
Bu zaferle 23 Nisan’a yürünmüştür.

23 Nisan öncesini anlamadan bugünü anlamak mümkün değildir...
Türkiye neden böyle ve nereye gidiyoruz sorusunun cevabı da burada gizlidir!