SERPİL TUNA

SERPİL TUNA


CORONALI GÜNLERDE YAŞAM

20 Mart 2020 - 12:25

CORONA GÜNLERİN DE YAŞAM

Sloganımız; Corono'ya teslim olmuyoruz, sağlıklı yaşama özen gösteriyoruz.

Küresel salgın Corona birçok ülkeyi esir aldı.  Sağlıklı yaşamak ve corona virüsüne yakalanmadan atlatmak için ülke genelin de önlemler alındı.  Kurallar insan sağlığını etkileyen bu tehlikeden bir an önce en az hasarla kurtulmak. 7 den 70'e herkesin güvenliği için bir süre daha kurallara uyacağız. Hiç kimsenin diğer insanların sağlığını tehlikeye atacak bir girişimde bulunmaması gerekiyor. Toplum bilincinin  gelişmesine katkı sağlayacağız. Sağlıklı güzel günlere hep beraber kavuşacağımız, gülüp oynayıp corona ile dalga geçeceğimiz günler yeniden gelecek. Şu an tehlikenin farkında olarak kurallara uymak ve bir müddet sükunetimizi korumak zorunluluğumuzu unutmamalıyız.
Küresel salgın ile birlikte hayatımızda neler değişti bir haftalık süreçten kimler payını nasıl aldı? Politik olarak,  Sağlık Bakanlığı tehlikenin azami ölçü de kontrol altına alınması için yayınlar yaptı. Bu süreçte birinci derece de tehlike altında olanlar sağlık çalışanları oldu. Sağlık sektöründe çalışanlara teşekkürü borç biliyorum. Bizler evimiz de virüs ile ilgili haberleri izleyip gündem ile bilgi  almak için beklerken onlar bu tehlike ile birebir karşı karşıya kaldı. Dünya, sağlık çalışanlarına minnettar kalacak.
Gelelim önemli unsurlara Corona virüsüne kimler yakalandı, kimler birinci derce de risk taşıdı? Bağışıklık sistemi burada önemini nasıl vurguladı?
Corono virüs  60 yaş üzeri, solunum rahatsızlığı yaşayanlar ve bağışıklık sistemi zayıf olan fertler de daha sık görüldü. Yakalanma riski fazlaydı fakat atlatamama riski daha çoktu. İnsanları korkutan en önemli unsur da buydu. Atlatamazsak ne olacak? Küresel anlam da salgın olması insanların aynı anda hastanede konuşlanma riskini arttıracak ve daha fazla insana ulaşacaktı. İşte bu yüzden korku, paniğe ve en nihayetinde paranoyaya varan durumlar ortaya çıktı.

Bağışıklık sistemini güçlendirmek ne yapmalıyız?

