D. Mehmed Doğan’ın Mehmed Âkif Konferansı
Adem Ceyhan

Adem Ceyhan

D. Mehmed Doğan’ın Mehmed Âkif Konferansı

18 Mart 2016 - 09:39

Kültür, edebiyat, basın-yayınla alâkalı okuyucularımızı çoğu, tahmin ederim ki, “D. Mehmed Doğan” ismini duymuş; onun uzunca bir zamandan beri gazete ve dergilerde çıkmış yazılarını veya neşrettiği bazı eserlerini okumuşlardır. Doğan, 1947’de Ankara’da doğmuş; Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın-Yayın Yüksek Okulundan birincilikle mezun olmuş; gayet faal ve verimli bir gazeteci- yazardır. 41 yılı bulan yazarlık hayatında birçok kıymetli eser telif edip bastırmış; ayrıca basın-yayın, sosyal ve kültürel faaliyet sahasında millet ve memleket hayrına nice hizmetlere vesile olmuştur. Ben henüz bir lise öğrencisiyken onun Batılılaşma İhaneti’ni, daha sonraki yıllarda Camideki Şair, Bir Lügat Bulamadım gibi kitaplarını istifade ederek okumuştum. Uzun zamandır gıyaben tanıdığım ve ruh akrabalığından ötürü saygı duyduğum yazarla geçen yıl Ankara’da tanışma imkânı bulmuştum. Türkiye Yazarlar Birliği fahri başkanı D. Mehmed Doğan, uzun bir aradan sonra geçen sene 13 Mayıs’ta Manisa’ya gelmiş ve ertesi gün üniversitemizde “90 Yaşında Bir Delikanlı: Âsım” başlıklı bir konferans vermişti.

Hem büyük bir şair, hem de imanlı ve erdemli bir insan olan Mehmed Âkif’i insanlarımıza tanıtmak, onun hayatını, faaliyetlerini araştırmak ve eserlerini günümüz okurlarına sevdirip okutmak yolunda gayretleriyle de bilinen Doğan, Salı günü Manisa Celal Bayar Üniversitesi Muradiye Kampüsü Ümit Doğay Arınç Kültür Merkezi’nde bir konferans verdi. Konferansın konusu, kabulünün 95. yıldönümünü idrak ettiğimiz İstiklâl Marşı’ydı. İstiklâl Marşımız, 12 Mart 1921’de TBMM’de okunarak millî marş olarak kabul edilmişti. Bilindiği gibi, Mart ayı içinde yakın millî tarihimiz bakımından son derece mühim bir gün daha vardır: 18 Mart Çanakkale Zaferi… Doğan, Mehmed Âkif’in I. Dünya Harbi devam ederken Çanakkale Şehidleri için yazdığı meşhur şiirle ondan altı yıl sonra Millî Mücadelemiz sırasında yazdığı İstiklâl Marşı’nı birlikte ele alıp anlattı.

