Cüneyt Aybey

Cüneyt Aybey

Hasbihal...

NAZLI MİSAFİRİMİZİ UĞURLUYORUZ

22 Mayıs 2020 - 15:07

NAZLI MİSAFİRİMİZİ UĞURLUYORUZ
               
                Nazlı bir misafirimiz geldi tam da Korona günlerinde. Bu misafirimiz o kadar nazlıydı ki onun gönlünü hoş etmek için aç kaldık, susuz kaldık, uykusuz kaldık günlerce. Bu nazlı misafir uzun bir yoldan geliyordu, taa 11 ay süren bir yoldan. Acaba onun için mi bu kadar nazlıydı.
                Misafirimiz bize biraz ders verdi, bizi terbiye etti. Sabır ne demek onu öğretti. Açlığa-susuzluğa-uykusuzluğa sabır göstermemiz gerektiğini söyledi. Bize diğergamlığı öğretti. Empati duygumuzu geliştirdi. Aç kalan, susuz kalan insanların neler çektiğini bize öğretti. Bu misafir hayatımıza öyle bir girdi ki korona günlerinde. Bizi tefekküre sevk etti. Nereden geldik bu dünyaya? Bu dünyadan nereye gideceğiz? Ve de bu dünyada ne işimiz var, biz neciyiz? Suallerini bir kez daha hatırlara getirdi. Bedenimize, duygularımıza, düşüncelerimize, kalbimize, ruhumuza, hanemize, yaşantımıza  30 gün boyunca öyle dersler verdi ki anlatılmaz.
                Misafirimiz çok bereketliydi, hem sofralarımıza, hanelerimize bereket getirdi, hem de dünyaya dalmış, kendini ve vazifesini  unutmuş  biz insanoğlunun hatırına  var olmanın anlamını ve ne için yaşamamız gerektiğinin hakikatini getirdi. Bizi derin düşüncelere sevk etti.
                Bu sene önceki yıllara göre  biraz farklı geldi  misafirimiz. Camiilerimizde cemaatle namaz kılmamıza hele o teravih namazlarımıza müsaade etmedi. Evde kılın bu sene dedi. Topluca iftar yapmamızı da istemedi, herkes kendi evinde iftar etsin, herkes evde kalsın dedi. Tecrit olun biraz, uzlete çekilin, kendinizi modern tabirle “check edin” demek istedi herhalde. Kendinizi sorguya çekin, kontrol edin, gözden geçirin yani kısacası “Ey insanoğlu kendinize gelin! Bu gidiş nereye böyle?” diye kulaklarımıza fısıldadı sanki.
                İşte şimdi uğurluyoruz nazlı misafirimizi, güle güle On bir ayın sultanı. Susuz kalan ruhumuza ab-ı hayat getirdin, manasız kalan dünyamıza anlam getirdin, bereketsiz olan yaşantımıza bereket getirdin, kararan dünyamıza nur getirdin, ufkumuza ziya getirdin, kaybolan yönümüze istikamet getirdin, nisyan ettiğimiz vazifemizi hatıra getirdin, karma karışık olan düşüncemize sarahat getirdin, hediyelerinle, nurlarınla, bereketlerinle, güzelliklerinle, ihsanlarınla geldin şimdi gidiyorsun. Güle güle on bir ayın sultanı. Senin başın rahmet ortan mağfiret sonunda cehennemden kurtuluştu. Sende yapılan bir amele bin, on bin, yirmi bin hatta bazı özel vakitlerde otuz bin sevap vardı.  Seninle geçirdiğimiz  zamanımızın kıymetini bilebildik mi? Senin o mübarek anlarını ganimet olarak görebildik mi? Şimdi bunları düşünüyor ve seneye sana kavuşacağımız günlerimizi düşlüyoruz. Tabii nasipse. Bir sene yolunu gözleyeceğiz. On bir aylık yoldan geldin, Müminlere rahmet oldun. Elveda ey şehri Ramazan elveda.