BİR MESCİDİN HİKÂYESİ ve II. ABDÜLHAMİD
Mehmed Veysî DÖRTBUDAK

Mehmed Veysî DÖRTBUDAK

BİR MESCİDİN HİKÂYESİ ve II. ABDÜLHAMİD

07 Mart 2018 - 14:18

Resûl-i Kâinât Efendimizin (S.A.V.) kutlu şehri Medine... Bu şehirde bir cami; Amberiye Mescidi. Kelimenin aslı “anberiye”dir. Dilden kaynaklanan bir durumdur bu değişim. Bir kelime içinde “nb” sesleri peşpeşe geldiği vakit “n” sesi “m”ye dönüşür kuralı vardır tecvidde. Perşembe

İki minareli... Selâtin câmii... Malumunuz selâtin câmileri iki minareli olur. Osmanlı hânedanına mensup zevâtın yaptırdığı câmilerin özelliğidir. Başka kimse iki minareli cami yaptırmazdı. Her şeyde olduğu gibi bunda da ipin ucunu kaçırdık, 200 haneli köylerimizde bile iki minareli camiler yaptırılmaya başlandı. Osmanlının o usulünü de unuttuk. Osmanlıya saygımız var ya (!). Neyse biz dönelim konumuza.

Arap yarımadasının Osmanlı topraklarına katılması sebeplerinden biri de Memlukların hac hizmetlerini yeterince yerine getirememeleriydi malumunuz. Biz o toprakları aldıktan sonra daha güvenli ve kaliteli hizmet verilmeye başlandı. Kutsal yolculuğun daha rahat yapılması için II. Abdülhamid (Rh.A.) İstanbul’dan Medine’ye tren yolu yaptırır. Yaptırılan tren yolu Efendimiz (S.A.V.) rahatsız olmasın diye Medine dışına kadar gelir ve orada nihayete ererdi. Hatta rahatsız olmaması için raylara keçe döşendiği de söylenmektedir.

Hacca gidiş geliş kolaylaşmıştır artık ama Padişah yine uzaklaşamamaktadır İstanbul’dan. Cihan Devletinin başında olan kişinin İstanbul’dan ayrılmaması gerekir güvenlik gereği. Zaten şehzadelere de bu sebepten dolayı Hacca gidiş yasaktır. Hacca gidemeyen padişahlar saçlarını gönderirlerdi. Berberbaşının kestiği saçlar, leğenlerde yıkanır, kokulanır bir kutuya konularak surre alayı ile yola çıkarılırdı. Medine’de, Efendimizin (S.A.V.) Kubbe-i Hadrâ’sına yakın bir yerde, toprağa gömülürdü. Hatta mektuplar dahi yazarlardı padişahlar Efendimize. Bunlardan biri de Abdülaziz Han’dır (Rh.A.). Medine’den gelen mektupları ve resmî yazıları abdest alıp ayakta karşılar ve "Bunlarda Medine-i Münevvere'nin tozu var" diyerek öpüp alnına koyar, daha sonra başkâtibe okuturdu.

II. Abdülhamid (Rh.A.) de hacca gidemez ama her sene vekâleten yerine birkaç kişiyi gönderirdi. Yerine bir veziri tayin eder vekâleten hac farizasını ona yaptırırdı. Yalnız padişahın bir isteği vardır tayin ettiği kişiden; Efendimizin Türbesi’nden bir avuç toprak ister. Haccını yerine getiren vezir dönüş yolculuğuna başlar fakat o heyecan içinde Padişahın istediği bir avuç toprağı almayı unutmuştur. Tren hareket etmek üzeredir, Padişah anlamaz düşüncesiyle koşar ve yol kıyısındaki tarladan bir avuç toprak alır, yine koşa koşa trene biner.

İstanbul’a dönünce huzûr-ı şâhâneye çıkar, Padişah onu ayakta karşılar. Hoş beşten sonra istediği toprağı sorar. Vezir kadife bir kese içinde toprağı uzatır. Kemâl-i edeple keseyi açar ve burnuna götürür koklamaya başlar, bu koklama normal bir koklama değildir, bütün varlığıyla içine çeker, zerreleriyle topraktaki kutsiyeti ruhunda hisseder Padişah. Vezire dönerek “Bu toprak anber kokuyor, hâlbuki Efendimizin (S.A.V.) kokusu misktir.” der. Ok yaydan çıkmıştır bir kere, vezir olan biteni bin bir özürle anlatır. Şahsî meselelerinde son derece müsâmahalı olan Pâdişah olayı hoşlukla karşılar ve toprağın alındığı tarlaya bir selâtin câmii yapılmasını ister. Câmiin adı da belli olmuştur; ANBERÎYE... İşte Amberiye Mescidi’nin yapılış hikâyesi, ecdâdın ehl-i beyt sevgisi ve Efendimize olan muhabbeti...

Tasavvuf edebiyatımızın önemli isimlerinden Kuddûsî Hazretlerinin bir şiiriyle sözlerimize nihayet vermek isteriz. Şiirin ilâhî haline de https://www.youtube.com/watch?v=58tpi33dG9Y&index=8&list=PLEm7E2kiTDT3ZbrxABXltG5lXLjxL0qwN linkinden ulaşabilirsiniz.

Medîne menzil-i vahy-i Hudâdır
Medîne menba’-ı feyz-i hüdâdır

Ona dertlü varan bulur devâlar
Cümle hastaya toprağı şifâdır

Niçin olmaya eşref cümle yerden
Duran onda Muhammed Mustafâdır

Zemîn ü âsümân hep gıbta eyler
Ki me’vâ-yı imâmü’l-enbiyâdır

Medîne ehline cevr eyleyenler
Sa’âdet bulmaz anlar eşkıyâdır

Medîne ehliniñ ayağı tozu
Bu Kuddûsî gözine tûtiyâdır

Salât ü selam üzerlerine olsun.

Şefâati ismi geçenlerin, siz değerli okuyucularımızın ve kendimizi de unutmayalım :-)  bizim de üzerimize olsun. VESSELAM...

Bu yazı 1301 defa okunmuştur .

Son Yazılar