"Sevelim Sevilelim Dünya Kimseye Kalmaz"
Zekariya Yıldız

Zekariya Yıldız

"Sevelim Sevilelim Dünya Kimseye Kalmaz"

16 Ocak 2019 - 17:16

"Sevgi" günümüze dek ilahi tesiriyle dertlere şifa, hastalara deva ve aşıklara vefa kaynağı olmuş bir iksir.

Sevgi denince hemen hemen ilk akla gelen Yunus Emre olur. Yaradılışın anlamını nasıl sevgide buluyorsak, insanlık sevgisini de Yunus'ta buluyoruz.

Kıyamet’e kadar hayatin dinamizmi “sevgi”nin olacağı muhakkaktır.

Yunus Emre, ‘'Yaratılanı sevelim, Yaradan'dan ötürü'' der. Yunus'un bu sözü,  başlı başına hikmetlerle doludur. Bu söz günümüzde ayrılıklar üzerine çalışanların, dünyevi/şeytan-i hesapların içine gömülmüşlere de eşsiz bir yol gösterici değil mi?

Siyaseten bir yerlerde yer edinebilmek adına, her türlü ayak oyunları ile rakibini hatta arkadaşını/kardeşini, dostunu bertaraf etmeye çaba gösterenler… Hepsinden kötüsü, bu yolda her şeyi ‘'mübah'' görenler... Yunus bu konuda da çok şey söylüyor:

‘'Zinhar gönül evinde tutma yaman endişe,

Berikiyçün kuyu kazan akıbet kendi düşe.''

Kuyu kazanlar kazdıkları kuyuya zaman zaman düşmüyorlar mı? Ne yazık ki, bazen de o kuyuya düşecekleri zamana kadar, birçok insanın hayatını da karartmış oluyorlar.

 ‘'Zulüm ile abad olanın akıbeti berbad olur.'' diyor Yunus.

Sevgi yoksa ne kalır geride? Hiçbir şey…

Sevgisizlik çok kötü bir şey...

Nerede bir problem varsa, orada sevgisini kaybetmiş insan müsveddesi mahlûklar vardır...

Küçücük bir evin içini cennet bahçesine çeviren iksir sevgi değil mi?

Hayatı yaşanır kılan şey sevgi değil mi?

Ciddi bir şekilde düşünün? Dünyanıza, etrafınıza,  bakışınıza, niyetinize bir dokundurun sevgiyi hele bir bakalım.

Yaşıyor olduğunuz bu âlemin büyük, küçük dairelerini; meselâ güneşin kapkaranlık bir dünyaya teşrifini, mevsimlerin geliş gidişlerini, yeniden bu sabah güne merhaba deyişinizi, çocuğunuzun varlığını ve de o nur topu gibi tebessümünü, suyu rahat bir şekilde içebilmenizi, yemeği yiyebilmenizi, nefesi ohh deyip alabilmenizi,… sayın sayabildiğiniz kadar…

Bunlarda “sevgi”yi ve sevildiğinizi hissedin…

Tam tersini bir de düşünün;

Sevgiyi kaybetmek; Güneşin doğmaması, suyun yok olması, havanın zehirlenmesi, kuşun, kurdun, köpeğin, kedinin, tüm hayvanların hayvanlığının gereğini yapmaması… çatık kaşlar, bozulan bakışlar, cümlelerin sopalaşması gibi bir şeydir.

Sevgisini kaybetmek, bir taş gibi olmak, taşlaşmaktır.

Sevgisini, neşesini kaybedip robotlaşmaktır.

Sevgi yoksa varlık iddiası, kulluk iddiası anlamsızdır.

Sevgi yoksa hizmet iddiası ne kadar gülünçtür.

Sevgi yoksa anne, baba, kardeş vurgusu ne kadar sahtedir/yapmacıktır.

Sevginiz olmadıktan sonra, çok paranız, yüksek makamınız, daha çok malınız, eviniz, arabanız olsa ne yazar…

Yaratıcının mükemmel sanatı insan, sevgiyle anlam kazanır, sevgiyle yüzü güler ve sevgiyle kulağa hoş gelen cümleler kurar, sevgiyle kul oluyor.

Yunus’un vermiş olduğu mesaj 1200’lı yılarda nasıl geçerli idi ise, bugün de aynı geçerliliği vardır. Yarınlarda da olacaktır!

Sevginiz yoksa hiçbir şeyiniz yok demektir.

Yunus gibi; “Sevelim sevilelim dünya kimseye kalmaz”.

Meşalemiz “SEVGİ” olsun!

 Sevgi ile kalın.

Selam ve Dua İle…

Bu yazı 1301 defa okunmuştur .

Son Yazılar