bahis sitelericasino sitelerislot siteleritarafbet
Zekeriya Yıldız

Zekeriya Yıldız


“Annelik muhteşem bir şahsiyet…” Lütfen evlerinize, yavrularınıza dönün…

31 Temmuz 2022 - 09:25

“Annelik muhteşem bir şahsiyet…”
Lütfen evlerinize, yavrularınıza dönün…

Kadın, anne olmakla şereflerin en yücesine sahip oldu. Toplumun en naif, en hassas ve kırılgan üyesidir kadın. Anne, toplumun temeli ve en güçlü direğidir. Toplum onun sayesinde ayakta durur. Anne, cenneti bile ayağının altına almıştır. Çünkü cennetin bizzat kendisidir.
Maalesef analarımız artık analık vazifesini küçümsemektedirler. Onlar, “Annelik muhteşem bir şahsiyet…” bir kadına verilmiş en büyük lütuf olduğunu anlamamakta, bunu bir yük gibi taşımaktadırlar. Onlar için annelik sadece bir eziyet… ; “Çocuğa bak, büyüt… Gençliğini harca. Yazık değil mi gençliğime? Hem çocuk doğurmak da neymiş… Çocuk doğurunca güzellik bozulurmuş… Ayrıca daha yaşım genç, şimdi biraz hayatı yaşamalı, gezip tozmalı… Daha sonra çocuk doğurmalıyım…” Birçok anne adayının veya evli çiftlerin görüşü maalesef bu…


  Çocuk hayatın en nefis bir parçası…

“Annelik muhteşem bir şahsiyet…” diyen merhum Aliya İzzetbegoviç şöyle devam ediyor:
“Kadınlara anne olman ya da çocuk bakman gerekmiyor; gazeteci, iş insanı ve temsilci olman gerekiyor” denildiğini fakat durumun öyle olmadığını kadınlara şahsiyetsiz işler yaptırıldığını söyler. Bu duruma örnek olarak Rus veya 15 milyon Alman kadınının %2’sinden az bir kısmının doktor, gazeteci ve sanatçı olduğu bilgisini verir. Bu olumsuz süreçten ailenin kimliğinin inşasında önemli olan çocuklar etkilenir. Çocuklar, bakıcılar tarafından sevildikleri için değil onlara para için emanet ediliyor. Çocuk, kreşte sadece diğer şeylerden biridir. Çocuğu sadece “göz kulak olup koruyan” bakımhane, kreş ve yurtlarda terbiye ve yetiştirme sınırlıdır ve çocukların duygu dünyası ise terk edilmiş ve gelişmemiş halde kalır” vurgusunu yapar Aliya İzzetbegoviç
Bilge krala göre terzilik, çiçekçilik, bale hatta mankenlik okulu bile bulunmasına rağmen annelik okulunun bulunmaması ciddi bir eksikliktir. Bir yanda meyhanede garsonluk yaparak ya da tavşan besleyerek emekli olabilen kadınlar varken üç, dört ya da daha fazla çocuk doğurup büyüten kadınların bu gerçeklik üzerinden hiçbir hak elde edememesi gibi saçma bir durum mevcuttur. Bir kadının anneliğini ortadan kaldıran biri, onun en yüksek şeref ve önemini ikame edemez. Çağımızda anneliğin toplum tarafından tanınmadığını ve doğrudan ilgili şahıslara “özel bir mesele” olarak görüldüğünü söyleyen Aliya anneliği; kaldırılması mümkün olmayan insanlığın bildiği en kadim imtiyaz olarak kabul eder.
“Çalışan kadın” tahakkümünün meydana getirildiğini vurgulayan Aliya, bu bağlamda şunları söylüyor: "Anne için saygı beklerken her şeyden evvel onun da kendine saygı duymasını bekliyoruz. İki, üç ya da daha fazla çocuk doğurup büyüten ve terbiye eden kadınlar bazen yaptıkları bu işin mühendis, veteriner ya da telefon santralinde çalışan kadınların yapığı işlerden daha az değerli olduğunu düşünmüyorlar mı? Toplumun tavrı bunu zorluyor ve onun üzerinde böyle bir algının oluşmasına katlı sağlıyor. “Kadınların ev dışında istihdamı ve üretime katılması yönündeki ısrarlı baskının psikolojik bir şekli de vardır. Bu, doğum yapmak, çocuk yetiştirmek ve aileye bakmak yoluyla kadının evde yarattığı iktisadi değerlerin tanınmamasından oluşur. Günde 10-12 saatini eve ayıran bu işçi, bu ev hanımı, istatistiklerimiz tarafından işsiz olarak sunulur ve ‘çalışmayan unsur’ başlığı altında tasnif edilir. Hepimiz bir kadının ne kadar meşgul olduğunu bilir, ama aynı zamanda görmezden geliriz. Kadının çalışmasının bu şekilde göz ardı edilişi, evi terk edip ailesine sırtını dönmesi için ona yapılan baskının bir başka ve bu kez ahlaki bir şeklidir. İslam kültürü diğer yöne gitmek zorundadır. Bunun başlangıcı da, annenin ve ev hanımının işinin tanınması olacaktır.”

