Sultan II. Bâyezîd’in bir bahar şiiri
Adem Ceyhan

Adem Ceyhan

Sultan II. Bâyezîd’in bir bahar şiiri

16 Nisan 2016 - 16:09

Hâb-ı gafletden uyanup zînet-i eşcâra bak

Kudret-i Hakka nazar kıl revnak-ı ezhâra bak

Gözün aç gör nice ihyâ oldı emvât-ı zemîn

Haşr-i ecsâda o münkir itdügi inkâra bak

Sebz-pûş olup kıyâma turdılar her bir şecer

Kıldılar secde huzûr-ı kalb ile kühsâra bak

Menber-i şâh üzre çıkmış va‘z ider murg-ı çemen

Selsebîl âyâtını tefsîr ider enhâra bak

Meşrebün âb-ı revân gibi eger sâf eyleyüp

Âşık-ı sâdık geçersen gel berü dîdâra bak

Hâr fikri bülbüle gülden komaz bûy-ı vefâ

Yok hisâbına say ağyârı berü gel yâra bak

Yarın anda kalmayam dirsen figān ü zârda

Adliyâ bunda işitdügün figān ü zâra bak (Amasya’ya Vâli Osmanlı’ya Pâdişâh Bir Şâir- Adlî, 

Sultân Bâyezîd Hân-ı Velî, Hayat, Şahsiyeti, Şâirliği Dîvânının Tenkidli Metni, haz. Yavuz Bayram, 

Amasya 2008, s. 154-155).

Bu gazel, babası Fatih Sultan Mehmed’in vefatından sonra, 1481 yılından 1512 senesine kadar 

hüküm sürmüş Osmanlı sultanı II. Bâyezid’in divanından alınmıştır. Babası gibi şiir sanatıyla meşgul 

olan ve şiirlerinde “Adlî” mahlasını kullanan Sultan II. Bâyezid, manzumeleri bir kitap teşkil edecek 

miktara ulaşmış, başka bir ifadeyle divan sahibi Osmanlı hükümdarlarından biridir. Bilindiği üzere, 

divanların çoğunun başında tevhid, münacat, na‘t gibi dinî hisleniş ve düşünce eseri şiirlere yer verilir. 

II. Bâyezid’in bu şiiri de divanının baş tarafında bulunan ve tevhid türünde olduğu söylenebilecek bir 

şiirdir. Şiir, bahar mevsiminde tabiata bakarak bu varlık âlemindeki güzellikleri yaratan Allah’ı 

bilmeyi ve tanımayı telkin ettiği için, nazım türü olarak tevhiddir. Aynı manzume, beyit sayısı, kafiye 

şeması bakımından gazel şeklindedir. 

Gazelin matla‘, yani birinci beyti günümüz Türkçesiyle şu şekilde nesre çevrilebilir: “Gaflet 

uykusundan uyanıp ağaçların süsüne bak! Hakk’ın kudretine bak, çiçeklerin güzelliğine, parlaklığına 

bak!..” Şair, bu beyitte muhatabına gaflet uykusundan uyanıp ağaçların süsüne bakmayı, onlarda 

Allah’ın kudretini görmeyi, sonra çiçeklerin güzelliğine, tazeliğine bakmayı tavsiye ediyor. Gaflet, 

yani dalgınlık, Hak ve hakikatten habersizlik, uykuya benzetilmiştir. Nasıl uykudaki kimse 

kendisinden, çevresindeki şeylerden, olanlardan habersizse, gaflet içinde bulunan da öyledir... Bu 

beyitte redif olarak iki kere kullanılmış “bak!” emrine ilâveten ikinci mısrada “nazar kıl!” denerek 

hitap edilene “Bak! Bak! Bak!..” diye sanki tabiat güzellikleri karşısındaki hayranlık dile getiriliyor. 

İkinci beyitte şair, tabiatta kurumuş, çürümüş, ölmüş canlıların bahar mevsiminde tekrar 

diriltilmesini, öldükten dirilişin bir örneği olarak görüyor ve cesetlerin ahirette diriltilmesi konusunda 

inkârcının ettiği inkârı ayıplıyor:  “Gözünü aç, yerin ölüleri nasıl dirildi, gör!.. Cesetlerin diriltilmesi 

konusunda o inkârcının ettiği inkâra bak!..” Bu beyitte, “Allah’ın rahmetinin eserlerine bir bak! 

Yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor!.. Şüphesiz o ölüleri de mutlaka diriltecektir…” (Rûm, 30/ 

50) mealindeki ayete işaret edildiğini söylemek mümkündür. 

