KIBRIS ve DENKTAŞ !
Seyfettin Ayakyay

Seyfettin Ayakyay

Ses Duvarı

KIBRIS ve DENKTAŞ !

17 Ocak 2017 - 10:45

Sevgili Okuyucularım;   

         Bir yılbaşı “NOEL” düşünün Tarihete ilk kez “KANLI NOEL” diye anılsın.

       Hz. İsa’nın doğum haftası, Hz. İsa Meryemin kucağında sürgünde, yaşam mücadelesi ile var olma veya yok olma savaşının verildiği hafta Noel haftası.  Bu gün Peygamberimiz Hz İsa’dır diyenler, o gün  Hz. İsa’yı ve anası Meryemi diyar, diyar süründürerek öldürmek istiyorlardı.

    Kıbrıs tarihine Kanlı Noel diye geçen Rumların silahlı saldırılara başladığı 20 Aralık 1963’te, Türk Alayı’nın başındaki Binbaşı Nihat İlhan’ın evine baskın düzenlediler. EOKA Rum çetesi, Nihat İlhan’ın 3 küçük oğlu, Kutsi, Murat, Hakan ve eşi Mürüvvet’i banyoda küvetin içinde kurşun yağmuruna tutarak hunharca katlettiler. Türklerin adada yok edilme projesi kapsamında 103 Türk köyü Rumların baskınına uğradı.

     Dönemin Genelkurmay Başkanı Cevdet Sunay Kanlı Noel katliamı sonrası Binbaşı Nihat İlhan’a Ankaraya sakın gelme Halk seni görür galayana gelir vahim iç hadiseler olur demişti. ( Cevdet Sunay 28 Mart 1966’da Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Türkiye’nin beşinci cumhurbaşkanı seçildi.)

    Bu olaylar yenimi oluyordu ; Osmanlı İmparatorluğu hakimiyetindeki adayı 1878 tarihinde 50 yıl süreli kiralama antlaşmasıyla Birleşik Krallık'a bırakmasından sonra 1920'de kiralama süresinin dolmasına 8 yıl kala başladı olaylar. (Toprak Kiralama olayları daha sonralarıda Emperyalist güçler tarafından dayatmalı, baskıcı ve sonradan işgal edici zemine hazırlayıcı planları sure geldi, İravanın 100 Yıllığına Ermenilere kiraya verilmesi ve orada bir suni devlet yaratılması gibi, Tokyo’nun kiralanması ve kıbrısın kiralanması gibi)

     1920 yılında Rumların, İngiltere'nin onayını almadan Yunanistan'a katılma manevrası yapmak istemi ve Birleşik Krallık yönetiminin buna izin vermemesi, Rumların önce Birleşik Krallık'ı adadan çıkarmaya yoğunlaşmasına sebep olurken, 1950'lerin sonuna kadar süren bağımsızlık hareketi, 1960 yılında uluslararası anlaşmalara dayanan bir Kıbrıs Cumhuriyeti kurulmasının yolunu açtı. Rumlar Birleşik Krallık'ın adadan çekilmesiyle, Türklerle birlikte kurulan ortak devlete razı olmadılar. Kıbrıs’ın tüm yönetimine kendileri el koyma ve Ynanistana katılma yoluna gittiler. Uluslararası anlaşmaları ve anayasayı çiğneyerek Türklere saldırılarda bulunmaya başladılar oysa Zürih ve Londra Antlaşması, 11 Şubat 1959 tarihinde Birleşik Krallık, Türkiye, Yunanistan devletleri Kıbrıs'taki Rum ve Türk toplumları arasında imzalanan, bağımsız bir devlet durumunu belirleyen ve Kıbrıs Cumhuriyeti anayasasını onaylayan antlaşmadır. Rum tarafını Başpiskopos Makarios, Türk tarafını ise Dr.Fazıl Küçük temsil etmekte idi. 16 Ağustos 1960 tarihinde ortak devlet kurulması sağlanmıştı.

        Londra ve Zürih anlaşmaları uyarınca Türkiye’nin de garantörlüğü altında kurulmuş olan Kıbrıs Cumhuriyeti’nde, Türklere verilen hakları çok gören Rumlar,  Türk katili diye anılan o dönem Kıbrıs Cumhuriyetinin başında olan Başpiskopos MAKARİOS’un sinsi organizasyonu kapsamında 25 Aralık 1963’de EOKA Rum saldırgan çetelerini harekete geçirerek Türkleri katletmeye başladılar. 1963 ten süre gelen katliamları önlemek için, Türkiye Cumhuriyeti garantörlük hakkı ile havadan gerçekleştirilen ilk uyarı, harekatını 1964’te yaptı.

