Zekeriya Yıldız

Zekeriya Yıldız


“Bu da Geçer Ya HU”...

19 Mart 2020 - 00:55

“Bu da Geçer Ya HU”nun hikayesi: Sultan 2.Mahmut, Osmanlı tarihi boyunca belki de en çok dönüm noktasının yaşandığı bir dönemde padişahlık yapmıştır. Osmanlı Devleti'nin bilim teknik alanında ilerleme, modernleşme hareketlerinde 2.Mahmut bir öncü olarak kabul edilir. En köklü reformlar, en köklü değişiklikler Sultan Mahmut zamanında yapılmıştır.
Sultan 2. Mahmud, bu köklü reformları yaparken çok sıkıntılı günler içinde idi. Bir gün yanındakilere;  "Bana öyle bir söz bulun ki, bu sıkıntıların, bu dertlerin arasında onu okuduğumda umutsuzluğum gitsin, acım dinsin. Mutlu olduğumda da yine onu okuyayım, rehavete kapılmayayım, dünya nimetlerine tamah etmeyeyim, saltanat makamının, tahtımın gücüyle aslımı, insanlığımı unutmayayım. İşte bu sözü, bir yüzüğe yazdırayım, her gördüğümde, neşem de ve hüznüm de bana aynı etkiyi yapsın" der.
Sultan'ın bu isteği üzerine herkes seferber olur. İlim erbabı, şairler, yüzük yapanlara haber salınır. Ne yazılıp çizdilerse Padişah bunların hiçbirini beğenmez, aradığını bulamaz.
O günlerde İstanbul'a bir ilim erbabı derviş gelir. İlim ve irfanıyla ahalinin dikkatini çeken dervişe Sultan Mahmud'un isteği iletilir. Kalp gözü açık olan dervişin dilinden beklenen o sihirli söz dökülüverir; "Bu da geçer Ya HU"  der. Bu sözü duyanlar büyülenmiştir. Hemen hattat Kazasker Mustafa İzzet Efendi'nin yanına koşarlar, Kazasker Mustafa İzzet Efendi'nin yazdığı söz, yüzüğe işlenerek Padişah 2. Mahmud'a takdim edilir.
O günden sonra Padişah ne zaman sıkılıp dara düşse, ya da ne zaman neşelenip dünyaya dalsa bu sözü okur kendine çeki düzen verirmiş.

Tarihte grip
"Tarihin en dehşetli hastalığı “veba” olarak bilinir. 6. yy, 14. yy ve 17. yüzyıllarda üç büyük salgında milyonlarca insan öldü. En kötü veba salgınında yılda 2 milyon insan ölmüştür."
"Hâlbuki tarihin en dehşetli hastalığı bu değildir. Bir yıl içinde 25 milyon insanın ölümüne neden olan bir hastalığı düşünün. Bu hastalık ne vebadır, ne veremdir ve ne de frengi. Bu bizim bildiğimiz grip hastalığıdır. Bu hastalık, I. Dünya savaşı yıllarında (1914–1919) İspanya’da ortaya çıkan “grip,  1918 yılında Amerika’da yaklaşık 1 milyon insan ölmüştü.

Korona Türkiye’de
Tüm dünyayı kasıp kavuran koronavirüs günlük hayatımızı değiştirdi. Türkiye’yi de etkilemeye başladı. Hükümet, salgını durdurmak için her geçen gün önlemleri arttırırken, tüm vatandaşlar korku ve panik içinde. Dünyada hastalık teşhis edilen kişi sayısı 200 bine, bu hastalıktan dolayı ölen kişi sayısı 8 bini geçti. Türkiye'de ise 18 Mart itibarıyla vaka sayısı 100’e yaklaşırken, maalesef 2 ölüm yaşandı.
Korona korku ve endişesiyle nice gönüler daralmış, umutsuzluğa kapılmış, kendinin, dünyanın, ülkenin ve milletin geleceğinden karamsarlığa düşenler bilmelidir ki: Vakti gelmeden ne bir yaprak düşer dalından, ne de bir insan ölür. Kula düşen korku dağında kavrulmak değil, yetkililerden gelen uyarıları dinlenip;  tedbir alıp, tevekkül etmektir.  
“Hiçbir virüs bizim tedbirlerimizden daha güçlü değildir”.
 
Cuma, cemaat, okullar tatil… Boş işlerle uğraşmak yerine;  “…Oku" manın yanında, merak ettiklerimizi araştırıp öğrenelim;  Kendimizi hesaba çekelim...”Allah'ın izniyle bunun da üstesinden gelinecektir. 

                                                           “Bu da Geçer Ya Hu”!