Üçüncü beyitte ağaçların ayakta duruşu ve dağın secde eder gibi görünüşü, şaire tabiattaki 

bütün mahlûkların Yaratıcıya ibadetini düşündürmektedir: “Her bir ağaç, yeşile bürünüp ayağa 

kalktı... Gönül huzuruyla secde eden şu dağlığa bak!..” Burada ağaç ve dağ teşhis edilmiş; başka bir 

ifadeyle iki tabiat varlığı, kıyam(ayak)da durarak, secde ederek ibadet eden bir insana benzetilmek 

suretiyle kişileştirilmiştir. 

Dördüncü beyitte de tabiattaki kuş, ırmak gibi varlıkların kendi hâllerince, dillerince Allah’ı 

tesbih ettikleri, Onu zikrettikleri anlatılıyor. Üçüncü beyitteki teşhis sanatı burada da görülüyor:  

“Bülbül, dal minberi üstüne çıkmış, vaaz ediyor… Selsebil âyetlerini okuyan şu ırmaklara bak!” 

Bülbül, minbere çıkıp vaaz eden bir hocaya, ırmaklarsa Selsebil ayetlerini tefsir eden bir bilgine 

benzetilmiştir. “Selsebîl” Cennetteki bir pınarın adıdır. (İnsan, 76/18). Şair, böylece bu âlemde 

gördüğümüz varlıkları Yaratıcı Kudretin, ölümden sonraki hayatı yaratmaya da muktedir olduğuna 

işaret ediyor. 

Adlî, beşinci beyitte, ahlâkını temizleyen ve (Allah’a) sâdık âşık gibi yaşayan kişilere hitap 

ederek “Buraya gel, (güzel) yüze bak!” diyor: “Eğer huyunu, yaratılışını akar su gibi temizleyip sadık 

âşık geçinirsen, beri gel, (güzel) yüze bak!” Bu beyitte Allah’ın güzel isim ve sıfatlarının varlıklarda 

tecelli ettiği, kendilerini gösterdiği belirtiliyor.

Edebiyatımızda âşık, bazen bülbüle, sevgili güle, yâr çevresinde bulunan ve sevenin sevdiğine 

erişmesine engel olan rakipler ise dikenlere benzetilir. Şair, 6. beyitte Dosttan başkalarına hiç değer 

vermeyip Sevgiliye bakmayı tavsiye ediyor: “Diken düşüncesi, bülbülün gülden vefa kokusu almasına 

izin vermez. Başkalarını, rakipleri hiçe say; buraya gel, Dosta, Sevgiliye bak!..” Tasavvufi edebiyatta 

“yâr” ismiyle ekseriya Allah’ın, “ağyâr” adıyla başkalarının, yabancıların kast edildiği düşünülürse, 

şairin şöyle söylediği ileri sürülebilir: “Sen, yüzünü Dosta dön; başka şeyleri hiçe say!..”

Şair, gazelin son beytinde ahirette acı çekmemek, ağlayıp feryad etmemek için bugün dünyada 

feryat ve ağlamaları duymasını kendisine söylüyor: “Ey Adlî, ‘Yarın orada (ahirette) feryad edip 

ağlamayayım’ dersen, burada duyduğun feryat ve inlemelere bak!..” Bu beyti, önceki beyitleri de göz 

önünde bulundurarak şöyle anlamak mümkündür: “Eğer yarın ahirette ağlayarak feryad etmek 

istemiyorsan, bugün hayattayken çevrene bak; tabiat varlıklarını seyret; sanata bakıp Sânîi, esere bakıp 

müessiri, yani o güzel varlıkları Yaratanı gör, tanı...” Çünkü “kim bu dünyada körlük ettiyse, ahirette 

de kördür, yolunu daha da şaşırmıştır.” (İsrâ, 17/72) Burada şairin hükümdar olduğu düşünülerek 

kendisine âdil olmayı, şikâyetçilerin seslerini duymayı, mazlumların hakkını zalimlerden almayı telkin 

ettiği de söylenebilir. 

Görüldüğü gibi, dindar bir hükümdar ve şair olan Adlî’nin bu şiiri, tabiattaki güzelliklere 

imanlı bir gözle bakışın, Yaratıcının eşyada kendisini belli eden kudretini görüşün, sanat eserlerinden 

yüce Sanatkâra erişin mahsulüdür.

Bu yazı 2691 defa okunmuştur .

Son Yazılar