Değerli gazeteci-yazar, Salı günü öğle saatlerinde üniversitemiz Muradiye Kampüsüne geldi. Rektör yardımcısı Prof. Dr. Muzaffer Tepekaya, Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim elemanlarıyla yenilen öğle yemeğinden sonra adı geçen bölüme geçildi. Doğan, bölümün seminer salonunda bazı öğretim elemanları ve yüksek lisans öğrencileriyle bir müddet sohbet etti. Konferans, saat 14. 30’da Ümit Doğay Arınç Kültür Merkezi’nde üniversitemiz basın ve halkla ilişkiler koordinatörü Zeynep Sülek tarafından Doğan’ın dolu dolu geçmiş hayatının öz olarak anlatılması ve onu müteakip İstiklâl Marşımızın hep birlikte okunmasıyla başladı. “İstiklâl Marşımızın yazılış şartlarının anılması bugün önemli mi?” sorusuna cevap vererek konuşmasına başlayan Mehmet Doğan, önce Çanakkale muharebesinden söz açtı. 1914 yılı sonlarında vazifeli olarak Berlin’e giden Mehmed Âkif’in Osmanlı memleketleri, hatta dünya tarihinin seyri bakımından hayati ve çok mühim olan Çanakkale harbini Almanya’da takip ettiğini, konu hakkında Türk ve Alman yetkililerden bilgi aldığını anlattı. Bundan dolayı Çanakkale muharebelerine dair ilk bahislerin şairin Berlin Hâtıraları’nda yer aldığına dikkat çekti. Bu muharebe devam ederken, Harbiye Nezareti, savaşı yerinde görüp anlatmaları için şair, yazar, ressam ve müzisyenlerden meydana gelen bir heyeti, Çanakkale cephesine götürmüştür. Ancak Âkif, dört ay kadar süren Almanya seyahati dönüşünü müteakip, Şerif Hüseyin’in isyanını önlemek için gönderilen resmî heyetle Mayıs 1915’te Arabistan’ın Necid bölgesine gitmiştir. İşte bu sırada Teşkîlât-ı Mahsûsa reisi Eşref Sencer Bey, Harbiye nazırı Enver Paşa’dan Çanakkale Zaferinin haberini telgrafla almış; Âkif, Çanakkale Şehidlerine şiirini Hicaz Demiryolundaki el-Muazzam tren istasyonunda o müjdenin uyandırdığı millî heyecanla yazmıştır. Doğan, burada Âkif’in cepheye gönderilen heyet arasında yer almamasına ve oradan maddeten hayli uzak  bir yerde bulunmasına rağmen, en güzel Çanakkale şiirini yazdığını ifade etti. Gerçekten Çanakkale, harp sahasında kazanılmış bir zafer, onu son derece epik ve lirik bir şekilde, maharetle tasvir eden “Çanakkale Şehidlerine” şiiri ise bu konuda meydana getirilmiş edebî verimler arasında bir şaheserdir. Hatip, Âkif’in Çanakkale zaferiyle âdeta aynileşen, anma yıldönümlerinde daima okunmakta olan bu muhteşem şiirini, kuvvetli bir ihtimalle, devletin vereceği para mükâfatını almak istemediği ve büyük bir eser içinde (Âsım’da) değerlendirmeyi tasarladığı için, 1924’e kadar yayınlamadığını anlattı.

Daha sonra Âkif’in Ankara hükûmetinin daveti üzerine 24 Nisan 1920’de bu şehre vardığını anlatan Doğan, Mustafa Kemal tarafından çıkarıldığı bilinen haftalık Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde, “İslâm şâiri Âkif Bey”in gelişinin mühimsenerek haber verildiğine, onun yaklaşık bir buçuk ay sonra Burdur mebusu seçildiğine dikkat çekti. Daha sonra İstiklâl Marşımızın yazılış safhalarını anlatan konuşmacı, Erkân-ı Harbiye Riyâsetinin isteğiyle bakanlıkça açılan müsabakaya 724 manzumenin katıldığını, fakat hiç birinin tatmin edici bulunamadığını, “son çâre olarak” Maarif vekili Hamdullah Subhi Bey’in yazılı ricası üzerine bu şiiri Mehmed Âkif’in yazdığını ifade etti. Doğan, o yıllarda “şâir-i âzam” Abdülhak Hâmid, Yahyâ Kemâl, “millî şair” Mehmed Emin gibi başka birçok edebî şahsiyetin de hayatta olduğunu,  böyle bir şiirin ancak Âkif tarafından yazılabileceği kanaatinin hâkim bulunduğunu, onun yazdıklarının yazacaklarına teminat görüldüğünü anlattı. Gerçekten Âkif’in Ankara’da Tâceddîn Dergâhında yazdığı şiir, 12 Mart 1921’de TBMM’de ezici bir ekseriyetle kabul edilmiştir.

Konferans, salonun tamamını dolduran idari personel, öğretim üyeleri ve öğrenciler tarafından sonuna kadar alâka ve dikkatle takip edildi. Hatip, sözlerini tamamladıktan sonra bazı öğretim üyeleri ve öğrencilerin yönelttiği sorulara cevap verdi. Program, rektör yardımcısı Prof. Dr. Muzaffer Tepekaya’nın Doğan’a çiçek ve teşekkür belgesi sunuşuyla sona erdi. Salondan ayrılanlar, imanlı ve vatanperver şairimizin, yurdumuzun 95-100 yıl önce uğradığı düşman saldırıları karşısındaki büyük hizmet ve mücadelelerini şükranla hatırlıyor, onu rahmetle anıyordu…     

Bu yazı 2795 defa okunmuştur .

Son Yazılar