bahis sitelericasino sitelerislot siteleritarafbet
Kadir Keskin

Kadir Keskin


Yaratılanlar Yaratıcı Olamazlar

26 Temmuz 2022 - 12:23

1970 yılında dünyada ilk kalp  nakli  yapan Afrika’lı  ünlü doktor Christian Barnard’ın başarısı,   ülkemizde ve dünyada akşam haber bültenlerinde  önemli bir haber olarak  duyurulmuştu.Sabahleyin görev yaptığım okulda  öğretmenler odasında  ders zilini beklerken nüfus sayımlarında din hanesine “ Ateist” olarak yazdıran öğretmen arkadaşımız öğretmenler odasına girer girmez  “ Tamam bu iş de halloldu.” diye çığlık atarcasına bağırdı. Rahmetli Osman Şekerci arkadaşımız  “ Hayrola B. Ne oldu? “ dediğinde, “ Daha ne olacak ölüme de çare bulundu.” diye karşılık  verdi.   Sözünü ettiğim her iki arkadaşım da şu anda rahmetli oldular. Rabbim her iki arkadaşımın da taksiratlarını affeylesin. Amin….
Fen ve Teknoloji  52 yıl öncesine  göre  aklı durduracak bir hızla ilerliyor.Öyle ki   ölümsüzlük keşfedilip insanı  tanrılaştırmak istiyorlar.   Akıllı evlerde,her türlü konfora haiz köşk ve   saraylarda eşi benzeri görülmemiş refah ve sağlık içinde yaşayan insan,  içinde yaşadığı refah seviyesini kaybetmekten korkuyor, Bu korku,  fen ve teknoloji, insanları dondurup yıllar, hatta  yüzyıllar sonra  uyandırma gibi  söylentiler,  inanmayanların içinde ölümsüzlük  adına bir kıpırtı ve umut uyandırmaktadır. Bu kıpırtı ve umut inanmayan insanı   bir an da olsa  ölümsüzlük, mutluluk ve Tanrısallık  gibi   duyguları da beraberinde getiriyor. Ama zaman denilen  esrarengiz kuvvet buna mani oluyor. Esen rüzgar, akan nehir gibi  hızına yetişilemeyen zaman  da her canlıyı adeta  bir değinmen taşı gibi öğütüyor. Saçları  ağartıyor, gözümüzün ve dizimizin ferini alıyor, gözlerimizin önündeki  mor  halkalar genişliyor, yüzümüzdeki  kaz ayakları  uzuyor,   haftalar ve yıllar geçtikçe  çoğalıyor. Yaş ilerledikçe bedendeki kırışıklıklara yenileri ekleniyor. Büyük paralar verilerek yaptırılan botokslar da  yaşlanmamıza  maalesef mani olamıyor, hatta daha da hızlandırıyor.
  Her yıl,  öğretim yılı başında dersine yeni girdiğim sınıflarda öğrencilere  “   bugüne kadar yaşadığı ve gezdiği köy ve kentlerde hiç camisiz köy ve kent gördünüz mü, veya dünyada en ücra köy ve kasabalarda  Mabetsiz ve Mabutsuz bir köy ve kent bulmak mümkün mü?”  diye soru sorarak onları konuştururdum.   Sonra da yazı tahtasına ünlü bir tarihçinin “ Dünyayı dolaşınız dünya üzerinde  yolsuz, okulsuz, telsiz, telefonsuz, doktorsuz, hastanesiz edebiyatsız  köyler ve kentler bulabilirsiniz ama  asla  “ Mabetsiz ve Mabutsuz” köyler ve kentler bulamazsınız.”  sözünü defterlerine yazdırır, yazı üzerinde öğrencilerin görüşlerini alarak  onları teker teker konuşturur  ve dersimi bu cümle ile bitirdim.
Bana kalırsa dünyada  “ Mabetzsiz ve Mabutsuz “ toplum olmadığı gibi   dini  ve kutsalı  olmayan birey de yoktur. Çünkü  insanların bir yaratını olduğuna dair yaratılıştan gelen  sezgilerini bugüne kadar hiç bir  güç ve dikta yok edememiştir. Nuh, hud ve Lut’an Mısır Firavunları, Roma Kralları, ve Mekke’nin azılı müşrikleri hemen ilk akla gelenlerdir. Toplumlar içinde belki kendini bireysel olarak “ Ateist, deist, agnostik olarak ifade  eden “ insanlara rastlayabiliriz. Dikkat ederseniz Allah’a inanmayan  bu insanların da kendilerine göre  bir kutsalları vardır. “ Ateistim” diyen insanlar da mutlaka yaratılıştan gelen bir sezginin gereği olarak kendilerine göre inanacak bir şey bulmuştur. Nitekim ünlü şairimiz de bu konuyu:
“Beşerin böyle dalaleti var/ Putunu kendi yapar, kendi tapar.” Ya malı, ya şöhreti, ya makamı, ya da bir insanı, ya da Rabbimizin  “ Kendi nefsini  ilah edeni  gördün mü?” ( Furkan 43) gibi sahip olduklarıyla gurur ve kibri  nedeniyle  kendi kendini  Rab edinenlere de rastlayabiliriz. Ama unutmayalım ki yaratılmış olan hiçbir şey kutsal değildir ve yaratıcı olamaz. Ancak yaratılanları, yaratan kutsaldır.
 
