Yardımlaşmak… Fakat nerede?
Adem Ceyhan

Adem Ceyhan

Yardımlaşmak… Fakat nerede?

20 Haziran 2016 - 10:57

Bu haftaki sohbetimde insanî, dinî ve ahlâkî bir değer, ayrıca sosyal hayata ait bir gerçek olarak yardımlaşmadan bahsetmek istiyorum. Fiilin yapısından da anlaşılabileceği gibi yardımlaşma, karşılıklı veya ortaklaşa yapılan, iki veya daha fazla kişi, aile, grup, parti, millet vb. arasında olan bir iş... “İnsan, tabiatı itibarıyla bencildir” hükmünü verirsek, herhâlde gerçeğe aykırı değil, gözlem ve tecrübelere uygun bir hakikati ifade etmiş oluruz. Bundan dolayı semavî din(ler) ve ahlâk, insanlara bencil, cimri, menfaatperest, acımasız değil, diğergâm ve cömert olmayı, yardım etmeyi, merhameti, adaleti ve iyilik etmeyi emir ve telkin ediyor. Aynı dine mensubiyet, inananlar arasında ortak duygu ve düşünceleri, müşterek değerleri, manevî bir yakınlaşmayı da doğurmakta. Bunun dışında akrabalık bağı, köy, şehir, bölge, ülke, kültür, dil, tarih, parti, topluluk, grup, menfaat birliği gibi çeşitli faktörler de insanların birbiriyle yardımlaşmasını ve dayanışmasını sağlayabilmekte. Maddî imkânı olan, varlıklı bir kişinin yardıma muhtaç insanlara, hatta mümkünse hayvanlara alâkasız kalmayıp iyilik etmesi, ne güzel bir davranıştır! Çalışamayacak durumdaki kimselere, işsiz, yaşlı, hasta, fakir ve kimsesizlere, imkân ölçüsünde yardım elini uzatmak, meselâ yeterli geliri olmayan bir aileye iyilik etmek, sıkıntı içindeki bir yakınına yahut tanıdığına borç yahut ihtiyacı olan bir öğrenciye burs vermek, bağışta bulunmak, insana insanın iyiliğe kabiliyetli, şerefli bir varlık olduğunu, insanlığın daha ölmediğini düşündüren, sevindirici hareketler… Hele bu yardım ve iyilikler sırasında işin içine riya, karşılık ve dünyevî menfaat hesapları girmediğinde, sırf Allah rızası, uhrevî cezadan korunup mükâfata erişme niyeti gözetildiğinde, onları ancak tebrikle karşılamak lâzım.  
Yardımlaşma, insanda ilk anda ahlâkî bakımdan olumlu duygu ve düşünce uyandıran bir kelime. Fakat onun İslâmî ve ahlâkî esaslara uygun olmayan “değişik” şekilleri veya çeşitlerinin bulunduğu da bilinen bir gerçek... “Menfi (olumsuz) yardımlaşma” yahut “şerde dayanışma” denebilecek bu yardımlaşma, dünya görüşü, yaşama tarzı, topluluk, grup, parti, hedef, menfaat birliği veya yakınlığı gibi sebeplerle insanların mükellefiyetleri ihmalde, kötülükte, günah ve zulümde birbirini teşviki, tahriki, koruması ve desteklemesi vb. biçimlerde kendini gösterir. Çeşitli kimselerin batıl bir gaye için bir araya gelerek kötülükleri işlemek, üstelik şahsen işlemekle de kalmayıp yaygınlaştırmaya çalışmak ve iyiliklere engel olmak yolunda güç ve işbirliği yapmalarının, dinî ve ahlâkî bakımdan makbul bir yardımlaşma, dayanışma sayılamayacağında şüphe yoktur. Aile hayatından örnek verirsek, eşlerin dünyevî ve ebedî hayat, saadet yönünden iyi işlere özendirip kötü fiil ve alışkanlıkları bırakma konusunda birbirine destek olmak varken, fenalıkta ve azgınlıkta işbirliği etmeleri, yardımlaşmanın uygunsuz şekillerinden biri değil midir?  
