TERÖR HANGİ NOKTAYA TAŞINIYOR!
Seyfettin Ayakyay

Seyfettin Ayakyay

Ses Duvarı

TERÖR HANGİ NOKTAYA TAŞINIYOR!

10 Ekim 2016 - 18:03

Sevgili okuyucularım;

  Hakkari'nin Şemdinli ilçesindeki  Durak karakolunun olduğu bölgeye teröristlerce bomba yüklü araçla düzenlenen saldırıda şehit sayısımız 10'a yükseldi. Alçak saldırıda 8 vatandaşın da hayatını kaybettiği ortaya çıktı. 11'i asker, toplam 27 yaralı helikopterle hastanelere sevk edilmiştir. Bu durum şehit sayımızın artacağının göstergesidir.     

     PKK yetmezmiş gibi PYD denilen uzantılı terror örgütü, Emperyalist güçlerin başını çeken ABD tarafından açık açık destek verilerek çıkarlarında kullandığını Dünyanın gözünün içine baka baka haykırarak söylerken, Dünya kulaklarını kapatıyor. Oysa dünya kulaklarını değil başka yerini kapatması gerekmektedir, artık altına kaçırmış.       

      ABD “ Ben terör yaptırır veya terrör odaklarını destekler isem meşru, siz ülke güvenliğinizi savunur iseniz gayri meşru sayılırsınız”demektedir. Oh ne güzel!

   Siz Teröre destek verenler; Tanksavar roketleri, uçak savar silahları , son model uzun namlulu keskin nişancı silahları ile terör odaklarını donatacaksın bizlerin sesi çıkmayacak öylemi sanıyorsun.

      Artık geçte olsa yüksek sesle konuşmalar başladı, Ülke savunmasının ancak ve ancak tek bir yolu vardır Vatan için birlik ve beraberlik ruhunu taşımak. Bir gün Nene hatunlar , Kara Fatmalar, Gördesli Makbuleler, Sütcü imamlar, Şahin beyler, Gazeteci Tahsinler, Yörükler ve Efeler ayağa kalkacaklardır. “Söz konusu vatan olunca gerisi teferuattır” dercesine.

      Fırat Kalkanı hareketi geç kalınmış fakat yapılması gereken zorunlu bir harekettir. Kıtalar ötesinden gelerek bölgeyi kan gölüne çevirerek Türkiyemizi ateş çemberi içerisinde koyan sözüm ona mütefikimiz ABD her türlü kirli oyunun arkasından sufle-î rol oynamaktadır. Kana buladığı ortadoğuda Türkiyenin mevcudiyetindeki konumu  üzerinde çeşitli manevralar yapark bölmeye ve parçalamaya çalışırken piyonlarını kullanarak Fırat Kalkan hareketini işgal gibi gösterme politikalrını gizliden yürütmektedir.

      Türkiye'mizin, Kuzey Irak'ta 500'ü Başika'da, Duberdan ve diğer yerlerde 2 bin kadar askerimiz bulunmaktadır. Irak'taki askeri gücümüzü Bağdat'ın bilgisi dahilinde meşru müdafa için güvenlik hattı oluşturmadan başka amacımız olmadığını , bu nedenle  Askeri konuşlandırdığını yetkililer belirtmektedir.

         Irak hükümeti ise Türkiye'yi izin almadan asker sayısını artırmakla suçluyor.

Irak Meclisi'nin aldığı bir kararla  "işgalci güç" olarak tanımlıyor.

      Türkiye komşuluk ilişkisine saygı göstermemek ve Irak'ın egemenliğini ihlal etmekle sorumlu tutarak,  BM Güvenlik Kurulunu acil toplantıya çağırıyor.

