Nazım Doğan

Nazım Doğan


ÖZGÜR OLMAK ÜZERİNE

12 Kasım 2020 - 15:27

Turkuaz Eğitim Sahillerindeki şezlongumdan yine yazıyorum. Çok sert bir koşuşturmanın arkasından gelen ince bir dinlenme hali var son birkaç gündür. Bu durumun Efe’nin yaptığı tatil ile hiç alakası yok ama. Efe’yi dinlenmiş görünce çay isteyemiyorum, yorulacak olmasından korktuğum için. Seslenip seslenmemek arasında bir tereddütle; başlıyorum.

Saçma sapan takıntıların kelepçelerimizin arasındaki zincirden bir bakla daha çıkardığını yazsam mı bu hafta? -Sözde bir soru cümlesiyle başlamak havalı oluyor gibi.- Birçok çabamızın sonucu kendi hareket alanımızı daraltıyor. Elinin uzanabileceği yeri korkak gözlerle süzünce ya elin kısalıyor ya da parmaklarının gölgesindeki o şey - her neyse işte- geriye atıyor kendisini. Korkmasak mı? Efe çay verir misin? Sıcak olsun. Korkmuyorum!

İstemediğin ne kadar şey varsa zincirini oraya bağlıyorlar. Asılı olduğun aklının ucundan bile geçmiyor. Çünkü sen o zincirin hiç farkında değilsin. Özgürsün hesapta. Oy vermediğin kimseler tarafından yönetiliyor, başkasının belirlediği maaşını harcıyor, güzergâhı senin belirleyemediğin bir dolmuşta eve ya da işe gidiyorsun. Kaç kilometre hız yapacağını şoför biliyor, nerede duracağını diğer yolcular, ücret tarifesini resmi makamalar belirliyor, bir koltuğa oturup oturamayacağını doğum tarihin… Kartı sen basıyorsun ama. Özgürsün, istediğin zaman basarsın o kartı. İstediğin şekilde…

Zincir var bir sürü... Mahpus yok, dam yok, zindan yok. Zincir var. Özgürsün ama, hiç merak etme! Uzun o zincirlerin boyu. Seni her geriye çektiğinde aslında kendin dönmek istiyormuşsun gibi hissettirecek kadar uzun.  Yolda sana ait bir şey yok. Sigaran bile senin değil biliyorsun. Enflasyonla ortaklaşa aldın, rüzgârla beraber içiyorsun. Azıcık lafa dalsan seni beklemiyor, sonra ukalaca: “Sigaram bitmiş.” diyorsun. İçmediğin sigarayı sahiplendirir sana bu hayat. Ahmet’in içtiği sigara Ahmet’in, rüzgârın içtiği senin... Senin sadece zincirlerin var... Becerebilirsen istediğin bir başkasının eline verebileceğin zincirlerin... Yoksa istemediğin beş parmak tutar benden söylemesi. Müslüm şarkılarını bile açman için o parmakları kullanırsın.

Çok düşününce içinden çıkılmaz hale geliyor o belediyenin özenle denetlediği dolmuş. Matematikle uğraşsak ya! Hem matematikte sonuç tek ve kesin. Yok felsefe, yok edebiyat… Otobüsün yaktığı mazot sabit neticede. Topla çıkar sonuç net. Hayatım boyunca edebiyat problemleriyle uğraştım ben. Elif’le, biri karıştırdım. Çıkarmada hep iyiydim, çarpmada da. Çok zaman oldu hala doğru dürüst toplayamıyorum. Yoksa matematik bilmediğimden değildi birle biri toplayıp bir etme çabam.

Hayatını seçenek arttırmak üzere kuran değerli okur. Sen zincirine bakla eklersin her ürettiğin yeni seçenekte. Pamuğa doğru hızlı bir uzanış seninkisi. Kilo kilo pamuk depoluyoruz her birimiz. O pamuğun nerede ne zaman kullanılacağını bilmeden. Kaçınılmaz sonda buluşabileceğimiz yegane dünyevi unsurdur kendileri. Beyaz ve yumuşak görüntüsü seni kandırmasın. Kandırılmak insan evladının doğasında var. Kandırılmayı seviyoruz değerli okur. Tanrı hiç kimseyi inanmak zorunda hissettirmesin, olmayan bir gerçeğe inanmaya çalışmak yaşamak değildir efendim.
Görüşeceğiz…