Mehmed Âkif tarzında mizahî bir şiir
Adem Ceyhan

Adem Ceyhan

Mehmed Âkif tarzında mizahî bir şiir

02 Temmuz 2016 - 11:21

Orhan Seyfi’nin (Orhon, 1890-1972) 1927-28 yıllarında İstanbul’da Yeni Kalem adıyla çıkardığı haftalık “edebî, ictimâî mizah mecmûası”nda Mehmed Âkif’in üslûbunu taklid ederek yazdığı mizahî bir şiire rastladım. Şiirin altında her ne kadar “Mehmed Âkif” adı bulunmaktaysa da onun anlatış tarzını taklid etmek suretiyle yazıldığını belirtmek için, “müstensihi: Fiske” kaydı düşülmüştür. Bilindiği gibi, “müstensih”, bir metni veya eseri elle kopya eden manasına gelir; “Fiske” ise, Orhan Seyfi’nin bazı yazı ve şiirlerinde kullandığı müstear (iğreti, takma) bir isimdir. “Onlar gibi” üst başlığı da bu manzumenin taklit yoluyla meydana getirildiğini ima etmektedir. İbrahim Alâeddin (Gövsa, 1889-1949) ve Halil Nihad (Boztepe, 1880-1949) gibi başka şairlerin de Âkif’in üslûbunu taklid ederek yazdıkları şiirler vardır. Safahat sahibinin, Midhat Cemal (Kuntay, 1885-1956) gibi çağdaşları ve Ali Ulvi (Kurucu, 1922-2002) misali halefleri üzerinde şair olarak da tesirlerinin bulunduğu, bilinen bir gerçektir. Onun başka şairlerde bıraktığı izlerin tafsilâtlı olarak ele alınıp araştırılması ve ortaya konması gerektir.
Yeni Kalem dergisinin 23 Şubat 1928 tarihli ve 19 numaralı sayısında “İftar Sofrasında” ismiyle yer alan (s. 14) bu manzume, bir Ramazan akşamında, ev sahibiyle iftara çağrıldığı belli bir misafir arasında geçen samimî, senli-benli konuşmadan ibarettir. Sonundaki kayıtta, şiirin 10 Ramazan 1343 (4 Nisan 1925) tarihinde, yani yayınlanış zamanından üç yıl kadar önce kaleme alındığı bildirilmiştir. Şair, aruzun “feilâtün feilâtün feilâtün feilün” kalıbıyla yazdığı bu şiirde, Mehmed Âkif’in Hasta, Küfe, Meyhâne, Seyfi Baba, Kocakarıyla Ömer gibi manzum hikâyelerindeki konuşma dilini, oldukça başarılı sayılabilecek bir şekilde taklid etmiştir. Söz konusu ettiğimiz zamanda Âkif’in “gönüllü” (!) sürgün olarak vatanından “cüdâ” bulunduğunu ve iki buçuk yıldan beri Mısır’da ikamet ettiğini biliyoruz...  
    Bu nükteli manzumeyi, Mehmed Âkif’e, hayatımızda ve edebiyatımızda onun kadar büyük bir yeri ve uzun süren tesirleri olmasa da Orhan Seyfi’ye rahmet dileyerek sunuyorum. Ramazan’ın sonuna eriştiğimiz ve “Kadr”ini idrak edeceğimiz bu günlerde biraz gülümse(t)mek için hoş bir vesile niyetiyle...  (Dergide birkaç satır silik çıkmış; bundan dolayı açıkça belli olmayan kelimeler tahminen okunmuştur).

Onlar gibi
    ⁃İftar Sofrasında 
    - O nedir? “Bom...” dedi bir şey!..
    - Bizim oğlan düşdü!
    - Yaşı kaç?..
    - Altıda var...
    ⁃ İsmi?
    ⁃ Muhammed Rüşdü...
    ⁃ Hangi mektebde?
    ⁃ Bırak deşme birâder, yaramı!..
    ⁃ Böyle mektepler için sarf edemem on paramı!
    ⁃ Öğretir sâdece dinsizliği, ahlâkı bozar.
    ⁃ Çocuğun bilgisi yokmuş, kim eder atf-ı nazar?..
    ⁃ Yok ki bir medrese gitsin, okusun!..
    ⁃ Açma, bırak!
    ⁃ Niyetin?..
    ⁃ Oğlanı kendim gibi hâfız yapmak!
    ⁃ İşte top patladı...
    ⁃ Yâ hû buyurun!..
    ⁃ Bismillâh!
    ⁃ Ne güzel çorba, bunun misli bulunmaz billâh!
    ⁃ Onu kim yapdı?..
    ⁃ Bizim kaynana..
    ⁃ Nûr olsun eli!
    ⁃ Kereviz pek iyi olmuş, buyurun, terbiyeli!
    ⁃ Beni sen patlatacaksın!
    ⁃ Zarar etmez, korkma!
    ⁃ Eritir bakladan al üstüne, birkaç lokma...
    ⁃ Bu kadar zorlama yâ hû.. Alayım bâri nefes!
    ⁃ Böreğin sâfi Halebdir yağı..
    ⁃ Enfes, enfes!..
    ⁃ Helvanın hâtırı hiç yok mu, canım?
    ⁃ Kalmadı yer!
    ⁃ Bastırır turşu hocam, bir kaşık olsun içiver!
    ⁃ Zerde gelsin mi?..
    ⁃ Aman, hiç bana gösterme.. Götür!
    ⁃ Bu kadar şey de yenir miydi ki.. Yâ Rabbi şükür!
    ⁃ Kahveler, söyle nasıl, sâde mi olsun?
    ⁃ Sâde!
    ⁃ Canlı bir levha-i ibret (?) deniyor Şehzâde!
    ⁃  Gece çıksak mı, ne dersin?.. Hava bir parça ayaz..
    ⁃ Çıkarız sonra.. fakat dinlenelim şimdi biraz..
    ⁃  Gitmesek câmie olmaz mı.. Sen olsan da imam,
    ⁃  Bizde kılsak mı terâvîhi cemâatle, hocam?
    ⁃ Olur evlâd, ama pek fazla yedirdin, şişdim.
    ⁃ Gerçi ben şalvarı tâ sofrada gevşetmişdim,
    ⁃  Yine bak, küp gibi karnım.. Şişiyor gitdikce!
    ⁃ Hazm olur şimdi..
    ⁃ Hayır fazla kaçırdım bu gece!..
    ⁃ Önce bir kahve içip kendime azcık geleyim;
    ⁃ Gideyim sonra da abdestimi bir tâzeleyim!..
    ⁃ Târîh-i tahrîr: 10 Ramazânü’l-mübârek 1343.
    ⁃ Mehmed Âkif
    ⁃ Müstensihi: Fiske”
(atf-ı nazar: göz atmak, bakmak, enfes: çok güzel, pek nefis, zerde: safranla pişirilen tatlı bir tür pirinç yemeği, levha-i ibret: ibret levhası, Şehzade: İstanbul’un Fatih ilçesinde Beyazıt’a yakın bir semt, târîh-i tahrîr: yazılış tarihi). 

 

Bu yazı 2394 defa okunmuştur .

Son Yazılar