GARİP MİNNOŞ NEDEN ÖLDÜ?
Cüneyt Aybey

Cüneyt Aybey

Hasbihal...

GARİP MİNNOŞ NEDEN ÖLDÜ?

17 Ağustos 2018 - 14:31

GARİP MİNNOŞ NEDEN ÖLDÜ?

Günlerden bir Pazar günü. Tarih 1 Temmuz. Okulumuzda üniversite sınavı yapılıyor. Okulumuzun bahçesine birkaç haftalık küçük bir kedi yavrusu gelmiş. Yüzü yaralı, annesiz, kimsesiz, sahipsiz,  çok zayıf bir yavru. Ama bütün bu olumsuzluğa rağmen öyle sevimli öyle sempatik öyle güzel bir görüntüsü var ki… Yürüyüşü paytak paytak görenlerin içini sevindiriyor.  Diğer kedi yavrularından farklı insanlardan kaçmıyor. İnsanın ayağının üstüne çıkmaya uğraşıyor.  Öyle tatlı bir şey ki bu yavru görmenizi isterdim.

            Yavru kediye personelimiz annesiz, sahipsiz, kimsesiz olduğu için “Garip” ismini veriyor.  Ben de çok tatlı, sevimli bir yavru olduğu için “Minnoş” ismini ekliyorum. Bizim Garip Minnoş bir iki gün sonra halsizleşti. Ben arkadaşlara: Acaba rahatsızlandı mı? Veterinere götürsek mi? dedim. Yok dediler bir şeyi yoktur. Ertesi gün bana: Dediğin çıktı kedicik keyifsiz devamlı yatıyor, dediler. Ben de aldım bir kutu içinde yavrucuğu veterinere götürdüm.

Veteriner yavruyu bir güzel muayene etti. Meğer yüzündeki yara iltihap toplamış, bütün vücudu ateşler için kalmış. Yavrucağız bu enfeksiyon ile boğuşuyormuş. Veteriner hemen antibiyotik, vitamin şurubu, yarası için özel dezenfektan ve besleyici bir mama yazdı.  Ve dedi: Bu yavruya evde bakmazsanız hemen ölür. Çünkü çok küçük, tedavisini düzenli yapmanız gerekiyor, yarasını sık sık dezenfekte etmeniz gerekiyor diye ilave ediyor. Ben de:  “Bu yavru bize Allah’ın bir emanetidir. Ne gerekiyorsa yaparız yeter ki kedicik kurtulsun, iyileşsin” dedim. Sonra yavruya düzenli antibiyotik tedavisi uyguladık. Yarasını sık sık temizledik. Vitamini mamasını verdik. İlk günlerde mamasını konserve kavanozu kapağında bir tatlı kaşığı veriyordum. Biraz mama yedikten sonra başını kapağın hemen kenarına dayayıp kaldıramıyordu.

Öyle halsiz öyle mecalsiz duruyordu. Ben bu kedi yavrusunun bu yaralı hasta halini görüp çok üzülüyordum. Evde birkaç gün baktıktan sonra tekrar veterinere kontrol için götürdüm. Veteriner kediciği muayene ettikten sonra bize çok teşekkür ederek, yavrunun artık toparladığını, enfeksiyondan kurtulduğunu söyledi. Ben de bu sevinçle kediyi okulumuza götürüp arkadaşlara gösterdim. Sonra personelimiz kedi mamaları  ve  özel ilgiliyle Garip Minnoş’u besledi, baktı. Kedicik Okulun müdüründen personeline herkesin ilgi odağı oldu. Herkes Garip Minnoş’tan bahsediyor yaptığı oyunları, yediği ciğerleri anlatıyordu.

            Kedicik birkaç hafta sonra iyice gelişti, güçlendi, hareketlendi. Hızlı hızlı koşuyor, oyunlar oynuyor, yine görenleri kendine hayran ediyordu: Maşallah kedicik toparladı, dedik. Ancak 1 Ağustos Çarşamba günü Garip Minnoş bir anda okulun bahçesinde ölüverdi. Hepimiz çok şaşırdık ve de üzüldük. Hiçbirimiz bir anda neden öldüğünü anlayamadık. Garip’in ağzından biraz su gelmiş ondan sonra oracıkta can vermiş.  Bu kedi yavrusu bizde bir ay misafir olduktan sonra gitti. Demek ki nefesi, vadesi, rızkı bitmiş. Ömrü bu kadarmış. Sonra bir yere ben yavru kedinin cesedini gömdüm. Çöpe atılmasına içim el vermedi. Garip Minnoş bize hatıralarını sempatik fotoğraflarını bırakarak gitti.

            Köpek yavrularının ayaklarını kesildiği, eşeklerin başına çuval geçirilerek sopalarla dövüldüğü, kedilerin kesilerek öldürüldüğü bir dönemde bir kedi yavrusuyla merhamet denen duygunun vicdanlarda ne kadar kaldığını bilmek istedim. “Merhamet etmeyene, merhamet edilmez.”buyurmuş Efendimiz (sav). Hayvanı sevmeyen, ona merhamet etmeyen, ondaki İlahi sanatı görüp tefekkür edemeyen insan zaten insanları da sevmez, onlara da acımaz, merhamet etmez. Kalpler öldüyse, vicdanlar söndüyse, merhamet sadece sözlerde kaldıysa,  artık ne denebilir…

Hayvanları dövenlere, öldürenlere, işkence yapanlara ne demeli.  Üstad  Necip Fazıl Kısakürek’in bir tiyatro eseri olan “Reis Bey” sinemaya da uyarlanmıştı. Oradaki Ağır Ceza Reisi olan Hakim filmin sonunda “Merhamet, merhamet!” diye haykırıyordu. Kim bilir biz de böyle mi demeliyiz acaba…..

 

Bu yazı 669 defa okunmuştur .

Son Yazılar