REGÂİB GECESİ
Mehmed Veysî DÖRTBUDAK

Mehmed Veysî DÖRTBUDAK

REGÂİB GECESİ

21 Mart 2018 - 12:24

Regâib, kelimesi Arapçadır. "re-ga-be" fiilinden türemiştir.  Bir şeyi istemek, arzulamak, ona karşı meyletmek ve onu elde etmek için çaba sarf etmek demektir. Günümüz Türkçesinde kullandığımız “rağbet” de bu kelimeden türemiştir. Regâib kelimesi ise; arzulanan, taleb edilen şey mânâsındadır. Terim olarak Hicri aylarımızın yedincisi olan Recebin ilk perşembe akşamına tekabül etmektedir. 

Hz. Muhammed’in (S.A.V.) bu günü oruçla, gecesini de ibadetle geçirdiğini biliyoruz. Bazı kaynaklarda bu gecede 12 rekât namaz kılınır ibaresi vardır.

Recep ayının ilk Cuma gecesi ile hem Recep ayının hem de üç ayların girişi kutlanır. Bu gece ile, Müslümanların ilgisi bu mübarek aylara çekilir. Ayrıca Peygamber Efendimizin (S.A.V.),  Regaip gecesinde ana rahmine düştüğü iddiası da vardır ki pek doğru olmasa gerek. Çünkü Efendimizin doğum tarihi ile uyumlu değildir. Bizim kanaatimiz de üç ayların girişi ve Resûl-i Ekrem’in bu geceye verdiği önemden dolayı Regaib Gecesini ihyâ etmek gerekir.

Ortaya çıkışı hakkında Prof. Dr. Mehmet Akkuş Hoca, İsmet Parmaksızoğlu’ndan naklen şu bilgileri verir; “Sünni Müslümanlar arasında bu gecenin kandil sayılması Hicri 480 (1087-1088) tarihinde, önce Bağdad'ta başlamıştır. Şiilerin Aşûre Günü, İydü'z-Zehra, İmamların Doğuşu v.b. ünlü bayramlarına karşılık olmak üzere Sünni ulema da mübarek geceleri daha görkemli ihya etme yoluna gitmişlerdir.

Mübarek geceler Osmanlı Döneminde II. Selim zamanından başlayarak, minarelerde kandiller yakılarak duyurulup kutlandığı için “Kandil” olarak anılmaya başladı. Diğer kandil gecelerinde olduğu gibi, Regâib kandillerinde de minârelere kandillerin asılması gelenek haline geldi. Halk arasında Regâib gecelerinde ibâdet ve duada bulunma, geceyi kandil simidi ve şekerlemeleri, pişi dağıtımı, lokma hayrı ile kutlama âdeti yerleşti.

Ehl-i Tasavvufun mekânları olan tekke ve zaviyelerde de bu geceler rutin ayin gecelerinden farklı ihyâ edilmeye başlandı. Tasavvuf ehli olan şairler, bu geceler için “Miracîye” ve "Regâibiye" adı verilen şiirler yazdılar. Elimize pek örneği yetişmese de bu şiirlerin bazıları bestelenerek yapılan törenlerde okundu.  Miraciyye manzumesi Galata Mevlevihanesi şeyhlerinden meşhur Nâyi Osman Dede tarafından nazm edilip bestelendi. Türk Musikisi ve edebiyatı cihetiyle de özel kıymet taşıyan bu manzume, rahmetli Ahmet Hatipoğlu tarafından bestesi icra edilmiş ve bastırılmıştır. Regaibiyye manzumesi de Osman Dede'nin muasırlarından ve Uşşâki Tarikatı şeyhlerinden Abdullah Salahi Efendi'nindir.

Bildiğimiz kadarıyla pek az başka Müslüman ülkelerde pek kutlanmaktadır. Bizde bir söz vardır “Her tuttuğun eli Hızır; her erdiğin geceyi Kadir bil” diye. Ecdadımız da Allah’ına yakınlaşmak için çeşitli vesileler icad etmiştir. Kandillerin şaşaalı kutlanmasının sebeplerinden biri de bu olsa gerek.

Bu gecenin Manisa için de ayrı bir önemi vardır. Halk arasında bu geceye “Namaz Gecesi” de denirdi. Nişanlı kızlara erkek tarafından kandiller, helvalar, şekerler gönderilirdi.

Ayrıca Manisa, bir regâib gecesi fethedildi Halk tarafından bu gece maytaplarla çıtır-pıtırlarla birkaç yıl öncesine kadar ihyâ edilirdi. Her ne hikmetse bu kutlamalar yasaklandı. Resmi makamlar tarafından da kutlanmadı ve kutlanmıyor. Halbuki bu kutlamalar Mesir’den yaklaşık 250 yıllık daha eski bir geçmişe sahiptir.

Belediyelerimizde Kültür ve Sosyal İşler birimleri bulunmakta. Bu birimlerin görevlerinden biri de şehrin bu kültür varlıklarıyla alakadar olmalarıdır. Bir vatandaş olarak bizim beklentimiz merkezdeki üç belediyemizden de şehrin kültür mirasına sahip çıkmalarıdır VESSELAM...

Bu yazı 1345 defa okunmuştur .

Son Yazılar