Zekeriya Yıldız

Zekeriya Yıldız


“Bir Musibet Bin Nasihatten İyidir”

21 Aralık 2020 - 00:15

Koronavirüs dünyada etkisini göstermeye devam ediyor. Dünya daha önce de çok büyük salgınlara maruz kaldı. Fakat bu bambaşka!..
Dünya Sağlık Örgütü’nün Koronavirüsün küresel salgın olduğunu ilan etmesiyle, dünya çapında bir ekonomik ve sosyal kaosun bir virüs tarafından tetiklenebileceği gerçeğiyle karşı karşıya kaldı. 1918-1920 arasında küresel bir salgın haline gelen ve devletlerin 1. Dünya Savaşı döneminde uzun süre örtbas ettiği İspanyol gribi gibi milyonların ölümüne yol açabilecek bir hastalığa hiç benzemiyor. Zirve yapan Korona ölümleri yanında, zaten kriz eşiğinde yaşayan kapitalist dünya ekonomisini altüst etmeyi inatla sürdürüyor.

Bu Korona Bir Başka…
20 Aralık 2020 itibariyle dünya genelinde 75 milyon kişiye bulaştı ve 1,7 milyonun üzerindeki kişi de hayata veda etti. Türkiye’de ise ölüm rakamları 18 bine dayandı… Salgınının yayılmasını engellemek için alınan önlemler azda olsa etkisini göstermeye başladı. Ne çok alışkanlıklarımızın değişmesine sebep oldu bu Koronavirüs.
Dünyanın üstesinden gelemediği Koronavirüs, 1400 yıldan beri varlığını sürdüren kutsal mekanlar; “Kabe-i Muazzama, Mescid-i Nebevi, camiler ile ibadet yerlerini” ibadet edeceklerin yüzüne kapanmasına sebep oldu.
Şurası kesin, Koronavirüsle birlikte artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Ne sosyal ilişkilerimiz ne de alışkanlıklarımız…

Bu Virüs İnsanlığa Çok Şey Öğretti
Geçtiğimiz yılın Aralık ayıydı, Korona haberi Çin’den geldiği için herkes için dünyanın bir ucuydu. Dünyanın bir ucuydu ama hayatımızın en içindeki ülke oldu... Görünmeyen küçük bir şey hızla hayatımıza girdi ve dünyaya “dur” dedi ve dünya durdu…
Sağlığın bir dileğin ötesinde olduğunu anlamayı, aldığımız her nefese şükretmeyi, ülke ekonomilerinin bilimi geliştirmek için ne kadar değerli olduğunu anladık.
Özgürce sokaklarda dolaşabilmenin ne demek olduğunu;  temiz havaya, temiz gıdaya, Güneş’e, küçük bir çiçeğe bile ne kadar muhtaç olduğumuzu anladık.
Her zaman çok yoğun olduğumuz düşüncesiyle her şeyi ötelediğimizi, iç dünyamıza dönerek unuttuğumuz değerleri hatırlamayı öğretti.  Evimizde zaman geçirmenin sadeliğini, hayatın karmaşasında ailemiz ile gerçekten vakit geçirmeyi ne kadar ihmal ettiğimizi anladık.
İş hayatında başarıyı, para ile ölçülebilen şeylere çok büyük anlam yüklediğimizi, gelecek kaygısı ile sahip olmaya çalıştığımız her şeyin bir anda öneminin sıfır olduğunu öğretti bize bu Koronavirüs.
Paranın, malın, mülkün hiçbir faydası yokmuş! Herkesin eşit olduğunu; 10 milyon eurosu olanla, 10 lirası olanın aslında aynı hayatı yaşadığını, ihtiyacımızdan fazla gereksiz ne çok şeye sahip olmak için çalıştığımızı, kısıtlı imkanlarla ev hayatında nasıl daha verimli ve üretken olabildiğimizi anladık.
İçinde olduğumuz anı yaşamanın ne demek olduğunu, her an her şeyin olabileceğini anladık. Mutlu olmanın bireysel değil herkesin mutluluğuyla bir ve beraber olabildiğini anladık. Meşru olan hiçbir şeyi ertelememek gerektiğini, kaygı ile bir yere varılamayacağını, fakat tedbiri de elden bırakmamak gerektiğini çok iyi anladık.
Aslında hayatta basit olsa da ne büyük lükslere sahip olduğumuzu acı bir şekilde yaşadık bu karantina döneminde.

En çokta neyi anladık biliyor musunuz? Dünyanın kontrolünün bize ait olmadığını Koronavirüs bize hatırlattı.
İnsanlık, İlahi iradenin talep ettiği idrak ve hayat biçimlerinden çok uzaklaştı… ‘Alem ve insan’ arasındaki ilişkiyi yeniden yaşamaya ve konuşmaya başlayacağız.
Bu dönemden çıkarılacak, alınması gereken ne kadar çok dersler var… Alabilene tabi ki…
“Bir musibet bin nasihatten iyidir”.
Selamlam ve dua...