bahis sitelericasino sitelerislot siteleritarafbet
Mehmet Gürler

Mehmet Gürler


     İ N S A N  T İ P L E R

28 Haziran 2022 - 19:49

                                   
Bu yazımda; ruhsal boyutuyla huy ve karakter farklılıkları konusunu ele alıp üzerinde duracağım.
Geçen yazımda; Fransız bilim adamı Alexis Carrel’in Nobel ödüllü eserini örnek göstererek, insanın âdeta çok bilinmeyenli bir denklem olduğunu anlatmaya çalışmıştım… Şüphesiz Carrel, insanın “mechul” bir varlık olduğunu söylerken yalnız değildir… Robotların akıllıca davrandığı, insansız hava araçlarının ve bilgisayarların üretildiği, teknolojinin inanılmaz seviyelere ulaştığı çağımızda, insanın hâlâ tam keşfedilememiş olması, Yüce Yaratıcı’nın ‘insan kurgusu’nun, ne denli muhteşem ve azametli olduğunu göstermeye kâfidir!..
Şimdi, aklımıza geldiği ölçüde, toplumdaki farklı karakter tiplerini ele alıp genel bir değerlendirme yapacağım :
İnatçılar: Nuh der, peygamber demez, sözüne benzer bu tip kimseler; bir fikir beyan etmişse, yanlışlığını sonradan anlasa da vazgeçmez. Halbuki “hatadan dönmek fazilettir” Şöyle güzel bir söz daha var: “İnadın gözü, meleği şeytan; şeytanı da melek gösterir.” Bunların doğruyu bulmaları zordur !
Gurur ve enaniyetliler: Bunlar da benzer durumda insanlardır. Yalnız kendilerini beğenip, yegâne doğru ve isabetli bilip, başkalarını beğenmez, tepeden bakarlar.. Bu gibi tiplerin dünyadaki cezası dostsuz, yalnız kalmaktır… Birkaç seveni olsa da onlar, dalkavuk ve menfaatçilerdir.
Kinciler: Bu huy da, toplumun hoşlanmadığı, reddettiği, ayrışmalara ve tatsızlıklara sebep olan davranış biçimidir. Bu tipler, bir küstüler mi, kolay kolay barışmazlar.
Memnuniyetsizler : Bunlara ‘mükemmelci’ ya da ‘hepci’ de denebilir. Felsefeleri; ‘ya hep, ya hiç’tir.. Bir şey dört dörtlük, mükemmel olmazsa razı olmazlar. Bu tipler, mükemmelin peşinde koşunca, eksik-noksanı da kaybederler… Yani “Dimyat’a pirince giderken, evdeki bulgurdan olurlar” halbuki şöyle bir kural vardır: “Bir şey bütünüyle elde edilmezse, bütün bütün terk edilmez” Elde edebildiğine eyvallah demelisin.
Hırslı doyumsuzlar : Bu tipler, bu duygularını tatmin edebilmek için ‘helal’ ile yetinmeyip ‘haram kazanç’lara yönelirler.. Çalar, hırsızlık bile yaparlar. Hattâ, zenginlerin önünde zillet gösterip  otlanmaya çalışırlar ! Bilmezler ki “müslümanda hırs, kaybetme sebebidir.”
Kavgacılar : Bunlar daha çok öfkeli tipler olmakla beraber, kavgadan hoşlanan, hatta zevk alan kimselerdir! Bu duygularını tatmin etmeden duramazlar. Aynı zamanda, psikopat tiplerdir bunlar…
Boşboğazlar : Bu tipler, toplumda dedi-koduyu seven, laf taşıyan ve çok zaman münasebetsiz konuşan kişilerdir. Yanlış yapıyorsun, dediğin zaman; “ben doğru söylüyorum” derler… Halbuki; her doğru her zaman, her yerde, her kimseye söylenmez. Rahmetli, Osmanlı kültürüne sahip dedemden şöyle bir espri işitmiştim : “ Boşboğazı cehenneme atmışlar, ‘odunlar yaaş!’ diye bağırmış.”  Yani orada da boşboğazlık yapmış… Şüphesiz bu tipler, sosyal ortamda huzursuzluk sebebidirler.
Yalancılar : Bu dahi çok çirkin bir huy ve alışkanlıktır! Etki alanı çok geniş olduğu için dinimizde büyük günah sayılmıştır… Bu insanlar, toplumda güven ve itibar kaybederler ve doğru sözlerine de inanılmaz… Bunlar aynı zamanda sahtekâr insanlardır.
Kurnazlar : Toplumda tilkiye benzetilen bu kimseler, zekâsını kötüye kullanarak, bir takım oyun ve tezgâhlarla saf veya cahil insanları kandırıp onlara zarar vermekten çekinmezler! Kurnazlık, devlete karşı yapılır ise, çok daha kötüdür!..
Tenkitçiler : Hiçbir şeyi beğenmeyen bu tipler de, insanların kafasını karıştırır, yanlış yöne sevk eder ve ‘battı balık yan gider.. düzelmez bu işler.” dedirip ümitsizliğe sevk ederler…Tenkit, yerinde yapılmalı; yıkıcı değil, yapıcı olmalı. Üstelik tenkitçinin kendi hataları çoktur; onlara bakmaz, görmez..
Bu tip olumsuz karakter örneklerini çoğaltmak mümkün. Sadece olumsuz insan tiplerinden söz etmemin sebebi; hem toplum hayatının ârıza ve hastalıklarını nazara vermek ve hem de gelecek siyasi yazılarımda bu tip hasta adamlara göndermeler yapmaktır…
Neden Müslüman Türk toplumunda bu tür hastalar çoğaldı ?  Sorusuna cevap arayacak olursak, şöyle özetleyebiliriz : Bir koyunun yiyecek ve içeceğini yeterince vermezsek zayıflar. Hiç vermezsek ölür! İşte, 1924 ile 1950 arasındaki dönemde, milletin iman musluğunu kestiler! Bir islâm ülkesi olan Türkiye’de Kur’an’ın yasaklanması ne demek ? Bu imana savaş açıldığını göstermiyor mu!? İşte insanımızı İslâmdan imandan mahrum ettik, bir Müslüman ülkeye yakışmayan insan tipleri türedi ! Yeni nesillerimize din eğitimini yeterince, hatta güçlü bir şekilde veremezsek, bu olumsuz insan tipleri giderek daha da çoğalır.
Sayın Erdoğan Başbakan iken, “Dindar nesiller yetiştireceğiz.” demişti de, ana muhalefet hemen ayağa kalktı, tepki verdi: “Laiklik var.. ne demek dindar nesil?” İşte olay bu ! Her gün yeni yeni hadise ve gündemlerle ( zaten dış meseleler fazlasıyla var ) Hükümete nefes aldırmıyorlar ki, bazı ıslahatları yapabilsin… Yıllardır Sayın Erdoğan’ın günde 3-4 saatten fazla uyumadığını biliyoruz… Kanaatim : Dualarla ayakta duruyor !
Sonuç olarak; saydığımız insan tiplerinin yanlış davranışlarından kaynaklanan huzursuzluklar, problemler, kavgalar, Emniyet ve Adliyeye yansımakta ve Hukuk mekanizmasını zora sokmaktadır…
Kutsal dinimizi lâyıkıyla öğrenip hayat pusulası yapabilsek, Emniyet teşkilatı rahatlayacak, polis sayısı azalacak, hapishaneler boşalacak, doktorlar nefes alacak, çünkü hastalar azalacak.. Toplumda kaynaşma, dayanışma, sevgi ve muhabbet artacaktır vesselâm.


           
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum