Nazım Doğan

Nazım Doğan


KAYBETMEK ÜZERİNE

26 Kasım 2020 - 14:24

Bir yazının en zor cümlesi, giriş cümlesidir. Nasıl başlayacağım diye düşünürken saatler kaybedebilirsiniz. Konuyu belirledim, bilgisayarı açtım. -Bilgisayar da ne güzel bir çeviridir. Computer yerine bilgi sayar- Hafta içerisinde aldığım notlarımı arıyorum galiba kaybetmişim; bulamıyorum. Sinirlendim! Gençlik yıllarımda tarlasında büyüdüğüm, en kralını dedemin balyaladığı, amerikan keşfi, o zararlı maddeyi yakayım., Çakmak nerede? Onu da mı kaybettim? Neyse bir yerden bir çakmak temin ediyorum, klavyenin başında tellendirirken aklıma geliyor; Ne çok şey kaybettim ben.
Çocukluğumdan beri kaybettiğim her şeyi düşünmeye başlıyorum.En başta anahtar geliyor aklıma. Ben ne kadar çok anahtar kaybettim. Bu yüzden babam onlarca kez kızdı. Hiç sevemedim şu cebimizde durması gereken minyatür testereleri. Her seferinde kaybettim. Hiç de pişman değilim. Bir hırsızın eline geçse ne olacakmış? Anahtarlığı muhtardan ikametgahla vermiyorlar ki üzerinde adres yazsın? Olmaz bir şey.
Cüzdan var, evet cüzdan. Ben çocukluğumdan beri en az elli tane cüzdan kaybettim. Hatta her sabah tekrar kayberim aynı cüzdanı. Söz yarın sabah yine kaybedeceğim. O yüzden hiç içine koyamadım paralarımı. Hatta kimlik kartlarımı, kredi kartlarımı falan. Şimdi sorguluyorum; Ben niye taşıyorum cebimde minik bir koyunun döşünü andıran siyah deri parçasını? Işıl Hocam derdi "Medeni bir erkeğin en önemli aksesuarı cüzdanıdır." diye. O etkilemiştir muhtemelen. Tabii yıllar sonra öğrendim medeni olsa da olmasa da bir erkeğin en önemli aksesuarının merhamet olduğunu. Bir tek merhamet duygumu kollarım, asla kaybolabileceği yerlere bırakmam.
Bir kaç kez Alfamı parkettiğim sokağı kaybettim, bile bile para kaybettim, malesef çok dost kaybettim. Ali Tine,Lato,Akgün... Aklımı kaybettim. -Kısa süreliğine de olsa.- Saçlarımı kaybettim ki bu istemeden oldu. Ülke olarak Müslüm Baba'yı kaybettik. Huzuru kaybettim; en saçma yerlerde saklayıp sonradan bulamadığımız çeyizlik kırmızı yazma gibi. Burada buna bir şey olmaz diye bir yere koydum muhtemelen ama nereye koyduğumu unuttum şimdi bulamıyorum, kayboldu.
Bir sürü çocukluk anımı kaybettim. Babamın aldığı ilk kramponları kaybettim. Dedemi kaybettim, aynı okunuyor olmasına rağmen, adımı kendi adından çok seven dedemi. Yaralarımı kaybettim. Seninle kankardeşi olduğum gün kaybettim. Sevgili olacağımızı zannedip, yaralarımızı üst üste koyup kankardeşi olduğumuz gün kaybettim. Sevgilimi bile kaybettim bir ara.
İnce bir gülümsemeyle okuyorum şimdi yazdıklarımı. İyi ki kaybetmişim hepsini. Saçmalamıyorum değerli okur. Elimde olmayan, benim olmayan, bana ait olamayan bir şeyi nasıl kaybederdim. Çok şükür ki hepsi vardı da kaybettik. Bir gün birer Ferrari kaybedelim inşallah içindeki milyon dolu çantayla beraber.
Varlığı ile bilmem kaç seneni şenlendiren, arayıp bulamadığımda kahrolduğun; Ezan ile sela arasındaki yolculuğu süresince, kısa süreliğine binip inen şeylere üzülen değerli okur. Her şey iyi ki vardı. Arkasından dökülen göz yaşları iyi ki vardı. Özlemek iyi ki vardı. Özledim dediğiniz şeyleri yeterince özlemişsinizdir, hassas olun. Ben o dediğinizi söylemeye çalışırken dudaklarım uyuşuyor. Oturun yeterince özleyin efendim.
Görüşeceğiz.