Mizah Sempozyumundan İntibalar
Adem Ceyhan

Adem Ceyhan

Mizah Sempozyumundan İntibalar

21 Mayıs 2016 - 09:55

Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi ve Türk Dil Kurumu tarafından tertip edilen Türk Edebiyatında Mizah Sempozyumu, geçen hafta 13-15 Mayıs 2016 Cuma- Pazar günü Rize’de yapıldı. Sempozyuma bir tebliğle katılmak üzere Perşembe sabahı Adnan Menderes Havaalanına doğru hareket ettim. İzmir’den Trabzon’a uygun saatlerde bir uçak seferi bulunamadığından, İstanbul’dan aktarmalı olarak gidecektim. Yeşilköy’de, halk edebiyatımız hakkındaki araştırma ve yayınlarıyla tanınan hemşehrim M. Sabri Koz’la karşılaşıp selâmlaştık; ayrıca Balıkesir Üniversitesinden Yrd. Doç. Dr. İsmail Avcı’yla sohbet ettik. Yazılarından gıyaben tanıdığım Sabri Bey’i, daha önceki birkaç ilmî toplantıda görmüştüm. İsmail Avcı ise, benim 2006-2007 yıllarında yüksek lisans tez danışmanlığını yaptığım, kabiliyetli, çalışkan ve istikbal vaad eden bir öğrencim... Akşam saatlerinde Trabzon’a ulaştığımızda, hava meydanında, sempozyuma katılmak için başka şehir ve üniversitelerden gelmiş bazı akademisyenleri de gördük. Üniversite servis vasıtası, biraz gecikmeli gelip bizi aldı ve Rize’ye ulaştırdı. Fakültemizin mezunlarından ve eski asistanlarından, hâlen Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesinde öğretim üyesi olan Yrd. Doç. Dr. M. Said Çalka, bizi akşam yemeğine götürdü. Orada Namık Açıkgöz, Şerif Ali Bozkaplan ve Hamza Altın gibi hocalarla tebliğ konularımızdan başlayıp edebiyat öğretiminin meselelerine, yakın tarih hadiselerine kadar ciddî, mizahî birçok mevzuda sohbet ettik. Sonra birkaç gün kalacağımız misafirhanelerde istirahate çekildik. 
13 Mayıs Cuma günü sabahleyin Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Prof. Derya Örs, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Hüseyin Karaman ve tertip heyetinden Prof. Dr. Orhan Kemal Tavukçu, böyle bir ilmî toplantıya niçin gerek görüldüğünü ve sempozyumun hazırlanış safhalarını anlattılar. Konuşmacıların dinleyicilere hitap müddetlerini iyi ayarlamaları ve sözü uzatmayışları hoşumuza gitti. Üç ay önce vefat eden Prof. Dr. Erman Artun hatırasına ithaf edilen ve başkanlığı Orhan Kemal Tavukçu tarafından yapılan 1. oturumda Muhammet Nur Doğan, Özkul Çobanoğlu ve Fazıl Gökçek tebliğlerini sundular. Muhammet Bey, daha önce ilan edilen bildiri konusunda -hazırlığını tamamlayamadığı için- değişiklik yaptığını ifade etti ve Şeyh Galib’in Hüsn ü Aşk adlı meşhur mesnevisinin sebeb-i te’lîf kısmında Nâbî’nin Hayrâbâd isimli mesnevisine yönelttiği tenkitleri sıraladı. Çobanoğlu, Türk halk biliminde mizahî anlatım tutumları hakkında bilgi verdi. Fazıl Gökçek ise, “Sağım Solum Dekadan: Dekadanlar Tartışmasının Mizahi Boyutu” başlıklı bildirisini sundu. Gökçek, Ahmed Midhat Efendi’nin başlattığı ve Servet-i Fünuncuları hedef alan “dekadan” tartışmasının mizahî yönünü ele aldı; bu konuda gazete ve dergilerde çıkan bazı mizahî yazılardan, karikatürlerden örnekler verdi. 
