İsmail Aybey

İsmail Aybey


CENNET UCUZ DEĞİL…

16 Haziran 2016 - 10:32

On bir ayın sultanı Ramazan ayının üçte birini geride bıraktık. Sahuru, iftarı, teravihi, daveti derken farklı bir zaman dilimi yaşanıyor evlerde.rnNasibi olanlar bu ayda kesesini dolduruyor, olmayanlar ise feyzinden istifade edemiyor. rnHer geçen yıl oruç tutanların sayısı azalıyor. Oruç tutmamak için sıcaklar ve günlerin uzunluğu gibi bahaneler öne sürülse de bence bu durum islamiyetten uzaklaştığımızın göstergesi. Bediüzzaman, “Cennet ucuz değil, cehennem dahi lüzumsuz değil.” diyor. Bu sırrın hikmetine ermek gerekiyor.rnOruç kolay bir ibadet değil belki ama zorluğuna katlanmamıza değmez mi? Yani oruç karşısında Cenab-ı Hakk’ın sunduğu mükafatlar çok mu az? rnOruçun önemi o kadar büyüktür ki, Cenab-ı Hak, ibâdetlerde, iyiliklerde bire karşı ondan, yedi yüze kadar ihsan etmekte iken orucun sevabı için “Karşılığını ancak ben veririm” buyurmuştur.rnRamazan’da şöyle bir  durum gözlemledim: Bazı yerlerde oruç tutmayanların tutanlara karşı saygısı kalmamış. Önceleri ramazanda meydanlarda, insanların olduğu yerlerde sırf oruç tutanlara saygı için yenilip içilmezdi. Şehrin en işlek caddelerinde, insanların akın akın geçtiği yerlerde bulunan lokantaların, restoranların önlerinde yemek yiyenleri hayretle seyrediyorum. Hatta aynı odada çalışıp da oruçlu olan arkadaşını yok sayıp yanında yiyip içenler bile var. Tamam, oruç tutup tutmamak herkesin kendi hesabına kalmış bir durum. Fakat tutanlara karşı biraz daha saygılı davranılamaz mı?rnBir diğer husus olarak da, ramazanın vazgeçilmezi “davul” geleneğinin eski değerini yitirdiğini söylemek istiyorum. Evet davul hala çalınıyor ama ben davulla sahura kalkıldığını sanmıyorum. Cep telefonları her işimizi görüyor. Vel hasılı kelam, davul da teknolojiye yenik düşeli çok olmuş. Yine de davulcular var ama ya maniler? “Yaram derindir eşme. Aman derdimi deşme. Sahurda börek yoktu. Gözlerim oldu çeşme.” diyerek mani söyleyip bahşiş toplayan davulcuların güzelliği, çoçukluğumuzda kaldı galiba. rnHerkese hayırlı ramazanlar dileyerek yazımızı bir nükteyle bitirmek istiyorum. Kalın sağlıcakla…rnPEKİ SEN NE İŞE YARADIN?rnBektaşi ile Hacı, Osmanlı zamanında ramazanda içki içerken yakalanırlar. Kadı, yaptıklarının cezasının ne olduğunu bilip bilmediklerini sorar bunlara. Hacı af diler:rn-Şeytana uyduk kadı efendi rnHacı'ya idam cezası verir. Sıra Bektaşi’ye gelir. Bektaşi der: rn-Kadı efendi, ben gayri-müslimim, bana oruç farz değildir. rnKadı Bektaşi’yi serbest bırakır. Bektaşi kadıya sorar:rn-Kadı Efendi, ben de şehadet getirsem müslüman olsam arkadaşımı da bağışlar mısın? rnKadı efendi düşünür. Gâvuru müslüman yapmanın ona sağlayacağı sevabı hesap eder ve Hacı'yı da affeder. rnKadının huzurundan ayrıldıktan sonra Hacı şaşırararak Bektaşi’ye sorar: rn-Sen ne biçim adamsin be, bir dinli oluyorsun bir dinsiz. rnBektaşi der:rn-Gavur oldum kendimi, müslüman oldum seni kurtardım be adam. Peki sen ne işe yaradın?"rnrn 

YORUMLAR

  • 0 Yorum