“Anneyiz biz… Ama çalışıyoruz…
“Anneyiz biz… Ama çalışıyoruz… Dolayısıyla çocuklarımıza ayıracak fazla vaktimiz yok bizim. Hatta onlara sütümüzü verecek zamanımızda yok…” Diyenler çoğaldı…


Anneler anneliğini yapmadığı zaman, evlatlar evlatlıklarını yapar mı?..

Biz çocuklarımıza verecek zamanı bulamıyor, onları kreşlere gönderiyor. Biz yaşlandığımızda onların bizlere ayıracak vakti olacak mı?.. Hayır maalesef. Bayram tatillerini engelleyecek ya da ayakları altında bakacakları insan istemeyecekler. Çünkü biz ana olarak onlara karşı görevimizi yapmadık. Çünkü biz ana olarak paylaşmayı ve fedakârlığı onlara öğretmedik. Çünkü biz ana olarak sıcak aile denilen ortamını onlara yaşatmadık. Eee “ne ekersen onu biçersin”.
“Evlat; ben senin için gecemi gündüzüme kattım. Gençliğimi harcadım” dememiz beyhude olacak. “Hayır, hayır biz onlar için çalışmadık. Biz yalnız ve yalnız kendimiz için çalıştık…”
Bugün maalesef kapitalist sistemin sürüklediği tüketim canavarlığının esiri olmaktadır kadınlarımız, analarımız.
Çocuklarımız kreşlerde ana kucağına hasret, bir yanları yaralı büyümekteler… Aslında bir yanları yaralı olan bu yavrular değil toplumdur. Kadınlarımızı iyi yetiştirdiğimizde toplumu kurtarıyoruz aslında. Çünkü fatihleri de yetiştiren kadınlarımızdır…
Öncelikle kadınlarımız, anne olmaları gerektiğini bilmelidirler. Anneliğin en kutsal meslek olduğunu idrak etmelidirler. “Annelik muhteşem bir şahsiyet…” Cennetin tapusu onların elinde… Ama hangi annelerin… Çocuklarını cehenneme bir odun olarak hazırlayan annelerin değil…  Bu hadisten kast edilen; annelik vazifesini doğru yapmadığımızda çocuklarımızın cennetlik olmayacağını da mı vurgulamaktadır?
Kadınlarımıza anneliği tekrar hatırlatmalıyız. Anneliğin ulvi ve kutsal yönüne tekrar dikkat çekmeliyiz. Anneliğin bir kadın için paha biçilmez bir nimet olduğunu anlatmalıyız. Anneliği otuzlu yaşlara erteleyerek çocuklarımızla ilgilenme sürecini azaltmamalıyız. Gelecekte huzurlu bir yaşamak için (huzur evlerinde değil, sıcak aile yuvasında) çocuklarımıza zaman ayırmalıyız.
Unutmayalım ki o çocuklarımız sürekli büyüyorlar. Çocuklarımızın çocukluk günlerini bir daha göremeyeceğiz. Çünkü onlar sürekli büyüyorlar. Kucağımıza alıp seveceğimiz günler sayılıdır.  Bu sayılı günlerde onları bol bol kucağımıza almalı, bol bol koklamalı ve bol bol sevmeliyiz. Sevgimizi onlardan esirgememeli, göstermeli ve sevme konusunda cimri davranmamalıyız.


 Aslında sizlerin sevgisi onu büyütmekte…

Analarımız, mukaddes varlıklarımız…
Sizler, tekrar ulvi görevinize ne zaman döneceksiniz. Ne zaman iş hayatından kopup yarınları dokuyacaksınız… Cenneti bile ayaklarınızın altına almışken...

Anne olduğunuz bilincine, anneliğin nasıl ulvi bir görev olduğunu, anneliğin büyük bir nimet ve güç olduğunu, kadını güçlü kılan en büyük silahın annelik olduğunu lütfen hissediniz.
Anneler! “Annelik muhteşem bir şahsiyet…”
Lütfen evlerinize, yavrularınıza dönün…