Benimsediğimizi düşündüğümüz millî ve manevî değerler, adaletli olmayı, ölçü-tartıda hile yapmamayı, emaneti ehline vermeyi, kamu işlerinde ehliyetli, liyakatli, güvenilir kişileri istihdam etmeyi, yalan, aldatma ve haksız kazançtan kaçınmayı, kötülükte değil, iyilikte yardımlaşmayı, gayrı meşru fiiller işleyen kimseler, yakınlarımız bile olsa onları kayırmamayı gerektiriyor, değil mi? Fakat hayatımızda bu inançlara ve ahlâkî değerlere uygun davranma gayreti içinde olduğumuzu söyleyebilir miyiz? Bu soruya rahatça “evet” cevabını verebilecek hâlde miyiz?.. İnsanların siyasî görüş birliği veya aynı gruba, topluluğa mensup oluş gibi değişik sebeplerle birbirini haksız yere korumaya ve kayırmaya çalıştığını üzülerek görmekteyiz. Örnek vermek gerekirse, resmî bir kuruma eleman alınacağında, o işin gerektirdiği ilgi, bilgi, beceri, liyakat, ehliyet vb. vasıfları, şartları gözetmeden, hatta hile, hudayı da normal görerek adam yerleştirmek, bu dayanışmanın ülkemizde çoğumuzun bildiği, anılan davranışları tasvip etmeyen yetkililerin de tedbir almaya çalıştığı biçimlerinden biri... Hiçbir manevî endişe taşımayan şahısların ve grup mensuplarının beşerî yaptırımlardan korunabildikleri, kaçınabildikleri oranda bu konuda pervasız davrandıkları malûm… Fakat dindar, tasavvuf ehli veya milliyetçi şeklinde tarif edilebilecek bazı kimselerin de İslâmî, millî, ahlâkî değerlerinde bir aşınmaya, gidişlerinde ikiyüzlülüğe, hedefe ulaşmak için her yolu mübah görme yönünde bir yol tuttuklarına, kısacası Kitab’a uymak yerine, kitabına uydurmayı tercih ettiklerine zaman zaman üzülerek şahit olmaktayız...  
Yine vazifesindeki kusur ve ihmalleri, uygunsuz fiilleri delil ve şahitlerle sabit olan kimseleri, sırf siyasî fikir birliğinden yahut “getiri” hesaplarından dolayı korumak, böylece onların hatalı hareketlerine devam etmelerini sağlamaya uğraşmak da ideolojik dayanışmanın başka bir örneği… Hiçbir manevî, ahlâkî değer, sınır tanımayan, materyalist ve nihilist kimselerin hedef ve menfaatleri için her türlü yola başvurmalarına şaşılmaz... İbret verici olan, İslâmî, millî ve manevî değerleri benimsediğini, mühimsediğini sandığımız, çeşitli fiil ve beyanlarından çıkardığımız kimselerin, görüp bildikleri o uygunsuz fiillere itiraz etmede, söz konusu suç ve günahları işleyenlerin cür’etkâr oluşu kadar cesur ol(a)mayıp seyirci, suskun ve yetersiz kalışı… Bundan daha hazini ise, o gayr-ı meşru ve gayr-ı ahlâkî davranışları engelleme yolunda çalışmak bir tarafa, söz konusu uygunsuzlukları gidermeye gayret eden dürüst kişilerle  her taşı kullanarak, kırk dereden su getirerek mücadeleye girişmeleri... Böyle ihmal, suç ve günahları işlemekte bir mahzur görmeyen ve üstelik o uygunsuz işlere gizli, açık destek veren kimselerin, ahlâkî değerlerden bahsetmeye, çevre ve ülkelerindeki yolsuz, uygunsuz fiillerden şikâyet etmeye hakları olabilir mi?  
Hepimizin “…doğrularla beraber olun”, “Allah şüphesiz adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara bakmayı emreder; hayâsızlığı, fenalığı ve haddi aşmayı yasak eder. Tutasınız diye size öğüt verir.” “İyilik ve (Allah’ın yasaklarından) sakınma üzere yardımlaşın; günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın” emirlerini iyi okumamız ve kendimizi hesaba çekmemiz gerekiyor. 

 

Bu yazı 2312 defa okunmuştur .

Son Yazılar