“Bana Bir Harf Öğretenin Kölesi Olurum”
Adem Ceyhan

Adem Ceyhan

“Bana Bir Harf Öğretenin Kölesi Olurum”

28 Kasım 2016 - 10:37

24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla bir merkez ilçemizin belediye başkanı, şehrin çeşitli yerlerine astırdığı panolarda Öğretmenler Gününü kutlamış; tebrik mesajının üst tarafına Hz. Ali’ye ait “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” sözünü de almış. Hz. Ali’nin, kendisine faydalı ilim öğreten kişi için hissettiği minnettarlığı belirten bu özlü söz, bilgi veren insana, hocaya öğrencilerin duyması gereken saygıyı ifade etmek üzere edebiyat tarihimizde yer geldikçe anılmıştır. Ancak nakledilen cümlenin Tâlîmü’l-müteallim gibi eski kaynaklarına gidildiğinde, “Bana bir harf öğretenin kölesiyim. O beni isterse azad eder, isterse hizmetinde alıkoyar” şeklinde kayıtlı olduğu görülür. Bu vecize, halk arasında “Bana bir harf öğretenin kölesi olurum” biçiminde anılır olmuştur. Söz konusu özdeyiş, “Kim bir kula yüce Allah’ın Kitâbından bir ayet öğretirse, o kişinin efendisidir” manasına gelen ve hadis olduğu rivayet edilen cümleyle de alâkalı görünmektedir.

Türk Edebiyatında Hazret-i Ali Vecizeleri adlı kitabımda bu sözün şair ve yazarlarımız tarafından anılışı konusunda örnekler vermiş; misallerden önce şunu belirtme gereğini duymuştum: “Hz. Ali’nin kendisine ilim öğretene minnettarlığını ifade eden mezkûr vecize, bu rivayetle birlikte okunup düşünüldüğünde, zannederiz ki, daha iyi anlaşılacak ve mübalâgalı bulunmayacaktır. Yani uğruna bende olunan, alfabenin bir harfini öğreten kimse değil, insana Kitab’ı açıklayan, gerçeği tanıtan ve doğru yolu gösteren muallimdir. Ayrıca, okuma yazmanın, insanın kitaptan faydalanmasını sağlayan ve ona ilim âleminin kapılarını açan bir anahtar olduğu düşünülürse, bu sözün manası herhâlde daha iyi kavranacaktır. Bedir Harbi’nde esir edilen okur yazar gayr-ı Müslimlerden her birinin, on Müslüman’a okuma yazma öğretme karşılığında serbest bırakılması vakıasını da burada hatırlatmak yerinde olur.” 

Hz. Ali’ye ait olduğu nakledilen bu meşhur sözü, bir müddet Serez’de yaşadığından “Sirozlu Sâdî” diye tanınan, fakat aslen Harputlu olan Muallim Sâdî (1853?-1916) de bir manzumesinde anmıştır. Çıkardığı gazete ve dergilerde, yazdığı şiir ve nesirlerde çeşitli konulara dair bilgi vererek halkı, çocukları, gençleri aydınlatma yolunu tutan Muallim Sâdî, 1909-1910 yıllarında Üsküp’te Yıldız adlı haftalık bir mecmua neşretmiş; Cerîde-i Sufiyye adlı tasavvufî, dinî, ahlâkî, edebî, siyasî dergide de bazı eserlerini yayınlamıştır. Maksadımız burada onun hayatını anlatmak değil; öğretmenlere öğrencilerin duyması gereken hürmet ve minneti anlatan bir manzumesini aktarmak... Muallim Sâdî’nin “Şanlı Bir Söz” başlıklı manzumesi, Yıldız dergisinin 47. sayısında yer alır. Şair, hece ölçüsünün 15’li kalıbıyla yazdığı bu manzumede, öğrencilerin hayatında hocaların bilgi yönünden tuttuğu yeri tarif ve tasvir etmeye çalışarak onlara duyulması gereken saygıyı dile getirmeye gayret etmiştir. Muallim Sâdî’nin 19. asrın son yıllarından itibaren çeşitli gazete ve dergilerde “açık Türkçe” yazmanın gerekliliğini ifade ettiğini, bu yolda geniş okuyucu kitlelerinin kolayca anlayabileceği biçimde “aile manzumeleri”, çocuklar için talimî (öğretici) ve terbiyevî şiirler de yazdığını bilmekteyiz. İşte onun sunacağımız bu manzumesi de zamanına göre “açık Türkçe”yle yazılmış; Türkçü şair Mehmed Emin’in eserlerini andırır tarzda, şiiriyet yönünden pek ahenkli ve başarılı sayılamasa da millet çocuklarına hocaya saygı, vatan sevgisi, çalışkanlık, ilim öğrenme gibi bazı millî ve manevî değerleri telkin eden bir metindir.   

 

Bu yazı 5298 defa okunmuştur .

Son Yazılar