Sonraki oturumlar, öğle yemeğinin ardından RTEÜ Fen-Edebiyat Fakültesinde dört ayrı salonda devam etti. Sempozyumların güzel taraflarından biri de gıyaben tanıdığımız akademisyenleri görmeye, tanıştığımız dost ve meslektaşlarla buluşmaya imkân vermesi… İhsan Safi, Hasan Ali Esir, Mehmet Kırbıyık, Muharrem Dayanç, Hasan Aktaş, Osman Ünlü, Ahmet Tanyıldız, Doğan Kaya, Selami Şimşek, Abdülkadir Dağlar gibi tanıştığımız dostlarla görüştük ve sohbet ettik. Ayrıca henüz yüz yüze görüşmediğimiz İlyas Karslı, Sadık Armutlu, Hamza Altın gibi hocalarla da çay molalarında, vasıtalarla bir yere gelip-giderken hasbihâl ettik. Salonlara millî, tarihî ve mahallî mizahın tanınmış temsilcilerinden Nasreddin Hoca, Bekri Mustafa, Aldar Köse ve Kalac Eset’in adları verilmişti. Sempozyum programında yer alan bildiri başlıkları gözden geçirildiğinde, Türk edebiyatının eski, yeni, halk, çağdaş lehçeler gibi belli-başlı dallarıyla alâkalı bir çeşitlilik görülmekteydi. Tabiî, aynı zamanda birkaç mekânda bulunamadığım için, sunulan 96 bildiriden ancak bir kısmını dinleyebildim. Meselâ, Selami Şimşek’in “Nasreddin Hoca’nın Rifailiği Üzerine” başlıklı tebliğinin müzakere kısmına katıldım ve Hocanın 13. asırda değil, 14. asrın ortalarında hayatta olduğunu düşündüren bir vesikadan bahsettim. Yine aynı salonda bildiri sunan akademisyenlerin çeşitli mizahî konulara dair bildirilerini dinledim. 
Benim de tebliğimin yer aldığı oturum, saat 17.00’de başladı. Başkanlığını Prof. Dr. İhsan Safi’nin yaptığı bu oturumda ilkin Aziz Kılınç’ın “1980 Askerî Müdahalesinin Türk Mizah Dergilerine Yansıması” konulu tebliğini dinledik. Aziz Bey’in ibret nazarlarımıza sunduğu karikatürler, bizi 35-40 yıl öncesine götürdü ve “Milletçe ne kavgalı, kargaşalı ve baskılı yıllar geçirmişiz!..” diye hüzünle düşündürdü. Onun ardından ben, “Tek Parti İcraatının Hiciv ve Mizah Sahasındaki Bazı Akisleri” başlıklı bildirimi sundum. Öz olarak 1923-46 yıllarını kaplayan Tek Parti devrinde siyasî, sosyal, kültürel ve hukukî hayatımızda Cumhuriyet’in ilanı, halifeliğin, şer‘iye ve evkaf vekâletinin kaldırılışı, şapka giyilmesi, tekke ve medreselerin kapatılması, latin harflerinin alınması, dil ve tarih inkılâbı gibi birçok büyük değişikliğin yapıldığını, fakat bunların basın-yayın organları vasıtasıyla sadece lehinde neşriyat yapılabildiğini, tenkit edilmesinin ise mümkün olmadığın anlattım. Bununla birlikte yurt dışında veya yurt içinde bulunan bazı âlim, şair ve yazarların söz konusu değişikliklere dair az, çok farklı fikir ve duygularını mektup, şiir, piyes, hikâye, roman gibi değişik edebî eserlerle dile getirdiklerini ifade ettim. Daha sonra Mehmed Âkif, Ömer Ferd Kam, Abdülbaki Baykara, Ahmed Remzi Akyürek gibi şairlerimizin konuya dair şiirlerinden birkaç örnek verdim. Refik Halid’in Deli isimli piyesine ve Nihal Atsız’ın Dalkavuklar Gecesi adındaki romanına ise kısaca temas edebildim. 
Bildirilerin sunulması, Cumartesi sabahından başlayıp 11.15’e kadar devam etti. Değerlendirme oturumu, konuşan hocaların nükte ve takılmalarıyla oldukça eğlenceli geçti. Öğle yemeğinden sonra Ayder yaylasına gidip güzel tabiat manzaralarını seyrettik. Pazar günü 14.00’te döneceğim için, sabah erkenden başlayan Batum gezisine katılamadım. 
Bizi meslektaşlarımızla buluşturan, ağırlayan, mizah konusunda yüze yakın tebliğin sunulmasını sağlayan herkese müteşekkiriz. “Sizi nezakete davet ediyorum” diyen birine Erzurumlu, “Ben bilmediğim yere gelmem” cevabını vermiş!.. Biz bildiğimiz bir yere gittik ve çay şehrinden güzel hatıra, intiba ve gülümseten nükteler, fıkralarla döndük…

 

Bu yazı 2485 defa okunmuştur .

Son Yazılar