FETÖ’nün Hayat Serüveni
Mehmet Gürler

Mehmet Gürler

FETÖ’nün Hayat Serüveni

22 Eylül 2016 - 11:33

1938 dediler, 1941 dediler; sonra kendi ağzından 1939’da doğduğunu öğrendik.. Darbe girişiminden sonraki söyleşisinde: “77 yaşında olduğunu, Amerika’nın kendisine çok iyi baktığını, tedavisine dikkat edildiğini vs.” söylemişti.

Babası imam olan bu zat, Erzurum’un bir köyünde doğmuş. İlkokulu bitirdikten sonra bir miktar dinî bilgiler edinerek imam olmuş, ardından Diyanet’in açtığı Vâizlik imtihanını torpille kazanmış ve Kırklareli ilinde Vâizlik yapmıştır. Ardından, sempatizanı Yaşar Tunagür Hoca’nın tavsiyesiyle 1966 yılında İzmir Vâizliğine atanmış…

Bekâr olduğu için, İzmir Kestanepazarı Kur’an Kursu’nun yönetimi de ona verilmiş ve o da ilk kadro oluşturmaya oradan başlamıştır… Bu zeki delikanlı, hayali geniş ve doyumsuz hırsı olduğu için o talebelerle yetinmemiş, Nur cemaatinden gözüküp; câzip vaazlarıyla, kendine has kurnaz metoduyla bu güzide Cemaatten de birçok insanları şahsına bağlamaya başlamıştır…

Kestanepazarı Camiinin avlusundaki küçük bir kulübede oturması, “Evlenmeyecek misin?” diyenlere, “Hiç düşünmedim”diye câzip bir cevap vermesi ve birkaç yakın talebesini yanına alarak ‘kahvehane sohbetleri’ yapması ve daha başka fedakârlık gösterileri, gerçek kimliğini perdeleyen hususlar olmuştur… Bu şahsın adım adım gizli hedefine doğru gittiğini kim bilebilirdi?

Sızıntı Dergisine yazdığı yazılarda , yayınlattığı kitaplarında anlaşılması zor, hatta melankolik bir üslubu tercih etmesi: Masonlarla gizli ilişkiler içinde olması onun karanlık emeller ve hesaplar içinde olduğunu gösteriyordu.

Cemaatini yönlendirdiği siyasi tercihinde de; gemisini yürütme adına, sağ-sol demeden güçlü iktidarları desteklemiştir. ..

Şimdilerde ise; yaptıkları ile ve ortaya çıkan video kasetlerinden o gizli hedefi deşifre olmaya başladı. Meselâ; “Devleti ele geçirmek ne ki? Ben onu yirmi yaşında planlamaya başlamışım!” gibi konuşmalar yapmış müritlerine…

1968 yılından başlayarak illegal(gizli) ‘Gençlik Kampları’ düzenlemesi, yine kadro oluşturma amacının açık bir uygulamasıdır… Bu kamplarda genç beyinleri yıkayıp kendine sıkı sıkıya bağlamış, sonra bu gençleri çeşitli illere “İmam” tayin ederek o yörelere de yayılmıştır.

Takipçileri belli bir sayısal güce ulaşınca; gazete, radyo, televizyon, yayınevi, kitap-kırtasiye gibi sektörlere yönelip ekonomik güç de sağlamaya başlamıştır…

70’li yıllarda Manisa Vaizi iken, Salihli vaazında, Kur’ân-ı Kerim’i cemaatın üzerine fırlatıp atması, onun taşkınlık ve dengesiz davranışlarına bir misaldir! O zaman ben Diyanet İşleri’ne bu adam hakkında bir şikâyet mektubu yazmıştım, ama kim dinler?!

Şimdi artık; oyununun son perdesini tâ Amerika’dan yönetiyor ve Türkiye’ye kafa tutacak kadar küstahlaşabiliyor! İşte 15 Temmuz talihsiz girişimi ve arkasından yalan-dolan bir yığın ahlâksızlıklar!

Takipçi müritlerinden bir kısmı ayrılsa da çoğunluk büyülenmiş gibi, batan gemiyi bile terk etmiyorlar; hayret!..

Gülen’in bu yaptığı ihanetler, Türkiye’ye ve kutsal dinimize verdiği zararlar, onunla birlikte olduğumuz kırk yıl öncesi, aklımın köşesinden bile geçmezdi.. Maalesef kimsenin yapmadığı/yapamadığı kötülüğü yaptı! Bakalım ölümü nasıl olacak?!..

 

Bu yazı 1936 defa okunmuştur .

Son Yazılar