Nazım Doğan

Nazım Doğan


YAŞLILIK ÜZERİNE

20 Ocak 2021 - 10:14



Bu hafta okurlardan gelen güzel dönütleri derlediğim bir yazı hazırlamıştım aslında. Ancak kırmayı beceremediğim biri bu haftaki konuyu değiştirmemi istedi. Tuğra'mı tanıyanlar bilir; oğlum bir şey istedi mi boşa konuşmaz, lazımdır yani. Öğretmeni bir ödev veriyor, yaşlılarla alakalı gazete haberlerini toplamalarını istiyor. Çok basit olan bu ödev bu hafta kucağımızda değerli okur. Tuğra'nın ödevi için hepinizi meşgul ediyorum. Affedin.

Bencil olan güzel ülkemin çocuk yapmaktaki en büyük dayanağı bu. Yaşlanınca bize bakacak birisi olsun. Evlat kavramı kıymetli ve özeldir. Aşk gibi. Tanımı her birey kendisine göre yapar. Nasıl yaşıyorsa öyle. Genel kanı; evlat, yaşlanınca anasına babasına bakandır. Ebeveynlerin yetemediği yerde omuz olacak varlık evlattır. Kalan mal, mülk zebil olmasın diye başına dikilen varlıktır evlat. Bana da malıma mülküme de sahip çıkacaktır. Bencillikle başlayan bu faaliyet nasıl ulvi bir yere gidebilir ki? Daha eleştiririm de, konu bu değil!

Hayatın ne getireceğini bilemiyoruz sonuçta. Bir gün mutlaka vuku bulacak olan emr-i hak hariç. O pamukla herkes tanışacak yani. Bu kesin bilgi. En büyük ihtimaller hastalanacak olmak, yaşlanacak olmak ikilisi. Hayatta kalırsak bunlar banko. Tanıdığım en sık hastalanan kişi, kendisini hastalıklara karşı en çok koruyan. Montunu, ceketini, her ne giyiyorsa işte üzerine, apartman kapısında giyiyor. Asansörde veya indiği bir kaç basamak merdivende terleyip hasta olmamak adına. Kış çayları, vitamin takviyeleri, mesir macunları... Alayı nafile. Artık yaşlı da, yaşlı ve hasta. Dedim ve ispatladım.

İnsanların bir yaştan sonra kendi ihtiyaçları için başkalarına ihtiyaç duyması normal. Yorgun dizleri bir süre sonra zor taşıyor kişiyi. Biz otobüste, dolmuşta amcaya değil dizlerine yardım ediyoruz. Biraz daha uzun süre dik tutabilsinler diye amcayı. Elindeki ağır poşeti aldığımız teyzenin eli sevdiklerine bir kez fazla sallanmalı. Bence gülümsemek en büyük ilaçtır, gülümsetmek reçete. Bayramda gidip ellerini öpüyoruz, konuşurken kırılmamaları için dikkat ediyoruz, dinlerken daha bir itinayla -az sıkılarak- dinliyoruz... Bu işlerin tamamı daha mutlu olsunlar diye.

İyi biri olmak çocukluktan getirilen kıymetli bir özelliktir. Çocukken ne kadar yardım aldıysan, ne kadar dinledilerse seni, ne kadar merhamet gördüysen; ileride ihtiyacı olana onu verirsin.  Hasta veya yardıma muhtaç birisine herkes yardım eder. Kim olsa, kimi bulsa bir iki tutarsın elinden. Tamamen insanlığını kaybetmemiş birisinden bahsetmiyorum tabii ki. Ancak insanlık kırıntılarını yemek masasında bırakmamış bir birey, ihiyacı olana yardım eder. Burada konu yardımı içten yapmaktır. Özel insanların özelliği buradan gelir. Sarılmaktan ziyade sımsıkı sarılmaktır konu.Haydi bu haftayı bitirelim kendi yaşlılığımı süşünmeye başladım, kendimden sıkıldım.

Bu hafta herkesten duyduğu öğütleri bir de benden okuyan değerli okur. Toplum olarak eğilmek gereken sorunlar, toplum olarak yarattıklarımız aslında. Sorun yaratmazsak, çözmek zorunda da kalmayız. Yaşlanıyorsun. Hatta bir önce okuduğun cümleden daha yaşlısın şu anda. Şu anda da, bir öncekinden. Yaşlılara yardım edin efendim.

Görüşeceğiz.