Nazım Doğan

Nazım Doğan


UNUTMAK ÜZERİNE

12 Kasım 2020 - 15:24

Turkuaz eğitim sahillerindeki şezlongumdan yazıyorum. Efe’nin yıllık izninin başladığını bildirir son çay masamda. Haftaya bu köşede çay yok değerli okur, küllük tek başına yanacak. Geçen hafta yazmam gerektiğini unutmuşum. Bu hafta unutmak üzerine yazmak gerek. Yaptık bir hata açıklayacağız. Zira unutmak ve alışmak insan evladına bahşedilen iki önemli zihin kıyağıdır. Zihnin bu kıyakları yapmasa nefes almak hep entübe haliyle olur gibi. Dönemin meşhur kelimesini de kullandım. Başlıyorum.
İnsan evladının ömür dediği tek gidişlik, standart olmayan tarifeli ve hep aynı durakta bitecek olan yolculunda yaşayacağı tüm kötü şeylere hazırlıklı olmanın yegâne tarifidir; unutmak. Unutmak olmasaydı herkes koah hastasıydı ben söyleyeyim. Ben çok acı biriktirdim göğsümün orta yerinde. Şimdi hangisi nedendir hatırlamıyorum bile. Kim canımı ne kadar yakmış, neden yakmış bilmiyorum. İntikam bile alasım yok. Unuttum zira, kindar da olamıyorum çünkü unutuyorum.
Kimler eskide kaldı, kimlerin canını sıktım, camını kırdım, ahını aldım unuttum. Eğer okuyanı varsa hakkını helal etsin, ya da etmesin; zira bu yazı biter bitmez unutacağım. Alışsan iyi olur değerli okur zira ben ömrümü uzatmak taraftarıyım hızlı unutmak ve hızlı alışmak bana iyi geliyor. Kavgalarımı unutuyorum, hırslarımı da, bazen adımı bile unutuyorum saçma bir duvar yazısı veya bir şiir parçası hatırlatıyor. Adının Nazım olmasının en büyük avantajıdır. Uyandırayım
Bir hatırla değerli okur unutman gereken ne kadar çok şey olduğunu. Mevcut işteş durumun karşı tarafının şimdiye kadar çoktan unuttuğu ama senin için hala sıkıntı olanları. Dura dura ömründen yiyorsun. Unut gitsin. Arabana çarpanı, yalnız bırakıp kaçanı, çelme takanı, seni severken fazla sıkanı, öpeyim derken morartanı, morartmak için yumruk kaldıranı… Bunların alayını unut. Ya da aç kenardan Müslüm Baba’yı o söylesin sen affet.
Unutamıyorsan da alışmalısın. Psikoloji bunu tavsiye ediyor aslında. Unutmak dediğin kavram bilinçaltını babaannenin halısının altı gibi kirli yaparken, alışmak seni sen yapar diyor. Bulunduğun şartların tamamı senin kalite standardını belirliyor. Kızma işte, her kimse onlara! Onlar senin yeni sıkıntıları heyecanla kucaklamana sebepler. Eski sevgilinin gitmişliğine alıştığında yenisine göz kırpıyorsun, son kurduğun cümlenin utancına alıştığında tekrar konuşmaya başlıyorsun, tek başına kaldığında sadece kendinle konuşmaya da alışıyorsun. Unutamadığına alışıyorsun veya alışacaksın. Güven bana tecrübe konuşuyor.
Alışmanın sevmekten daha fazla zorladığı değerli okur. Köşe yazsında bu işin sadece satır araları anlatılabiliyor. Alışmak ve unutmak akıl sağlığını koruyor. Unutamadığın her şey kemiklerinle birlikte acıyor. Onlar kemiklerine batıyor, kemiklerin sana. Acılarını bir parçan yapmaktan vaz geç demek istedim tüm yazı boyunca. Neticede acılar gerçektir bu hayatta. Canı yanmayanın hiç canı olmamıştır, can sandığı başkasının vicdanındaki iyi niyettir. Tahammül diye bir kelime var ve tedavül kelimesine çok yakındır. Tedavülden kalkmak sadece paraya özgü olmasın, siz para denen kağıt parçasından daha temizsiniz ve temiz iseniz kirlenirsiniz efendim.
Görüşeceğiz…