Cüneyt Aybey

Cüneyt Aybey

Hasbihal...

ADI AYLA, ADI AYLAN, ADI AYDA

07 Kasım 2020 - 00:33

ADI AYLA, ADI AYLAN, ADI AYDA

                Üç küçük çocuk. Üçünün de  hikayesi  gerçek. Yaşadıkları dram hakikat. Başlarından geçenler insanlara tokat gibi bir ders. Anlayana, vicdanı olana, insanlığı ölmemiş bulunanlara derslerin en acıklısı…
İnsanların insanlığını kaybettiği, insanı insan yapan duygularının köreldiği, kendi menfaatleri için özünü tükettiği zamanlarda ne kadar acımasız, ne kadar vahşi, ne kadar gaddar bir şekil aldığını bu üç masum çocuk hayatlarıyla bize anlatır.
Adı Ayla: Kore’de doğan ve savaşın içinde kaybolan bir çocuktur Ayla. Bir Türk Astsubayı tarafından ormanın ortasında bulunarak hayata döndürülen bir yaşamın en güzel  şekilde anlatılmış  senaryosunu “Ayla” filminde milyonlar izledi. 2018 yılının ülkemizde en çok izlenen sinema  filmi oldu. Ayla, savaşta mağdur olan binlerce belki yüzbinlerce çocuktan sadece biriydi. Ve onun hayatı bu çocukların trajedisini simgeler. Masum çocukların yaşadığı acıları, dramları, hüzünleri, küçücük bedenlerine yüklenen büyük ızdırapları, küçücük yüreklerine yüklenen büyük çilelerin sembolleşmiş bir örneğidir. Savaşlarda annesini babasını kaybeden çocuklar… Acaba, yaşadıkları dertleri hangi kelimeler ifade eder. Acaba insanlar neden savaş eder. Dünyada neyi paylaşamazlar. Hiçbir günahı olmayan çocukları dertler denizinde neden boğarlar.
Adı Aylan: Suriyeli bir ailenin küçük çocuğu. Diktatör bir zalimin zulmünden kaçan mültecilerin küçük  yavrusu. Ölümüyle mülteci çocukların yaşadığı dramı gözler önüne serdi o küçük beden. Kıyıya vuran küçük vücudunun fotoğrafı zihinlere kazındığı gibi vicdanları da yaraladı. Sanki insanlığın kıyıya vuran fotoğrafıydı o fotoğraf. Doymak bilmeyen  nefislerin, kendinden başka kimseyi düşünmeyen insafsızların, vicdanı çürümüşlerin sebep olduğu bir küçük ceset kıyıya vurduğu zaman söz bitmişti aslında.
Adı Ayda: İzmir’deki depremden 91 saat sonra gelen mucizevi kurtuluşun kahramanı olan yavrumuzun adıdır Ayda. O da masum, o da hiç günaha bulaşmamış,  o da büyüklerin kabahatlerinin altında kalmış bir küçük beden. Tonlarca yükün altında kalmış  bir çocuk. İnsafsız müteahhitlerin yaptığı binaların altında kalan depremzedelerin en küçüklerinden. Binanın demirinden çalan, çimentosundan çalan,  paraya doymayan müteahhitlerin sebep olduğu acıyı çekmiş, ızdırabı yaşamış küçük insan. Enkazın altından 91 saat sonra çıkarıldığında “Annemi istiyorum” diye haykıran minik yürek. Hayatının kurtulduğu bir depremde ne yazık ki annesini kaybeden yavrucak. Öksüzlüğünü tüm yaşamı boyunca soluyacak bir kuzumuz.  
Adı Ayla, Adı Aylan, Adı Ayda…. Üçünün de hikayesi ay yüzlü masumların hikayesi. Yaşadıkları trajedi büyük insanların büyük günahlarının neticesi. Biz büyümüş  yetişkin olmuş insanların kabahatlerinin acısını çeken küçük yürekler, masum hayatlar, minik bedenler. Onlar gibi olan binlerce belki milyonlarca çocuğun yaşadıklarını hayatları ile  anlatan sembolleşen  güzel çocuklarımız. Aç kalan, susuz kalan, annesiz kalan, babasız kalan, vatansız kalan bazen de hayatsız kalan çocuklarımız.
                İnsanoğlunun azgınlaştığı, doymak bilmediği, çılgınca haz peşinde koştuğu, tüm güzel hasletlerini kaybettiği, duygularını körelttiği, vicdanını çürüttüğü  bir zamanda “korona virüs” adıyla ders vermeye gelen bir hastalık ile de akıllanmazsa, çocukların diliyle yakılan feryatlarla da uyanmazsa, hakikatin tokat gibi yüzüne çarpıldığında da uslanmazsa, ölümün nefesini ensesinde hissettiğinde de ayılmazsa ne zaman akıllanır, uyanır, ayılır diye çok merak ediyorum. Ve son söz olarak  da “Bu gidiş nereye?” diye soruyorum.