 Bağışıklık bir vitaminin alınarak anında sonuç alabileceğiz bir mekanik sistem değildi. Sağlıklı beslenmek, spor yapmak, düzenli uyku ve vücut direncini arttıracak aktiviteler de bulunmak gerekiyor.
Oysa dünya sanayi inkılabıyla birlikte,  oksijeni azaltıp bacadan çıkan korbonmonoksit gaz salınımını arttıralı çok olmuştu. Plastik kullanımı artmış, denizde yaşayan canlıların yaşamını çoktan etkilemişti. Tükettiğimiz besinlerin genetiği değiştirilmişti. Birinci dereceden oksijen kaynağımız dağlar, taşlar, ovalar, denizler tehlike altındaydı. Bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için takviye vitaminlere ihtiyaç duyduğumuzu biliyorduk. 60  yaş üzeri çevremizde ki insanlara baktığımız da kronik bir rahatsızlıkları mevcuttu. Bununla birlikte torba torba ilaçlarla dolaşıyorlardı. Bu virüsün temel kuralı neydi?  Bağışıklık kuvvetli olacak ve kronik bir rahatsızlık olmayacaktı. İşte bundan dolayı sokağa çıkmak tehlikeliydi.
Vücuda giren hastalık yapıcı mikrop ve virüsleri ortadan kaldırmak için savaşan bağışıklık sistemi, zaman zaman çeşitli faktörlerden etkilenerek zayıf duruma düşebilir ve buna bağlı olan bazı hastalıkların ağır veya tekrar tekrar yaşanmasına neden olabilir. Bağışıklık sisteminin güçlenmesinde yaşam tarzının etkiliydi. “Bağışıklık sistemini baskılayan, zayıf düşüren faktörler; hatalı beslenme alışkanlıkları, hareketsiz yaşam, sigara, uyku düzensizliği ve stres. Bunların varlığı halen devam ederken bağışıklık kuvvetlendiren takviyeler hiçbir işe yaramaz. Doğru kişiye doğru takviyeler, yaşam tarzınızda sağlıklı yaşama dair değişiklikler yapılandırıldığında bağışıklık gücünüzü katlar.”
Bağışıklık güçlendirici beslenme önce dengeli beslenme ile başlar. 4 besin grubundan yeterli derecede beslenilmeli. Bunlar; süt ve ürünleri, et grubu, sebze-meyve grubu ve tahıllardır. Bu gruplar içerisinde enfeksiyon ile baş etme konusunda çok başarılı besinler var. Özellikle rengarenk çeşitli sebze ve meyveler çeşitli antioksidan ve lif içerikleri nedeniyle kıymetli.
Özellikle soğan, sarımsak, lahanagiller, turpgiller, brokoli, nar, portakal, avokado başta olmak üzere tüm sebze meyvelere beslenme programınızda çeşitli olmak üzere yer vermelisiniz. Sebze ve meyvelerin bağırsaklarımızdaki yararlı bakteriler olan probiyotiklerin çoğalmasına yardımcı olması özelliği de savunma sistemimize güç katar. Probiyotik sayımızı arttırmak için yoğurt, kefir, turşu, sirke gibi fermente ürünlerden faydalanacağımız gibi probiyotik-prebiyotik takviyelerden de doktor ve diyetisyeniniz uygun görürse kullanabilirsiniz.
Bizler bugün bu virüs ile savaşıyorsak bağışıklık sistemimizi yok ederken dikkat etmediğimiz kuralların ceremesini ödüyoruz.  Felaketler sıralanırken bunun en önemli nedeni yine kendimiz olduğunu unutmamalıyız. Tehlike çanları çalarken gösterdiğimiz özveriyi tehlikenin oluşmaması için göstermiyoruz.

Ekonomik olarak nasıl etkilendik?

İnsanları  virüsten daha fazla etkileyen bir şey varsa oda çaresizlik. Düzenli gelir sahibi ve kazancı güvence altında olanlar hariç bu küresel  salgından maalesef en çok etkilenen özel sektör çalışanları ve esnaf. Kriz durumların da etkilenenler her zaman işçi grubu ve esnaflarımız oluyor. Şimdi tehlikenin azaltılması için fabrikalar işçi çıkartıyor. Küçük  işletmeler de yer yer kendini gösterirken büyük fabrikalar da rakamlar binlerce kişi ile kendini gösteriyor. Bu çıkışlar geçici süreliğine olmasına karşın risk grubundakilerin ne kadar süre ile çalışmayacağı bilinmiyor.  Corona virüs tüketiciler açısından mücbir sebeb sayılırken, arz edenler açısından karmaşık bir durumu sergilemekte. Kısaca mücbir sebeb nedir  ve 213 sayılı Vergi usul Kanunu'nun 13 maddesine göre mücbir sebepler nelerdir bakalım.

  1. Vergi ödevlerinden herhangi birinin yerine getirilmesine engel olacak derecede ağır kaza, ağır hastalık ve tutukluluk;
  2. Vergi ödevlerinin yerine getirilmesine engel olacak yangın, yer sarsıntısı ve su basması gibi afetler;
  3. Kişinin iradesi dışında vukua gelen mecburi gaybubetler;
  4. Sahibinin iradesi dışındaki sebepler dolayısıyla defter ve vesikalarının elinden çıkmış bulunması; gibi hallerdir.”
Kanun hükmünden anlaşılacağı üzere mücbir sebebin varlığının önemli sonuçlarından biri mükelleflerin vergisel ödevlerini yerine getirmelerini engellemesidir. Vergi Usul Kanunu 153. ve devam eden maddeleri mükelleflerin ödevlerini; bildirim (işe başlamayı vb.), defter tutma, belge düzenleme (fatura düzenleme), muhafaza ve ibraz mecburiyeti, vergi beyannamesi verme gibi ödevler sayılabilir. Mücbir sebepler, vergilendirmeyle ilgili süreçlerin işlemesini engeller ve bu süreçlere ait süreleri uzatır.
Bu durum, Vergi Usul Kanunu’nun 15. maddesinde şu şekilde açıklanmıştır:

