Zekeriya Yıldız

Zekeriya Yıldız


Ayasofya Tamam Sırada Kudüs Var

09 Ağustos 2020 - 22:39

On yıllardır 'zincirler kırılsın Ayasofya açılsın' ideali etrafında hareket eden bizim nesillerimiz için rüya gibi bir şeydi Ayasofya’nın ibadete açılması. 24 Temmuz 2020 tarihi,  Türkiye’nin yakın tarihimizin en önemli dönüm noktalarından birini yaşadık;  Ayasofya’nın ibadete açılması ile bizim neslimizin rüyası gerçekleşti.
Ezanın aslına döndürülmesi gibi Ayasofya'nın ibadete açılması da Türkiye’nin tarihiyle bağlantısının koparılması sürecinin sonlandırılmasıdır. Bu iki olay birbirini tamamlayan büyük bir gelişmedir. Elhamdülillah...
"Şimdi önümüzde Hazreti Ömer'in, Selahaddin Eyyubi'nin ve Yavuz Sultan Selim'in vakfiyesi olan Kudüs'ü Şerif vardır” diyor Reis’in Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş.  Ve devamla, “nasıl on yıllar boyunca 'zincirler kırılsın Ayasofya açılsın' dediysek,  bundan sonraki süreçte önümüzde bir hayalimiz, bir hedefimiz olarak Yafa Kapısı'nın üzerinde yazan 'Lailaheillallah İbrahim Halilullah' vakfiyesini gerçekleştirmek bizim milletimizin bir sorumluluğudur."
Bu güzel temenniye kim “şimdi sırası mı” diyebilir ki?..
 
Kudüs Neden Önemli?
Mescidi Aksa, İsra Suresi 1. ayette Rabbimiz tarafından “çevresini bereketli kıldığımız” diye tanıtılmaktadır. Bereketli veya mukaddes diye ifade edilmiş ise iman edenler olarak ne mübarekliğini,  ne de mukaddesliğini sorgulamak hakkına sahip değiliz. Ancak hikmetlerini aramak, yaşamak ve yaşatmak gibi bir gayretimiz olmalıdır.
Kudüs, semavi dinlerin vazgeçilmez şehri. Yahudi ve Hıristiyanlar için yeryüzünün en kutsal şehri. İnanışları itibariyle dünyanın yaratılışının başlangıç noktası, tek kıbleleri, hac yeri, kurtarıcılarının evinin bulunduğu şehir.
Kudüs son peygamber Hz. Muhammed (sav) de Mekke’de yaşadığı bir dönemde gecenin bir vaktinde yürütüldüğü yer… Hz. İbrahim’in hicret yurdu, mekânı... Hz. Davud’un fethettiği kutsal beldedir.
Sadece İslam’a sarılmış kardeşlerinin hakkını-hukukunu korumak, farklılarına saygı duymak değil; Müslüman olmayanların hak ve hukuklarına da saygı bilincini de verir Kudüs.
Kudüs’e hadim iseniz Hz. Ömer devri gibi izzetli/adaletli bir seviyedesiniz demektir.
Kudüs’e hadim olamamış, onu ihmal etmiş iseniz izzetli olmak bir yana mutlaka zillet seviyesinde kalacaksınız demektir.
Kudüs özgür değilse İslam dünyası özgür değildir.
Kudüs özgür değilse insanlık özgür değildir.
İnsanlığın özgür olabilmesi için İslam dünyasının özgür ve güçlü olması gereklidir!
 
Kudüs’te Yahudi ve Hıristiyanlar egemen olunca, kendi dinlerinden olmayan insanları yok ettiler.
Biz Müslümanlar egemen olunca (Kanuni döneminde) El-Halil kapısının üzerine sur duvarına “La İlahe İllallah İbrahim Halilullah” (Allah’tan başka ilah yok, İbrahim onun dostudur.) yazdı atalarımız.
İslam dünyasının gücünün zirvesinde olduğu bir sırada Kudüs’ün siyaseten en değerli kapısına yazılan bu yazıyla tüm dünyaya “Ey Yahudiler, ey Hıristiyanlar, Kudüs’teki kutsallarınızı yok saymıyoruz.” mesajı verilmişti. Daha önce Hz. Ömer’in fetih sırasında verdiği; din, mal-mülk ve insani değerlerle ilgili özgürlüklerin teminat altında olduğunu beyan etmesi gibi.
Kudüs’e biz sahip isek Yahudiler de Hıristiyanlarda huzura ermiş demektir!
 
Ayasofya’nın Kudüs’le ilgisi ne?
Ayasofya’yı bir düşünün, 1483 yıldan beri orada öylece duruyor. Bu muhteşem eser, yani Cami-i Kebir, fetihten günümüze sadece mimari özelliği ve yapılan destekler ile günümüze gelmemiştir. Bu eser, hem varlığı hem de hikâyesiyle, yeryüzünde insanlığa yol gösteren bütün dinlerin müşterek ruhunun bir sembolü; birlikte yaşama bilincinin kaynağı olmuştur her daim.
Her iki mabet asırlar boyu Osmanlı barışını temsil etmiştir. İstanbul’da, Ayasofya gölgesinde bütün dinler yaşatılırken, Kudüs’te de farklı inanç ve mezhepler en yüksek saygıyı görmüşlerdir.
Ayasofya ile Mescid-i Aksa, İstanbul ile Kudüs arasında bir bağ kurmak ne tesadüfidir ne de siyasi bir tercihtir. Aksine, geçmişten miras olarak devralınan tarih hafızamızın tazelenmesidir. Bu yüzden Ayasofya’nın asli fonksiyonuna dönüştürülmesi, İslâm dünyası ve barışı özleyen insanlık için bir umuttur. Tarih bu umudu yeşertip besleyenleri, bu yolda emek sarf edenleri ve umudunu daima canlı tutanları unutmayacaktır. Allah hepsinden ebeden razı olsun.
 
Sonuç Olarak
Bizim ufkumuz, yalnız yaşadığımız beldelerle değil, dünyanın önemli bir bölümünü ilgilendiren Kudüs’e uzanmalıdır!..
Bugün Kudüslü, Filistinli kardeşlerimiz bu zulme, bu kuşatmaya maruzken, ümmet olarak biz nerede olmalıyız?..
Ayasofya tamam,  sırada Kudüs var.