SERPİL TUNA

SERPİL TUNA


DOĞA ZEKASI -1- ÇOCUKLAR

19 Şubat 2020 - 01:44

DOĞA ZEKASI -1- ÇOCUKLAR

Çoklu zeka türlerine son olarak doğa zekası eklenmiştir. Çoklu zeka kavramının yaratıcısı Gardner’a göre, doğa zekası doğada yer alan canlı-cansız varlıkları (hayvanlar, bitkiler, ağaçlar, kayalar, bulutlar, vb) öğrenme ve ayırt etme zekasıdır. Doğa zekası yüksek kişiler ayrıca doğada yapılan faaliyetlere karşı da ilgilidir. Örneğin doğa zekası ve bedensel zekası gelişmiş kişiler dağcılık, kampçılık, yürüyüş gibi sporlara yakındır.

Doğa zekası gelişmiş çocuk, dış dünya ile çok ilgilidir ve dışarıda yapılan faaliyetlere ilgi ile yaklaşır. Doğadaki varlıkları ve patternleri rahatça tanır, birbirinden ayırt eder. Yaprakları, kayaları ve benzeri doğa elementlerini toplamayı sever. Doğal olaylarla veya hayvanlarla ilgili hikayeler dinlemeyi sever. Biyoloji, astronomi, meteoroloji, zooloji gibi bilim dallarına meraklıdır.

Çocuklar için doğa zekası neden önemlidir?

Geçenlerde yolda giderken radyo dinliyorum spiker artık televizyon izlenme oranlarının yüzde 30 azaldığını internette video izlenme oranlarının yüzde otuz arttığını ve videolarla birlikte televizyon izleyip radyo dinleyin nostalji yaşayın diyordu. Ne ara televizyon izlemek nostalji oldu önce bunu sorguladım. sonra evet video izleyin ama televizyonu da ihmal etmeyin... Pardon de kitap okumak, gazete okumak kültürel etkinlikleri takip etmek falan hani milattan öncede kaldı da biz bedenen astral yolculukla bu tarafa falan mı ışınlandık. Küçükken ışınlanma yolu ile geçmişten geleceğe gider gelirdik filmlerde  kendimi bir an o simülasyonun içinde hayal ettim.

Genç arkadaşlarım; mutlak değişim  vardır ve ilerlemeye devam edecektir. Gelin görün ki bu değişimin içinde sadece onlıne bir mantıkla hareket etmek sizi ne  A noktasından B noktasına götürür, nede halayda halay başına. Halay çekmen için halayı öğrenmen , A noktasından B noktasına hareket etmek içinde olasılık hesabını mantık çerçevesinde hesaplaman gerekir. Hal böyle olunca okumak sizin için vazgeçilmez bir argüman  olacaktır.

Okudun öğrendin, peki neyi nerde kullanacaksın bunu nasıl öğreneceksin? Hayat dediğin oldu öğrendiğini doğru uygulayabilme kabiliyetinle doğru orantılı oluyor. Öğrendiğini uygulayabilmek için sosyal hayata akman, kişiler arası empati kurman, kişisel gelişimini tamamlaman ve dünyayı azda olsa tanıyıp kurgunun içinde kendine yer bulman lazım.

Şimdi ne kadar zor göründüğünün farkındayım ama hepsinin mantık çerçevesinde bir açıklaması mevcut. Öncelikle varoluş nedenin bulman gerekli. Bunun içinde doğada keşif yapmalısın. Örnek bir yaprak nasıl yeşillenir, bir ağaç nasıl çiçek açar, ne zaman sararır ve ne zaman ağaçla vedalaşır.  Vedalaşmak bir son mudur yada yağacın dinlenmesi için bir süreç midir?  Bu soruların cevabını doğa ana ile birleşerek bulacaksın.  Yaşadığın coğrafya da kaç çeşit bitki vardır, bu bitkilerin özelliği, neye fayda verdiği hepsini gezerek öğreneceksin. Şifalı bitkilerden görsel zenginliği ile içini açacak, pozitif enerji ile bol oksijenin hücrelerine kadar hissetmeni sağlayacak herşey doğada. Tablet yada telefonlardan izlediğin video sana sadece anlık görsel bir zevk verir keşke bende orda olsam dedirtir.  Bundan daha fazlası olmaz.
Evet çocuklar, parklar güzel ama sadece park doğanın bir parçası bile olamaz. Bilinçli anne babaların bu konuda rehber olması gereklidir. Dedeler, anneanne,  babaanne yada çocukla ilgilenen bireyler bakıcı yada her kim ilgileniyor ise mutlak suretle tabiat anayı tanıması sağlanmalıdır. Bugün eşşeğin yavrusuna oğlak diyen bir nesille karşı karşıyayız. Sosyal iletişimde bizden çok farklı bir boyuttalar.

Nesiller arasında çatışma değil, uyumsuzlukların yaratıcılığını kullanmak zorundayız. Uyumsuzlukların yaratıcılığı her iki tarafın bilmediği konularda birbirine ışık tutması ile sağlanabilir.

Yıllardır doğa yürüyüşü yapan biri olarak en çok gördüğüm yaş aralığı 30-60 yaş arası. Yürüyüşlerde hayatı olumsuzluklarla geçmiş ve hayata bir yerden yakalamaya çalışan, hayatın güzelliğini doğada bulan insanlar  gördüm. Hayatı hep ertelemiş, yaşama alanını önündeki senelere bırakmış ama ilerleyen yıllarda enerjileri bir çok konuda  önünde engel olmuş insanlar.

Doğa zekası kendini bu noktada gösteriyor. Doğa zekası- Varoluşçu zeka kendini burada göstermekte. Biz dünyaya sahip değiliz sadece belli bir zaman diliminde kullanma hakkına sahibiz. Varoluşumuz bir kaya parçası gibi yüzyıllarca sürmüyor. Yada bir çınar ağacı değiliz gölgesi ile insanlara konfor sağlayan görselliği ile yüzyıllar süren bir hayat akışımız mevcut değil. Biz  dünyayı sadece kullanmaya  geldik. Kirletmeye, katletmeye, dengesi ile oynamaya gelmedik.

Bize sunduğu tüm nimetleri kullanarak yaşayacağız ve bunu çocuklarımıza öğretmekle zorunluyuz.
Bu bir tercih hakkı değil zorunluluktur. Bu keyfi bir durum değil zaruriyetin gerçekliğidir.

Yürüyüşler de çocuklar olacak, hayata tutunmayı, mücadele etmeyi, saygı duymayı, doğayı temiz tutmayı, ezmeden geçmeyi öğrenecekler. Biz öğreteceğiz yürümeleri gereken yolları, zorlu yollardan  geçecekler, kayalarda diz kapakları soyulmayı  öğrenecek, yağmurda üşümeyi, sıcakta yanmayı...
Hayatın zorluklarından bahsetmektense öğrenmeleri için fırsat oluşturacağız. Kendilerini keşfedip sınırlarını çizerken, doğada aslında hayatı öğrenecekler. Çetin, çetrefilli yolları, düz patikaları vadileri, ırmakları ve yorulunca dinlenmeyi günün sonunda bu yolculuğu başarmanın mutluluğunu  yaşamayı öğrenecekler.

Doğa ile iç içe olan çocuk mutlu olur, hayvan sevgisi gelişir, evrene ait düşünceleri gelişir en önemlisi kendine karşı düşünceleri olumlu yönde gelişir.

 Haftada bir gün, anne-kız günü, baba-oğul günü, aile günü  yapın olmadı kafayı dinleme günü yapın ve doğanın bir parçası ile bütünleşin.

Sevgi ile doğada kalın.