Nazım Doğan

Nazım Doğan


HAYAT ÜZERİNE

12 Kasım 2020 - 15:22

Hızlı değişen hayatımızdaki en hızlı değişen ayrıntı, aslında hızın kendisi. Hiz, artık daha hızlı. Beklemek günümüzün en çok problem yaratan uğraşı. Hiç kimsenin, hiç birimizin beklemeye tahammülü kalmadı. Sizi bir saniye bekleteceğim cümlesi bile, kuranın ağzından bir saniyeden daha kısa sürede çıkıyor. Hatta dinleyen yüklemi beklemeden cevap veriyor. Çok hızlı bir diyaloğun ardından, çok hızlıca işimizi halledip, önümüzdeki araç beklettiği için kornaya basmaya koşuyoruz. Acele, alelacele, çok acele... Efe bir çay getireceksin kaç dakika oldu ama?

Eskiden beklediğimiz hiç bir şeyi artık beklemiyoruz. İçi kablolarla dolu, önümüzdeki ekranda dönüp duran bir çember oldu mu hemen sıkılıyoruz. Klavyeyi nasıl kullandığımı görseniz şaşarsınız. Parmaklarım bir yere yetişmeye çalışıyor gibi. Sanırsın tutacakları bir el var, oraya yetişiyorlar. Yok arkadaşım; sizin bir işiniz falan. Ancak diğer elimin parmaklarını, belimin altında bir noktada yakalayabilirsin. -Ellerini arkanda bağlama atarlarının arasında.- Ki bu da çok enteresan bir durum değil. Zaten hep orada buluşuyorsunuz. Yeni cümleyi bile beklemek istemiyoruz. Ben yazarken, siz okurken. Otobüsün ne zaman geleceğini gösteren aplikasyon var artık. Saniyeler öncesi durağa gidip saniyelerce! Sıkılıyoruz. 

Toplum olarak, topluca sıkılıyoruz. Bizden bağımsız gelişen bir hayat var, canı isterse seni eğlendiriyor, istemezse sen cep telefonunu hemen eline alıyorsun. Yok kim ne yemiş? Yok kim nereye girmiş? Yok kim hangi yolda, ne dinliyor? Toplum üzerinden verilen bireysel mesajlar da cabası. Kim, kime, neyi, hangi üslupla söylemiş? Çok sıkıntılı işler bunlar. Al işte bu iş bile sıkıntılı, sıkıcı. Derhal konu değiştirmek gerek. Müslüm filmine kaç kişi gitti?

Sindire sindire yaşanan bir hayatı anlatan aile büyüklerine bile kızıyoruz. Birisini salt dinleyemiyoruz. Anlatırken de, dinlerken de, o cep telefonu bir ara elimize geliveriyor. Bir sohbet ederken dünyanın geri kalanını kaçırmak mı istemiyoruz artık? Azıcık daha yavaş bir hayat beklemek çok mu acayip? Şimdi düşünüp yazdıkça çok aykırı bir şey istiyormuşum gibi geliyor. Ne olur biraz yavaşlar mısınız? 

Kendi rüzgarından kendisi hasta olan değerli okur. Hızla tüketip yitirdiğimiz şeylerin sorumlusu hayat değil. Durup nefes almak, su içmek gibi farz hayatta. Bugün hiç su içmedim diye durduğun dakikalarda derin derinde nefes al bence. Oksijeni kullanmaya fırsat vermeden geri gönderiyor vücudumuz artık. Ne olursa olsun buralar güzel, yeşil sen yeşil gördüğün için yeşil. Mavi ondan. Mucizelerin sahibi sensin, benim mucizem de sensin. Sevdiğin kişileri değil, seni sevenleri bulduğun bir hayatı yaşıyorsun. İtiraf, itirazdan iyidir efendim.

Görüşeceğiz…