           Irak Kürt Bölgesel Yönetimi ise  (IKYB) Türk askerlerinin eğitim kamplarında Irak merkezi hükümetinin bilgisi ve rızası dahilinde bulunduğunu, Açıklarken kıvırmasyon tavırla da, ABD'nin IŞİD'le Mücadele Koalisyonu ise Irak'a gelecek yabancı güçlerin, merkezi hükümetin onayı dahilinde orada bulunması gerektiğini açıklıyor. Bağımsız devlet gibi davranan Mesud Barzani liderliğinde Kürt yönetimi;

bir yanda Türkiye ile düştüğü herhangi bir ihtilafta sorumluluğu merkezi Irak'a atmaya çalışırken, Öte yandan da çeşitli emperyalist güçleri arkasına alarak diplomatik gücünü arttıran bir politika takip etmeye çalışmaktadır, Bu durumdan rahatsız olanTürkiye  Kuzey Irak'ta bulunan Türk askerlerinin koalisyonun bir parçası olmadığını belirtiyor.

       Sayın Başbakan Binali Yıldırım ise "Irak'ta 63 ülkenin askeri unsuru bulunuyor. Etrafımızda çok ciddi istikrarsızlıklar var. Başika'daki askeri varlık, Musul'un İŞİD tarafından işgalinden sonra ortaya çıkan zorunluluk dolayısıyladır. Türk varlığı orada kalmaya devam edecektir " diyor. 

         Bu savaşları ABD'nin Irak savaşının ardından oluşturduğu tusunamili arap Baharının ardından Irak’ın tek bir ulus yapısı altında toplanması engellenerek,   bölge üzerinde ABD sunniliğ ile İngiliz Şiia’lığının etnik-mezhepsel ayrımlara yapılan vurgunun federal yapının en zayıf yanı olmasıyla körüklenerek başlatılması olmuştur. Çünkü  amaç Sykes-Picot anlaşmasıyla çizilen yapay sınırlar üzerinde Suriye ve Irak'ta yeniden siyasi harita çıkartılması  amaçlanarak  Suriye ve Irak'ın yapısı değiştirilmeğe çalışılmaktadır.

        Öylesine bir çizgiye getiriliyor ki bölgemiz, ABD bölgesel işgali sonrasında giderek El Kaide etkisiyle radikalleşen Sünni azınlık; işgal öncesi kazanımlarının hevesinde,

Şii ve Kürt grupları ise gerekirse ülkenin üçe bölünmesini dahi kabul edercesine rızalık hayalindedirler.

          Hedefte nemi görünüyor; Irak hükümetini oluşturan koalisyon ortakları arasında bir kriz yaratarak, Irak’ın Şii Başbakanı  Maliki'yi devirerek, Irak toprak bütünlüğünü ortadan kaldırmak.

       ABD, Türkiye'nin Fırat Kalkanı harekâtında  Kürt koridorunu açmamış  olması  ve YPG'ye  verdiği  sözü tutamayışı ile başarısız darbe acısını hazmedemediğindenmidir,  bu hırçınlıkları acaba ne dersiniz?

      Bekle gör derler; ABD çok yakın zamanda ülkesindeki silahlı iç isyanları bastırmaya çalışırken bölünmeye doğrumu koşuyor. ABD’de siyahi isyan hareketi Obama’nın iş başına gelmesi ile erteleyebilmişlerdi, gecikmeli olsada artık Kızılderililerin değil, siyahilerin isyan tamtamları çalmayı baş göstermektedir. Bu nereden çıktı şimdi derseniz, Hz. Yusuf misali bazıları geleceği rüyalarında görmeye başlamaktadır.

      10 EKİM ANKARA GAR TERÖR KATLİAMI;

Birinci yılını doldurdu, terörün arkasında kimler var ne istiyor, hepimiz iyi biliyoruz, yinede suskunuz her nedense.

         Ve tekrar diyorum “ İçim yanıyor, her şehit haberi duyunca, İçim yanıyor.”

  Her türlü şiddeti ve Terörü naletleyerek; 

   Hoşca kalın sağlıcakla kalın.

     

 

Bu yazı 1703 defa okunmuştur .

Son Yazılar