   Bu olaylar baş gösterirken Dr. Fazıl Küçük Kıbrıs Cumhuriyetinde Başkan yardımcısı Kıbrıs’ta adanın Yunanistan'a ilhakını (ENOSİS) önlemek için büyük mücadeleler Verdi. Dr. Fazıl Küçük, 18 Şubat 1973 tarihinde Cumhurbaşkan Muavinliği'nden ayrılarak, yerini Rauf R. Denktaş'a bıraktı.

      Türk jetleri Lefkoşe üzerinde uçmaya başladığında, Malum sözüm ona mütefiklerimiz, Uluslararası toplum hemen harekete geçirildi. Barışı sağlamak amacıyla 15 Ocak 1964te Londrada konferans toplandı çözüm, her iki ipin ucu barış adı altında düzenlenen konferanslarla ipler düğümlenmişti.    Eskişehir’den havalanan F-100 uçakları, Kıbrıs’taki hedefleri vurdu. Ancak operasyon sırasında Yüzbaşı Cengiz Topel, uçağının vurulması (8 Ağustos 1964) üzerine fırlatma koltuğu ile atladı.  Rumlar tarafından esir alınan Yüzbaşı Cengiz TOPEL’in . Rumlar tarafından hastanede öldüğü belirtilerek Yüzbaşı Cengiz TOPEL’in  naaşı iade edildi. Türk Hava Kuvvetleri'nin Kıbrıs'taki ilk pilot kaybıdır.

      Dönemin Türkiye’nin dördüncü cumhurbaşkanı Cemal GÜRSEL TC Başbakanı  ise İsmet İNÖNÜ’dür

   Kıbrıs olayı duyulunca Türkiyenin her yerinde olduğu gibi Kars’ta Orta okul son sınıfta öğrenci iken arkadaşlarla toplanarak  Askerlik Şubesinin önüne yığılarak gönüllü askere gitme isteminde topluca bulunmuştuk. Askerlik Şubesinden bir As Teğmen dağılmamızı istiyordu, Askerler ve As Teğmen birden toparlanarak selam veriklerinde bizlerde sesizlik oluşmuştu Askerlik Şubesinin çift kanatlı kapısı açılarak içeriden uzun boylu sert tavırlı Komutan  “sonradan Yüzbaşı olduğunu öğrendik” çıkarak bizlere hitap ederken

Gözlerinin buğulandığını fark ediyorduk, “Evlatlarım sizlerin daha bıyıklarınız çıkmamış, yüreğiniz kafesine sığmıyor sizlerinde askere çağrılacağı gün vardır” diyerek dağılmamızı istemişti.

     Dönemin Başbakanı İsmet İnönü, hastaneye giderek TMT mensubu Vural Türkmen”i tebrik ettiği sırada. Türkmen’in yanındaki yatakta yatan başka bir mücahit, İnönü’ye, “Eğer kanınızda zerre kadar Türk kanı varsa Kıbrıs”a müdahale edersiniz” diye seslenince, İsmet İnönü, “gerekenlerin yapılacağını söylemiş.” (soyadı Tahsin olarak hatırlanan bu kişi, Kumsal baskını sırasında, ailesini duvara dizip Rumların eline geçmemeleri için kendisi öldürmek istemiş.)

   Johnson’un tehdikar Mektubu karşısında İnönü döneminde çıkarma yapılamadığı siyasi kulislerde uzun müddet söylendi.

   Kıbrıs’ın Kara günleri Rauf Denktaşın liderliğinde 20 Temmuz 1974 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Garantörlük Anlaşması'nın 3. maddesine istinaden gerçekleştirdiği Barış askeri harekatı Kıbrısta bu günkü var oluşun temelini atmış oldu. 

