SERPİL TUNA

SERPİL TUNA


FELAKETLERE HAZIRLIKLI MIYIZ?

03 Nisan 2020 - 18:03

FELAKETLERE HAZIR MIYIZ?
                Ne çok senaryolar okuduk şu günlerde. Kaos senaryoları, felaket tellalları, çığırtkanlar, feryat figancılar, karmaşayı fırsat bilip bire bin katanlar.
                Yuh! Nefsine uyanlara. Yuh!
                İnsanların zor günlerini fırsata çevirenlere, serbest piyasa ekonomisini kendi ekseni altına alanlara, liberal ekonomi adı altında arz talep piyasasını tersine çevirenlere  yuh diyorum.
                Ekonomi bir kişinin tekeline bırakılamaz. Böylesi karmaşanın hakim olduğu dönemlerde  politik hamleler halkın temel durumunu dikkate alarak  değerlendirilmeli. Ben de naçizane fikir ve görüşlerimi kaleme alırken çok boyutlu düşünmeye özen gösteriyorum. Politikaların ve istikrar programlarının şekillenmesin de halkın verdiği tepki, teorilerden daha fazla yer tutar. Halka kabul ettiremediğin negatif durumlarda geri adım atmak mecburiyeti doğar.
Girizgâh bölümünü kısaca aktardıktan sonra esas meselenin metnine gelelim.
                Felaketlere hazırlıklı mıyız? Hakkımızı, hakkaniyet ile aramayı bileceğiz. Haklı iken haksız duruma düşmeden halledeceğiz.
              İşçi, işçi hakkı, nelerdir diye sorduğumuzda konunun temeline kadar inmekte fayda görüyorum. İnsanlığın henüz kapitalizm ile tanışmadığı   yıllara kadar inecek olursak insanlık ilk yıllarında özgür, ilkel ve bireyseldi. Yıllar içinde evrimleştiler, devrimler yaptılar. Siyahlar beyazlar, zenginler, fakirler, burjuvalar, köleler oldular. Birde küçük burjuvalar var ki ne burjuva olabilmişler nede bir alt tabakada kalabilmişler. Küçük burjuvalar sanatın ve edebiyatın yapı taşlarını oluştururken aristokrat grubun elementleri olmuşlardır.
İşin birde ekonomik boyutu vardır ki iş o kısma geldiği zaman ekonomi konuşur edebiyat yazar. Ekonomi yaşarken birileri ağlar birileri güler. Halk ağlayan, burjuvalar ise gülen taraf olmuştur. Zenginlik durumunun hasıl olduğu bir gerçeklik vardır ki  elit diye tabir edilen, okur yazar kesimde bu çevrelerin etrafında toplanmıştır. İktisadi realite. İktisattan, işçi haklarından konu nerelere geldi. İnsanların gerçeklik ve gerçeküstücülük boyutunda inandıkları uğruna yaşadıkları yada yaşamak için inanamadıkları gerçekliği yaşamak durumunda kaldıkları zamanlar oluyor. İşçi hakları bu çerçevede hak ettiği yeri bulamıyor.
İşçi hakları kölelik sisteminden çıkıp özgürleşme yolunda ilerlerken bireylerin, bireysel olarak kendi çatılarını, inşa etme noktasında ki eksikliklerinden kurtulmak için belli bir müddet gönüllü kölelik siteminden geçmeleri ile tam anlamıyla özgürce düşünen ve düşüncelerini uygulamaya geçiremeyen azınlık olarak kalmıştır. Yüzyıllar öncesinden günümüze gelinceye kadar bir çok devrimde işçiler ayaklanmış haklarını aramış bu uğurda çok can kaybı yaşanmıştır. Hala çok fazla ülke de işçi haklarının korunduğunu ve tam anlamıyla uygulandığını söyleyemeyiz. Zenginlerin feyiz aldıkları nokta örneklem yoluyla birbirlerini taklit etmekten geçmektedir. İşçi hakları teorik ve fiili olarak yazılı   kaynaklara geçilmesiyle gün yüzünde kendini göstermiştir. Bu uğurda verdikleri mücadele daha eski dönemlere kadar uzanmaktadır.
İşçi-işveren hakları , emek arz talebinin ciddi anlamda ele alındığı, 1800 yıllarda Marksist dönemde kendine yer bulmuştur. 1200 lü yıllarda  evrensel insan hakları bildirgesi temelleri Magna Carta Libertatum  ile atılmıştır. Tarihin ilk yazılı anayasası olan Manga Carta dünyanın özgürlük adına attığı en büyük adımı olarak kabul edilir. Magna Carta, İngiltere Kral’ı John’un (Yurtsuz Kral John), sınırsız yetkilerinden feragat ettiği, hukukun kendi arzularından daha üstün olduğunu kabul ettiği, tarihin akışını değiştiren bir antlaşmadır. 
            