İki yıl önce dünyayı sarsan ve hala da sarsmakta olan covit dolayısıyla İtalya'nın önde gelen sanayicilerinden 93 yaşındaki Enrico, Coronaya yakalandığı için hastaneye kaldırılır  ve uzun bir tedavi sonucu iyileşip, hastaneden çıkarken endüstriyel solunum cihazının kullanma bedelini ödemesi için fatura kendisine takdim edildiğinde yaşlı adam Enrico ağlamaya başlar. Doktor, fatura yüzünden ağlamamasını söylediğinde; bu defa Enrico söyledikleriyle bütün doktorları  ağlatır.
-Ödemem gereken para yüzünden ağlamıyorum. Tüm bunları fazlasıyla ödeyebilirim. 93 yıldır Tanrı'nın havasını soluyorum ama bunun için bugüne kadar bu havanın bedelini Tanrı’ya hiç ödemedim. Hastanenin solunum cihazını bir günlüğüne kullanmak için 500 euro istendi. Tanrı’ya ne kadar borcum var biliyor musunuz? Bunun için... Tanrı’ya bugüne kadar hiç teşekkür etmedim. Onun için ağlıyorum.”
Meşhur laftır.  “ Batmakta olan gemi ile, düşmekte olan uçakta ne ateist, ne deist, ne da agnostik kalırmış. Hepsi de Mü’min  olurmuş. Ama böyle bir anda Mü’min olmanın inancımıza göre bir yararı yoktur. Nitekim boğulurken  “ Ben Musa’nın Rabbine inanıyorum” çığlığını atan Firavuna, imanının bir  faydası olmadığı gibi.  İyi günlerinde bizi aramayan dostumuzun sıkıntılı günlerinde iki büklüm kıvranarak bizden yardım talebinde bulunması ne ise, yaratanımızı sağılıklı  ve refah günlerimizde   unutup “Allah yokmuş gibi “  yaşarsak sakıntılı ve üzüntülü günlerimizde  Rabbimiz bizi unutuverirse   halimiz nice olur?. Nitekim  Casiye  34. “Siz nasıl  bugüne kavuşacağınızı  unutuyorsanız bugün de biz sizi unuttuk……” buyruğuna muhatap  olmanın  vahametini  kul olarak takdirlerinize arz ediyorum.
Ağrısız ve hastalıksız olarak havayı özgürce soluduğumuzda kimse yaşamı ciddiye almıyor; sadece hastaneye girdiğimizde solunum cihazını kullanarak nefes almanın bile parayla olduğunu öğreniyoruz. Ve makine ile teneffüs yaptıran hastaneye ve doktora hem para veriyoruz, hem de teşekkür üstüne teşekkür ediyoruz.
Allah sarı,  ve siyah saçlarla yeşil ve ela gözlerle, pürüzsüz ciltle yaratan ve bu güzellikleri veren Rabbimize teşekkür etmek Enrico gibi aklımıza gelmiyor ama botoks yaptırdığımızda doktora hem teşekkür ediyoruz hem de cüzdan dolusu  para veriyoruz.
Sağlıkla teneffüs ettiğimiz hava, ve bizleri en güzel şekilde ana rahminde  musavvir olarak tasvir eden   ve canlıların en güzeli, en mükemmeli olarak yaratan  Rabbimize de teşekkür etmemiz gerekmez mi? www.kadirkeskin.net

YORUMLAR

  • 0 Yorum