      Dönemin Cumhur Başkanı Fahri KORUTÜRK,  Baş Bakan Bülent ecevit  ( Görev süresi 25 Ocak 1974   - 17 Kasım 1974)

      Türkiye Ambargolarla Dış güçlerin baskıları ile karşı karşıya kalırken Halk bir seferberlik başlatarak orduya yardım için kolları sıvamıştı. Nakti yardımla birlikte halkımız parmağındaki alyansları bağışlıyordu. Kars EBK Et Kombinasında görev yapıyordum akın akın hayvanlar Türk silahlı kuvetlerine yardım içi kesiliyordu öğlen istirahatında  Hayvan Kesim başlama yerine doğru yaşlı bir kadının bir ineği okşayarak götürüken kendi kendisine inekle konuşması dikkatimizi çekmişti, Yaşlı kadın ineğe “ Gel kızım gel balam diyordu” yanına yaklaşarak yardım etmek istediğimizde yaşlı kadın “ Zor olacak kızımdan ayrılmak, oğlum yok askere gönderemedim aha bu inek benim kızım getirdim Askerlerimize kurban olsun diye” diyince benimde gözlerim dolmuştu. Kadın Tek geçim kaynağı olan süt ineğini, hayvanını Kamasor köyünden yürüyerek Et kombinasına Askeri Birliğe bağış için getirmişti.

Dış Ülkelerden yalınız Libya Türkiyenin yanında örtülü yardımlarla yer alıyordu.

     Zor günlerin unutulamaz lideri Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin Kurucu Cumhurbaşkanı, Türk Dünyasının Mücahit lideri Rauf  Denktaş Emperyalist güçlere karşı savaşla yaşam mücadelesi Verdi. Arkasında Bağımsız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet ve onurlu mücadele abidesi bıraktı.

     Bir Ulusun sahip olduğu topraklarda yok edilmesini önleyen Rauf Denktaş sadece Kıbrıs Türklerinin değil Türkiye içinde ülkemiz üzerinde Emperyalist güçler tarafından oynanmak istenen oyunlara karşı milli onursal rahatsızlıklar yaratmak isteyenlere dur diyecek kadar yürekli hain işbirlikcilerin Soykırım iddialarına karşı mücadele eden Dünya Türklüğünün ve Gençliğinin rehberidir. Yaşamını hayranlıkla izlediğim Sayın Rauf Denktaş’la Antalyada bir otelde Kooperaticilikle ilgil eğitim toplantısına onur konuğu olarak katıldığında tanışma imkanım olmuştu Rahmetli Denktaş Elindeki Fotoğraf makinesi ve Kıbrıs aksanı ile her toplulukta Ülkesini ve Ülkemizi savunurken Türk Askerinin adaya 1974’de gelişini “ Kömür Madeninden  çıkan işçinin Yüzünü yıkayarak ailesi ile sofraya oturuşunun mutluluğudur derdi” arkasından dinleyenlerin fotoğraflarını oturduğu kürsüden çekerek tekrar maden işçisine dönerek “  işçi biliyor yarın yine o madene geri döneceğini, lakin evine dönüp dönmeyeceğinin mechul olduğunu anlıyordu” oturduğu koltuğa yayılarak anlatırken yüzünde acı bir endişei tebessüm vardı.    

      Sözde Ermeni soykırımı yalanına karşı suskun kalan devletin sesi olmak gerekir diyerek Talatpaşa Komitesini kurmasını “ ülke savunmasının sınırları olmaz” diyerek Gençlikle ve halkla omuz omuza mücadelede yer alması, “EOKA terör örgütünün açtığı yaradan daha derin olanının Asala Terör örgütüne karşı verilen zayıf mücadeledir” demesi Ermeni sözde Soykırım yalanının Avrupada Mahküm edilmesinin temelini atan yüce lider azmettiği mücadelede ömrü kifayet etmedi zaferi görmek. Yaşamında Türkiye ve Türklük sevdası karanlık güçler tarafından “Balçıkla güneşin sıvanamayacağını” algılayamayanlar tarafından çeşitli komplolara maruz tutulmak istenilerek yaşamının son dönemleri vatan sevdası ve kaygısı ile  tedavi gördüğü hastanede 13 Ocak 2012 tarihinde 88 yaşında vefat etti.

     Türk dünyasının Gladyatörü Yüce İnsan Sayın Rauf Denktaş için anlatılacak yazılacak çok şeyler mütlaka vardır. Bir Fotoğraf karesine sığdırılmaya çalışılan Kıbrıs “Maden işçisinin endişesini taşıdığı madene dönülür, Madenden dönülürmü” endişesine Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin akibeti benzetile bilinirmi! Bilemiyoruz.

    Ruhun şad olsun kalemlerin sonsuz, söylemlerin kifayetsiz ve İnsanlığın sensiz kaldığı günümüzde düşüncelerin dilsizlerin dili, yolun Türk Gençliğinin yolu olacaktır.

İşiklar İçinde Uyu Rauf Baba.

Sevgili Okuyucularım;

 sağlıklı yaşayın, Sağlıcakla kalın.

 

 

 

 

Bu yazı 3605 defa okunmuştur .

Son Yazılar