Mücbir sebeplerle gecikme:
13 üncü maddede yazılı mücbir sebeplerden her hangi birinin bulunması halinde bu sebep ortadan kalkıncaya kadar süreler işlemez. Bu takdirde tarh zamanaşımı işlemiyen süreler kadar uzar.
Bu hükmün uygulanması için mücbir sebebin malûm olması veya ilgililer tarafından ispat veya tevsik edilmesi lâzımdır.
Hazine ve Maliye Bakanlığı, mücbir sebep sayılan haller nedeniyle; bölge, il, ilçe, mahal veya afete maruz kalanlar itibarıyla mücbir sebep hali ilân etmeye ve bu sürede vergi ödevlerinden yerine getirilemeyecek olanları tespit etmeye yetkilidir. Bu yetki vergi türleri ve işyerleri itibarıyla; beyannamelerin toplulaştırılması, yeni beyanname verme süreleri belirlenmesi ve beyanname verme zorunluluğunun kaldırılması şeklinde de kullanılabilir.”
 
YENİ TİP KORANA VİRÜS MÜCBİR SEBEP HALİ MİDİR?

Etkisi ve yayılımı her geçen gün artarak devam eden korana virüs, dünyada özellikle Avrupa ve Çin, İran ve Güney Kore gibi ülkelerde ciddi yayılım gösterdikten sonra Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel nitelikte bir salgın ilan edildi. Şu an itibariyle ülkemizde de  görülen ve hasta sayısı her geçen gün artan virüsle mücadele hayati önem taşıyor. Virüs ile mücadele genel itibariyle insanların toplu olarak bir araya gelmelerini önleme ve mevcut hastaları izole etme şeklinde yürütülüyor.
Türkiye’de şu an için  kafe, bar, sinema, tiyatro, müzikli lokanta, spor salonları vb. yerlerin belirsiz süreli kapatılması yine bazı ülkelere uçuşların askıya alınması, ticari olarak bu alanlarda faaliyet gösteren vergi mükelleflerine ekonomik olarak yansıması olumsuz olacaktır. Öte yandan virüsün tedavisinin bulunmaması belirsizliği gelecek dönemde neler yaşanacağı konusunda soru işaretleri oluşturmaktadır. Bu açıdan değerlendirildiğinde Devletimizin virüsle mücadele aldığı önemlerin yanı sıra Vergi Usul Kanunu’nun 15. maddesinde Hazine ve Maliye Bakanlığı, mücbir sebep sayılan haller nedeniyle mücbir sebep hali ilân etmeye ve bu sürede vergi ödevlerinden yerine getirilemeyecek olanları tespit etmeye, dair yetkisini  virüsün seyrine bağlı olarak mücbir sebep hali ilan ederek kullanabilir.

SONUÇ

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 13. maddesine mücbir sebep vergilendirmeye ilişkin sorumlukları mücbir sebep süresi boyunca ertelemektedir. Mücbir sebep halleri vergi mükellefleri, vergi sorumluları ve ceza muhatapları bakımından bir korunma hakkıdır. Bu anlamda yürütme virüsün vergi mükellef ve sorumluları üzerinde olası etkilerin dikkate alarak belirli bölge, sektör veya mükellefler için mücbir sebep halini ilan etmesi beklenmektedir.

Şahsi görüşüm bu krizin uzun soluklu olmayacağı yönünde. Fakat zarara uğrayan esnafın ve çalışanların, işçilerin  gelir kaybını önleyici tedbirler alınması zaruri önem taşımakta. Toplum refahının zarar görmemesi, gelir dengesinin stabil kalabilmesi için buna ihtiyaç hasıl olmakta.

Çin şu ana kadar gelen hastaların artık iyileştiğini, geçici süreliğine açılan hastanelerin fonksiyonel çalıştığını ve diğer şehirlerden gelen sağlık çalışanlarının kendi görev yerlerine geri dönmesi kararını aldı.  Durumu önemsemeyip doğal akışına bırakan ülkeler ise işin ciddiyetini geç kavradılar. Şu an virüsün görüldüğü bütün ülkeler önlemlerini hat safhalara çıkardı. Kişisel olarak hepimiz durumu yakından takip ediyoruz ve bir an önce normal hayatın olağan akışı içinde devam edeceği günleri bekliyoruz. Panik yapmadan, kurallara uyarak sağlıklı yaşamak elimizde.

Sağlıklı ve güzel göreceğiz, sadece panik yapmadan sukunetle beklemeyi bilelim.