            Eşit işe eşit ücret, zorla çalıştırma yasağı gibi işçi kesimini ilgilendiren metin olarak sıralanırken gerçekler pekte öyle olmamıştır. Kanun metinleri evrensel olmasına karşın, bireyin açlıkla karşı karşıya kalması, barınma ve temel ihtiyaçlarını karşılamak için çalışmak zorunda olması kapitali güçlendirmiştir. Kapitalin gün be gün güçlenmesi, emek arz piyasasının yoğunlaşması hakların işçilerin aleyhine şekillenmesine neden olmuştur. Halk diliyle konuşacak olursak, kapıda çalışacak insan çok. İşverene itaatsizlik durumunda işçinin hakkını arayacak mecraları kısıtlı olması kapitalist sitemin tetikleyicisi olmuştur.   Sivil toplum örgütlerinin gelişmediği ülkelerde bu sayı sürekli artış göstermiştir. Sermaye yoğun ülkelerde, sivil toplum örgütlerinin gelişmesi, emek yoğun ülkelerde sivil toplum örgütlerinin yeterince işlerlik kazanmaması işçileri hayali sukuta uğratmıştır.

Evrensel İnsan hakları Bildirgesi 1948

Madde 23
1.    Herkesin çalışma, işini özgürce seçme, adil ve elverişli koşullarda çalışma ve işsizliğe karşı korunma hakkı vardır.
2.    Herkesin, herhangi bir ayrım gözetilmeksizin, eşit iş için eşit ücrete hakkı vardır.
3.    Çalışan herkesin, kendisi ve ailesi için insan onuruna yaraşır bir yaşam sağlayacak düzeyde, adil ve elverişli ücretlendirilmeye hakkı vardır; bu, gerekirse, başka toplumsal korunma yollarıyla desteklenmelidir.
4.    Herkesin, çıkarını korumak için sendika kurma ya da sendikaya üye olma hakkı vardır.
Madde 24
Herkesin, dinlenme ve boş zamana hakkı vardır; bu, iş saatlerinin makul ölçüde sınırlandırılması ve belirli aralıklarla ücretli tatil yapma hakkını da kapsar.
Madde 25
1.    Herkesin, kendisinin ve ailesinin sağlığı ve iyi yaşaması için yeterli yaşama standartlarına hakkı vardır; bu hak, beslenme, giyim, konut, tıbbi bakım ile gerekli toplumsal hizmetleri ve işsizlik, hastalık, sakatlık, dulluk, yaşlılık ya da kendi denetiminin dışındaki koşullardan kaynaklanan başka geçimini sağlayamama durumlarında güvenlik hakkını da kapsar.
2.    Anne ve çocukların özel bakım ve yardıma hakları vardır. Tüm çocuklar, evlilik içi ya da dışı doğmuş olmalarına bakılmaksızın, aynı toplumsal korumadan yararlanır.
    Bir toplumu belirleyen ölçütler sivil toplum örgütlerinin kuvvetlenmesi ile mümkün kılınabilir. Kanun metinleri meşruluk kazanırken toplumun genel kabul görmüş teamüllerinin göz önünde bulundurur. 
Arz-talep piyasaları belinirken temel argümanlar, emek ve kapitaldir. Kapital burjuvaların elindedir. Emek işçi sınıfının. 
Bunun yanında olağanüstü durumlar olur ki, işçilerin temek hak ve özgürlükleri işvernin insaiyatifinde kalır. Şu günlerde yaşadığımız olağanüstü Covid-19 virüsü salgınında binlerce, milyonlarca işçi süresi belli olmayan zaman aralığında işinden ayrılmak durumunda bırakılmıştır. Konunun ciddiyetini korunması, işçi haklarının özenle korunması gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Süresi belirsiz olağanüstü durumlar için bağışlar geçici çözümdür. İşçinin refah durumunun gözetilmesi elzemdir.